Sepetin bağını düzeltti ve pazarın yolunu tuttu. Elmalarını pazara götüren Tarık ağa, sepetinin başında durur ve elmalarını satardı.
Tarık ağa normal boylu ve zayıf yapılıydı. Titizdi, botları boyalı, elbisesi ütülüydü. Kafasındaki saçları kaçmıştı. Gözleri dışarıya fırlayacak gibiydi. Elmacık kemikleri çıkıktı.
Kamburun Ali, Tarık ağa elmayı tane işi satıyor, ben de satabilirim, dedi. Fakat tane işinden hoşlanmadım. Ali, meyvelerin küçük ve büyüğünü nasıl ayarlıyorsun, dedi. Ağa soruya kızsa da satarken dengeliyorum, dedi.
Kamburun Ali bu defa meyvelere ilaç atma işini sordu. Az da olsa atıyorsundur, dedi. Ağa isteksizce atıyorum, dedi. Ali konuşuyor, ağa da ilgilenmiyordu. Pazara kadar konuştular.
Ali, bahçesinin bakımını anlatıyordu. Tarık ağa biraz daha yavaşlıyor ve bahçenin bakımında yalnız ilaç mı gerekiyor, dedi. Fakat sepeti biraz ağırlaşmış gibiydi. Ali konuşturduğu Ağanın dikkatini dağıtmayı başarıyordu. Bu esnada külek kafalı, soluk yüzlü, küçük gözlü, uyuz arkadaşı da Ağanın sepetinden iki elma alıyor ve yerine taş koyuyordu. Böylece sepetin ağırlığı dengede kalıyordu.
Ali ağzını açıyor ve bağırarak, esnaflar kilo işi satıyor, sen ise tane işi uygunsuz olmuyor mu? diyordu. Külek kafalı da gülüyordu. O arada elma ile taşın değiştirilmesi gerçekleşiyordu. Külek kafalı sararmış yüzüyle, Tarık ağanın hoşlanmadığı tipti.
Tarık ağa gidin birlikte, yürümek istemiyorum, dedi. İçinde burukluk hissetti. Kalp atışları artmasını, sepetin ağırlaşmasına bağladı. Çevreye baktı ve sakinleşme istedi. Ağır usul pazara vardı. Sepetini sırtından indirdi ve sergi bezini yere serdi. Elmaları bezin üzerine döktü. Fakat taşları görünce yapılan hakareti anladı. Taşları sepetin içinde bıraktı.
Taşların üzerine gazete kâğıdını serdi. Yükselen intikam ateşine engel olamadı. Gençlik deliliklerime döndürecekler, dedi. Acı verici bir savrulma yaşadı. Sepetin bağı keşke hep kesilse de bu olayı yaşamasaydı. Kafasını en ücra köşesi bile cızırdıyordu.
Muhatap olmadığı kişilerin yaptıklarını hazmedemiyordu. Ne hale düştüm, hayatın cilvesi…
Tarık ağa yanındaki pazarcıya elmalarını bıraktı ve rahatsızlandığını söyledi satmasını rica etti.
Ağa kendi kendine, eski işlere dönmenin gereksiz olduğunu, yakışık almayacağını söyledi. İç dünyasındaki hesaplaşmayı bitirmeden, eve vardı.
Ağa taşları yolun kenarına döktü. Olayı hanımına anlattı. Hanımı bize düşen, ahlaksızların seviyesine inmemektir, dedi. Ağa yemeğini yedi, biraz dinlenmek için uzandı.
Bahçede kendine göre bir şeyler yaptı.
Tarık ağa aradan iki ay geçmişti, vilayete gitmek için dolmuşa bindi. Bir kilometre yol almışlardı ki, yağmur bardaktan boşalırcasına yağmaya başladı. Tam o sırada yol kenarında Kamburun Ali ile külek kafalı sarı suratlı can havliyle el ettiler. Şoför durmaya niyetlendi, fakat Tarık ağa, iki kişilik boş yerin parası bende devam et, dedi.
Ali ile külek kafalı, herhalde sudan çıkmış eşeğe benzemişlerdi.
Hasan TANRIVERDİ























