KREMATORYUM
Dün Wüzburg’a vefat eden Ayten Heck’in cenazesinin Atib’e otuz yıldır her ay cenaze nakil parası ödemiş olmasına rağmen sahipsizliği nedeniyle belediye tarafından krematoryumda yakıldığı haberi geçti, üzüldüm. Bir kızı varmış Amerika’daymış.
Birebir şahit olup dinlediğimiz bir olayı hatırladım. Önceleri oldukça düzenli işleyen bu sistem de herşeyde olduğu gibi son yıllarda güvenilirliğini yitirmiş demek.
Nürnberg’de görevdeyiz, maaşlarmız Nürnberg İşbankasına yatırılıyor, alıyorum her aybaşı öğrenci olan oğluma harçlığını havale edip işim bitince de bankanın bitişiğindeki Türk pastanesine uğruyorum, yurt özlemimi yatıştırmak için ama künefeleri ve çayları çok güzel üstelik doğruyu söylemek gerek. Yurtdışında kendinizi iyi hissediyordunuz Türk yerlerinde.
Bir kaç bayan çalışanı var işletmenin içlerinden biri oldukça nazik ve ilgili hemen hâl hatır soruyor.
Burada sosyalleşme derneklerle sağlanıyor orda görevliyiz ya dernekler de davet ediyor uygun olursak balkonsolosğumuzca da istendiğinden konsolosluğumuzu temsilen katılıyoruz.
Yine bir haftasonu bir tanıdığımın torununun doğumu için mevlidi olduğunu, söylendi ve davet edildim, uygundum da katıldım.
İlk giden işçilerimiz iş yoğunluğundan ve dil bilmeme sorunlarından çocuklarıyla yeterince ilgilenemedikleri için bu bu yüzden olsa gerek Türk çocukları arasında suç oranı arttığı belirlenmiş, Alman inceler, kılı kırk yarar hem de incelemiş ve Türkiye’ye bildirmiş. ‘gelen vatandaşlarınızın çocukları arasında suç oranı arttı, bunun din bilgisi eksikliğinden kaynaklandığını düşünüyoruz eğer bir din bilgisi edindirme kaygınız varsa gelin çocuklarınıza din bilgisi verin demiş’ bizimkiler de gidecek din görevlisini nerden nolacak, kim olacak, paralarını hangi bakanlık bütçesi üstlenip ödeyecek deyip ipe un sererken bazı Arap ülkeleri maaşları biz finanse ederiz demişler, etmişler de işte millî görüşçüler, kaplancılar, Süleymancı kadrolar oluşmuş sonrasında Fetöcü kadroları eklenmiş öyle oluşmuşlar ve çok güçlüler hâlâ Almanlar ve oradaki Türkler tarafından kabul de gören lobiler ve oluşumlar bunlar.
Derneğe gittiğimde tören başlamıştı, Kur’an okunuyordu, yer verildi oturduk ve dinledik, okuyan kadın bir ara bana gülümsedi Türk pastanesinde çalışan kızmış meğer beni tanıdı, siyah giysiler ağır sürmeli makyajı ve siyah gözlükleriyle de olsa ben de onu tanıdım. Oysa ben Ditib’in din görevlisi olan arkadaş okur sanmıştım.
Okuması bitti, dualar edildi, onunla da zarif bir baş selamıyla selamlaştık uzaktan.
Doğal olarak davetli dinleyiciler din bilgileri olan hoca kıza sorular yönelttiler, olabildiğince cevapladı.
Derken üzgün olduğu her halinden belli olan yaşlı bir teyze söz aldı ve dediki ağlayarak ‘otuz yıllık Alman komşum Oma’mız öldü, önceleri bizi çok üzmüştü de ama sık sık görüştükçe kültürümüzü tanıdıkça bizi sevdi ve yakınlık duydu, kimsesi de olmadığından güvendi, derdi ki ölürsem gömülmeyi çok isterim çünkü bu yaşıma kadar ben topraktan çıkanlarla beslendim, benim bedenimi de topraktaki canlılar yese ama kimsem yok, beni muhakkak yakarlar derdi, gerçekten de kimsesi yok ölüncr Avusturya’daki kızını aradık annen öldü diye, beni bunun için mi aradınız, gelemem dedi, uzakta bir yeğeni varmış genç biri o geldi, o da benim param yok devlet ne yaparsa dedi, yakacaklarmış, ben cenaze törenine gitsem günah olur mu?’
Din görevlisi kız hemen ‘olmazzz bizim dinimizde caiz değil haram’ deyim kestirdi attı.
İnsiyatifi ele aldım, söz istedim, soruyu soran hanıma efendim komşuluk hakkına binaen gidebilirsiniz, yalnız olaki töreni benimseyip beğendiğinizi içinizden dahi geçirmemeniz gerek orada komşuluk hatırı için bulunduğumuzu düşünmeniz hissetmeniz yeterli komşuluk hakkı için bulunacaksınız siz, dedim fetvayı verdim, hafif de olsa gergin ortam yerini bir huzura bıraktı duayı da aldık.
Kadın sevindi, bizim din görevlisi sesini çıkarmadı, ikramlar bitti.
Derken tören sahibine teşekkür edip kalkacakken bizim din görevlisi kız bu ay dernek veya yurt mu dedi bilemedim kirasını ödeyemediklerini söyledi ve yardım ima etti, herkes üçer beşer Euro verdi, bir ara artık paralar kızın eline sığmadı bir bozukluk yere düştü.
Soruyu soran kadın hemen cebinden bir cüzdan çıkardı Oma’mın cüzdanı dedi, bana hediye etmişti al buna koy paraları, kız aldı paraları koydu, çantasına attı…
İçim burkuldu ey Oma dedim, hayrın hayır olsun, Allah gittiğin yerde huzurlu kılsın seni.
İyilere denk gelesiniz.
Şükran Uçkaç Yargı
25 Mayıs 2026 Ankara















