Bir kadın, kitap standımızın önünde öylesine dikilmiş duruyordu. Sağ eli çenesinin altında bir tanıdığa bakar gibiydi. Üstelik de gülücükler uzatmaktaydı benden yana. ‘Acaba tanışıyor muyduk?’ diye içimden geçirdim.
” Merhaba, hoş geldiniz”.
Standımıza doğru yaklaştı.
Hemen yanıbaşınızdaki sahnenin hoparlöründen çıkan seslerden, sözcüklerim dağılmıştı. Birbirimizi tam duyamıyorduk. Daha da yaklaştı.
” Efendim!”
Sesimin tonunu yükseltip;
“Yardımcı olabilir miyim? Aradığınız bir kitap var mıydı?”
“Yok, ben öylesine bakıyordum,” demişti.
Laf olsun torba dolsun misali sordum:
“Ben de öylesine, size baksam olur mu?”
Gerçek şu ki, kadını didaktik nüansla safdışı etmeyi düşünmüştüm ki, benden önce sözü diline almıştı.
Neydi o konuşma yahu?
“Bakın tabi ki…Neden bakmayasınız ki? Hem severim bana bakılmasını.”
Çattık!
“En son ne zaman baktınız aynaya?”
Güzel olsaydı bari!..
‘Herhalde az biraz narsistlik var,’ diye düşünürken;
Sanki bir ayaz esmişti, ağustos sıcağından yanan gönlümün ovalarına.
“Ben aynaya hiç bakmam ki, aynalar baksın bana!”
Haydaa!
Pençe atıyordu sanki.
“Biliyor musunuz?” Dedi.
“Neyi?”
“Ben kitap okumasını hiç sevmem. Hatta kitabı elime bile almak hiç istemem..!”
Eh, kaşınmıştı..!
” Neyi seversiniz?”
“Sohbeti.”
“Kitap hakkında mı?”
“Hayır. Dedim ya ben kitap okumayı sevmem..!”
“Öyleyse bu kitap fuarına neden geldiniz?”
“Yazarlarla sohbet edip onlarla foto çekilmek için…”
Kıkırdadı.
“Böyle bir hobim var işte…”
O dakika dilimin ucuna kadar dizilen sözcüklerimi, geldikleri sabır odama geri gönderdim. Zira, kadını başımdan savmak istiyordum. Kitap standımızın önünde gölge yapıyor, gevezeliği ile diğer okurlarımızı engelliyordu. Ayağa kalkıp kadına doğru eğildim.
“Ama bizde foto çekimleri ücrete tabidir..!”
Kıkırdadı.
“Yanıma para almamışım. O halde bende başka bir yazarla sohbete gideyim!”
İşe yaramıştı!
Logore kadın, bize el sallayıp uzaklaşmıştı!
Emine Pişiren /Edremit _ Altınkum
Dip not: Logore tıp dilinde, ” dil ishali” anlamında kullanılan bir sözcüktür.





















