Dedem ve babam da köyün çobanıydı. Çoban ısmarlamayla bulunmaz. Çünkü, çoban, sürüsünün sorumluluğu olmak üzere, beslenmesi ve can güvenliğini yerine getirmelidir. Çoban olmak kolay değildir. Canları besleyeceksin ve koruyacaksın, insanlar sana güvenmişler.
Çoban, sürüne doğal davranmalı ve güvenli bir iklim yaratmalıdır. Gönlü zengin olmalı ve hayvanlarını çok sevmelidir.
Yaşlı bir çobana sordum. Koyunların kayıp olsa fark eder misin? Seni tanırlar mı? Dedim.
Yaşlı çobanın sözlerini unutamam. “Onları tek tek tanırım. Gerekirse isimleriyle çağırırım. Akşam yiyeceklerini veririm, beni görürler öyle uyurlar. Seslenirim gelirler. Ben de onlarsız yapamam, onlar benim yavrularım,” dedi.
Sis tepelerden sarkmaya başladı. Çoban, sürüyü kapalı yere aldı ve kapıları kapattı. Köpeklerini saldı. Köpekler çevreye kimseyi koymazlardı. Çoban, kurt sesi duysa, köpeği ile üzerine gider ve onu kaçırırdı.
Koyunlar çayırını yediler ve yattılar. Sabah erkenden, kalkarlar ve çobanın yedirmesini beklerler. Çoban onları otlağa çıkarır. Köpekleriyle sürünün çevresinde gezinir. Böylece sürü, her durumda korunur.
Hava bulutluydu, yağmur gelebilirdi. Çoban köpekleriyle beraberdi. İleriden bir ses, çobana diyor ki, koyunlarından satın almak istiyorum, konuşabilir miyiz? Çoban hayır yaklaşmayın, sizi köpeklerden kurtaramam, dedi.
Çoban, komşularıyla iyi geçinir, fakat sürüsünün içine kimseyi sokmazdı. Otlağına başkasının gelmesini istemezdi. Çünkü, dünyanın bin bir hali vardı.
Çoban tepede bir ay kalırdı. Orada da güvenli mağarası vardı. Mağara köyündü, başkası sahiplenemez ve içeriye giremezdi. Mağarada, yabanilerden, rahat korunurdu.
Mevsim bitiminde vadiye iner ve o günler bir hafta izin kullanırdı. Çoban köye gider, anasına yardım ederdi. İzin dönüşü, köpek ve koyunların onu karşılayışını görmek gerekirdi. Hepsi ayaklarına sarılır, özellikle köpekler onu bırakmaz ve yanında otururlardı.
Koyun sahipleri gelir ve kırkımlarını yaz başında yapardı. Yünlerini değerlendirirlerdi. Koyun sahipleri, kuzularını köye götürür ve özel olarak bakarlardı.
Hasan TANRIVERDİ





















