Tahlil sonuçları, ekmeği ve şekeri azaltmayı, hatta hiç yememeyi gerektiriyordu.
Doktor sıraladı, ama midemin ekmek ve tatlı çilesini nereden bilecekti. Doktor kanıma bakmış ve yazmış, bir şey anlamadım. Ekmek ve reçel, kanımın neresindeydi.
İlk günün bilançosu, kahvaltıda ekmeği bir lokmaya, tatlıyı da üçte bire düşürdüm. Reçetenin hikâyesi, bir yudum ekmek ve üçte bir tatlı. Tarlada düştüğüm durumu açıklamam çok zor. Şöyle ki ayağa kalkamadım. Lahana bana bakıyor ve ben lahanaya.
Böyle bir listeyle doymak denilen fiile erişilir mi? Reçeteye göre midemin dibi bile düzlenmiyor. Üçte bir reçeli ekmekle yesem neyse. Kaldığım hali görüyor musunuz?
Kahvaltı masasını üç dört yıldan beri, elma ağacının altına kuruyoruz. Önüme konan reçeteye uygun ekmeğin haricinde iki büyük ekmek dilimini, ağacın dalına koyuyorum. Dikkat etseler bile göremezler, çünkü yapraklar da reçeteye karşı. Çaylar tazelenmesi sırasında, daldaki dilimin birini alıp yiyorum. İkinci çay faslında da ikinci dilimi hallediyorum.
Doktorun ekmek fiyaskosu derinlikli olarak başlıyor. Midem Ihlara vadisinde uçan balonları gibi şişiyor. Kahvaltıda midemin balona benzememesi için uğraşanlar, ekmeğe olan hücumu görmeleri imkansızdı. Gördüğünde sinir katsayısı yükselecek olan hanım ise çay peşindeydi.
Reçete şeffaf bir tavır gösteriyordu…
Daldaki ekmek eylemimi tutmuştum. Kimse beni ekmekten ayrı düşüremezdi. Yağlı güreşçi gibi ekmeğe direniyor ve açık düşmüyordum. Ters paça ve kazık atak bendeydi. Soluklanmak istiyorum diyerek masadan bir süre ayrılıyordum. Olayı kardeşim anlattığında, gülme krizine tutuldum. Gözlerimdeki yaşlar bitmiyordu.
Kardeşim, bahçede midemin sesi evden duyulur. Boş çuval değil, yırdık çuval gibi oldum. Dereye iniyor ve suya girdiğimde midemin sesi kesiliyor. Acaba suda ağzımı açsam balık gelir mi diye de düşünmüyor değilim.
Masanın hazırlanışında dikkat çekecek davranışlarda bulunmuyorum. Reçeteyi uygulayan, uyuşturulmuş aslan misaliyim.
Elmanın dalı sağ olsun, ekmeği halletti. Tatlı derdime de bir çare diye şiir okuyorum. Dal benden bu kadar deyince başka yollara baş vurdum. Fakat uygulama şansı bulamadım. Tabii ki reçeteyi uygulayan olarak tam not aldığımı söylemeliyim.
Doktora giden habere göre, biyonik adam iken açlıktan iyonlarıma ayrıldım. Her tarafı oynayan iyonik adam olarak, kaburga kemiklerim sayılmaya başlandı.
Tatlı konusunda ilk öneriyi kardeşime sundum. Buna göre, elmanın içi reçelle dolacak ve masaya gelecekti. Masada elma yerine reçel yemiş olacaktım. Böylece üçte üç reçel işi hallolacak ve reçete tamamen devre dışı kalacaktı. Bir başka durum ise, ekmeğin arasına peynir konacak ve yalnız peynir yenecekti. İkinci hamlede peynir yerine reçel konacaktı. Böylece üçte üç tatlıya ulaşılacaktı.
Doktoru dinlememenin rahatsızlığını duyuyor musun? Mutlaka duyuyorum. Başım dönüyor ve unutkanlık baş gösterdi.
Anlattığına göre, elmanın dalını hayatından çıkar. Ona göre kahvaltını yap ve suyunu normal olarak iç. Bakalım değişen ne olacak. Çünkü daldaki ekmeği ancak üç kişi yiyebilir. Peynir ve tatlı da işin cabası. Onlar sana zarar veriyorsa şekerini de fırlatır. Ayrıca yağı da dikkatli yemelisin.
Doktorun dediğini uygulayanın iyi olduğun tanık oldum. Tuzsuz yemek gerekiyor. Çayı şekersiz içmek gibi bir şey. Elma dalı ekmeği tanımasın ve tatlıların cezası uzaklaşmak olsun.
Şekeri her besinden alıyoruz.
Reçeteyi doğal olarak uyguladım, baş dönmesi ve unutkanlık kalktı.
Hasan TANRIVERDİ























