KEHRİBAR TESBİHİ
Kehribar tesbihini, parmakları arasında dolandırırken, yüzü, yorgunluğun sinyalini veriyordu. Sinyal; gözünün altında gölge, şakaklarındaki damarların ve burun kanatlarının kırmızılığıydı. Buna rağmen tesbihinden gözünü ayırmıyordu. Duygusallığında bu kadarı olmaz, deniyordu.
Tesbihinin tanelerini, tek tek inceliyordu. Yapılışını minnetle andığı ustasıyla özdeşleştiriyordu. Elinin ısısının kehribara yansımasıyla, renk sarıdan kırmızıya dönüğünü söylüyordu. Dönüştüğü renk ise kehribarda kendine has olan bir değerlilikti.
Özel ustasının, tesbihine açık söylemek gerekirse tutkuluydu. Bu tutkusunu yerine getirmeliydi. Bu noktada sosyal ve ekonomik problemler de başlıyordu. Zaman içinde tutkusunu beyninde bitirmeliydi. Beyin, güzel olanı sayıya bağlamıyordu. Elinde beş veya on tane varsa güzeldir, denmiyordu. Bu tutkuya esir olmuş, kurtulamayan kişiler, vardı. Bu kişiler kehribar tesbihi için can atıyor ve alıp satıyordu. Bazen de çakı bıçağı veya saat ile değiştiriyordu. Bunlar düşe kalka ilerleyen, tutkululardı.
Böyle bir döngü, aralarında sürüp gidecekti. Kısacası kendi tutkularına kölelik yapıyorlardı. Tutkuları onlar için değerliydi, hatta medeniyet ölçüsüydü. Tesbihlerini sevmeyenleri gale almazlardı.
Tutkulu insanlar, çok sevdikleri tesbihlerini bazen satarlar. Onların özel alıcıları, genelde koleksiyonculardır. Çünkü tesbihler koleksiyonere yarayacaktır.
Bu insanların bazıları da tesbihlerini antika yerine koyarlar. Antika olarak; yıllanmış tesbih diye değerlendirilirler.
Bazı tutkulular da yaşantısı engellerle dolu olduğu halde, tesbih peşinde koşmayı normal kabul ederler. Koşuda tökezlenirlerse, toparlanmaları kolay olmaz. Kendine göre doğru yolda ilerlemesi, tutkusunu değerlendirmesine bağlıdır.
Kehribar tutkunları, insanları ikiye ayırırlar. Kehribar tesbihini sevenler ve sevmeyenler diye. Sevenleri güçlü duygusal yönleriyle insan gibi insandırlar. Sevmeyenlerin ise dünyadan habersiz mantar gibidirler. Bunlarla konuşmaya değmez, zaman kaybıdır, derler.
Kuşların cıvıldaması ve suyun çağıldamasından haberleri yoktur.
İnsanın kalbi kehribar için atar, derler.
Hasan TANRIVERDİ














