Öğretmen “pazar yerine gittiğinizde karşılaştığınız ilginç olaylardan birini yazacaksınız,” ödevini ilk okul ikinci sınıf öğrencilerine verir. Öğrenciler ödevlerini yapar ve teslim ederler.
Öğrencilerin yazdıkları:
İlker, pazarı babamla gezdik. Babam fiyat soruyor fakat almıyordu. Dönüşte diyor. Bulgur ve pirincin fiyatını sordu. Dönüşte, dedi. Elma alacaktı ve ona dokundum ve sakın dönme, dedim. Babam önde yürüyordu. Çabuk yürüme ayakkabı ayaklarımı vurdu, dedim. O hala yürüyordu. Kulakların sağır mı diye bağırdım. Annem derdi de inanmazdım, gerçekten sağır.
Cavit, yola erken çıktık. Kenarda beklemeye başladık. Hava henüz aydınlanmamıştı. Arkamıza bir gölge geldi. Geri döndüğümde, çıplak ayaklı, yıprak gömlekli ve saçsız bir adam belirdi. Babama yaklaştı, babamın benzi attı. Adam Pazar yönüne doğru kaçtı. Biz de eve döndük.
Hande, babamın peşini bırakmıyoruz. Babam her tezgâhta konuşuyor. Fakat almıyor. Tereyağı ve peynirimizi sattık. Gidip döner yedik. Bana kışlık bot aldı. İki pazarcı kavga etti. Önlerindeki mısır ununu birbirinin başına geçirdiler.
Zehra, pazara annemle gittik. Annem, babamla beraber olmayı istemiyordu. Onun için babam peşimizden gelecekti. Annem, babanla bir eşyaya bakamıyoruz, diyordu. Pazar hamallarının kavgasını izledik. Birbirlerine yük ipleriyle vurdular. İzleyenlerin çoğu ayırmak yerine gülüyorlardı. Yazık birinin yüzü kan içinde kaldı. İhtiyaçlarımızı aldık. Babam parasını düşürmüş kıvranıyordu. O arada anons para bulundu, diyordu. Babam gitti ve onun olduğu ortaya çıktı.
Rüştü, babam döner yedirecek diye tüm yükü sırtladım. Peynir ve tereyağını sattık. Ekmek ve helva aldı, annene de götürüsün, dedi. Pazarı sevmiyorum bağıran çağıran başım şişiyor. Babama kaldırıma çık yolda durma dediğimde kamyonetin aynası çarptı. Babamın kolu incindi. Sağlık ocağında sardırdık. Babam sarılı kollu, annemin ısmarladıklarını aldı ve arabaya binip eve geldik.
Remzi, pazara döner için gidiyorduk. Babam yağmurda dönerimizi yiyelim, beklemesin, dedi. Yedikten sonra yağmur kaldığında, alacaklarımıza bakacaktık. Pazarcıların arasına polisler girdi ve arama yapmaya başladı. Babam yedik gidelim, dedi. Annemin ısmarladıkları, dedim. Babam dinlemedi ve arabaya gittik, eve kaçtık. Niçin olduğunu bilemedim.
Şengül, pazara gider ve döner yemeden çıkmayız. Babam döneri sevmem der ama bizden çok yer. Sonuna alacaklarımızı bırakırız. Bu hafta yalnız yağ sattık. Kalabalık ve üstüne de yağmur, pazar yeri çileye dönüştü. Babam alıp çıkalım, dedi. Annem yağmur yalnız buraya yağmıyor köye de yağıyor. Hemen gitmeyelim, dedi. Keşke gitseydik. Çünkü arabalar çatıştı ve kavga koptu. Bir gurup insan geldi, önlüklüydüler ve zam diye bağırdılar. Kime bağırdıklarını babama sordum, o da bize değil, dedi.
Yasin, Pazarı sevmiyorum. Döner olmazsa gitmem. Polis arabaları uzun korna çaldılar ve geçtiler. Babama nereye gidiyorlar diye sordum. Valiye gidiyorlar, dedi. Babama sorduğum her soruya vali diyorsun, neden diye sordum. Babam vali buranın yöneticisidir. Peki döner yememize de o mu karar veriyor, dedim. Babam sustu cevap vermedi.
Öğretmen, Yasin’e olay gördün mü? Sordu. Yasin, babam pazarda olaysız bir anı geçmez, dedi. Gerçekten az sonra, pazarcılarla kavga başladı. Aracı olarak babam da gitti. Ağzı burnu kırıldı geldi. Kan içinde iken annemin aldın başına dert sözüne “nasıl ayırdım,” dedi. Sanki kardeşin dövüşüyor, dedi. Babam kanlarını temizlemek için suya gitti.
Öğretmen bundan sonra tipik olaya rastlayan, yazıp getirecek, dedi. Kürşat yazamam, annem kavga sesi duyduğunda, kolumuzdan tuttuğu gibi kaçırıyor, dedi.
Hasan TANRIVERDİ




















