Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cumartesi, Ocak 31, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Emine PİŞİREN

Kürt İdris Ölünce İmamlar Neden Onu Yıkamamışlar? -1

Emine PİŞİREN Yazar Emine PİŞİREN
07 Şubat 2020
Emine PİŞİREN
0
401
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Neyzen Kızıl Sultan, lakaplı A.Hamid zamanında benzer siyasi irade yönetimine karşı durmuş. Şiirleriyle siyasi iradeye kartopu atmış.
Halk yine uyanamamış. Çözememişler Neyzen’i. Kimi ona deli demiş, kimi veli.
Şair Eşref de o misal. Paşalar sevmese çoktan katli vacipti.
Bakmışlar halkı uyandıracak, sürmüşler onu da M. Akif’i de…

Namık Kemal farkı farkettirmeye çalışmış, zindanlara atılmış.

“Vatan Yahut Silistre” diye yazmış çizmiş, yaşadığı sürece bu mücadelesini sürdürmüş, ama halk bir türlü onu da anlamamış, çözememiş…

M.Emin Yurdakul’uyu Anadolu ve Şerefli Türk Kadını adlı şiirleriyle halkın sol yanını titretmiş vatan aşkıyla.
O yıllar işgal yılları.
Anadolu yanıyor.
Şair, halkı iç ve dış emperyal işgallere karşı uyandırmaya çalışmış.
Tam yorgun düşünce M.K.Atatürk onu farketmiş. Biri cephe önünde, diğeri cephe gerisinde savaş vermişler.
Halk uyanmış.
Şiirlerinden etkilenen halk Kurtuluş Savaşını kazanmamızı sağlamış.
Sonra memleket çoklu siyesetle yine alabora olmuş.
Memleketimden insan manzaraları edebi resmini çizmiş yazar, şair Nazım.
Onu susturmak isteyen siyasi irade, onu gri parmakların ardında, yamalı rutubetli dört duvarlarda tutsak etmiş.

O dahi halkı uyandıramamış, çözememiş.
Makedonlar ayağa kalkıp bize seslenmiş:
“Boş yere bize gelmeyin. Biz size iki Kemal verdik. İkisini de siz öldürdünüz. Üçüncü Kemal, bir daha gelmez bu dünyaya.”
Doğru valla!
Üçüncüsü hala gelmedi. Ama bekliyoruz.
…
Bir zamanlar adına eşkiya dediğimiz, yüreği vatan sevgisiyle çarpan insanlarımız vardı.
Onlar dahi dağlardan inip savaşıp, vatan için kanlarını döktüler. O emperyal çakalları yaşamasına izin vermediler.
VATAN SAĞ OLSUN dediler, şehadet şerbetini yudumlarken bile.
Çok değil bundan 50 sene önce yine benzer şehir eşkiyalarımız vardı. Korkardık büyüklerimizin biz çocukken onların hikayelerini anlatırken, titrerdik.
Bir de o yıllarda, adaletin darası bozulduğunda, yani kalemi elinde tutan hakim hakları eşit dağıtmayıp “eksik tarttığı” zamanlarda çaresiz kalmış halk onlarda hak ararmış.
O mafya babalarını Teksas, Tommiks, Zagora benzetirdim…
Çocukluk işte…
Korkularımız silinirdi. Yerini hayranlık alır, güven duygumuz oluşurdu.
Nasıl mı?
Anlatayım efendim: Örneğin 3 yaşındaki sübyana tecavüz etmiş, 10 yıl hüküm giymiş birinin yaşaması onlara göre haramdı.

Mağdur ana_babayı dinleyen mafya babası “katli vaciptir” dedi mi, bitmiştir hapishanede o sapığın işi…
Ya kemerle boğulur, ya da şişlenirdi.

Hadi bakalım bundan sonra hangi sapık, hangi masum sübyana dokunabilirdi?

O yıllarımızı çok net anımsıyorum: Mafya babalarının bulundukları bölgelere nam saldığı korkularda bile halkta adalet, asalet, takdir hayranlık duyguları oluşurdu.
Gel de o yılları özleme şimdi?
…
Aile dostumuzun dayım, dediği Kürt İdris lakaplı mafya lideri hapise girmiş. Tabi müebbet…
Ecevit affından yararlanıp iyi halden tahliye olunca, ona içeride biad edenler, yatağını derip bağlamışlar. Eşyalarını valizine koyup kapatmışlar. Kürt İdris valizi eline almış. Koğuşta yıllardır yarenlik ettiği mahkumlara şu sözü söylemiş:

“Yatağımı açık tutun. Çok değil bir hafta sonra nasıl olsa yine geleceğim. Dışarıda yarım kalmış bir işim vardır. O şerefsizi öte aleme postalayıp döneceğim. Hadi hakkınızı helal edin.”

Bu sözlerin 2 gün sonrası geri gelmiş. Koğuş arkadaşları onu güler yüzle karşılamışlar.

“Hoşgelmişen Ağam. Gönderdin mi o şerefsizi öte dünyaya?”

“Yahu ni dersiniz siz? Verin şu yatağımı. Bi daha gelmem buraya!”

Tabi herkes mıh gibi çakılmışlar.
Kürt İdris anlatmış:

“Yahu dışarıda ben 1 şerefsiz vardır bilirem. Şimdi herkes şerefsiz olmuş, valah billah!.. 100 yıl yaşasam bile bitiremem o şerefsizleri.
Bu dünyaya 28 peygamber, 320 evliya gelmiş de düzeltememiş. Hele ben mi düzelteceğim ki… Herkes işine baksın. Hadi bana eyvallah!”
…
Hadi, Kürt İdris dedim de benden de bir anı gelsin mi sizlere?
Ee, dedim ta bizler artık türümüzün son örneğiyiz. Bizden sonraki nesli Allah esirgesin.
İstanbul’ da Firüzağa Camisi Hafızı Zeki Beyden bizat ben Kürt İdris’in bir anısını dinlemiştim.
Yine yazılarımın içine sıkıştırdığım harika bir yaşanmış hikayedir.

Hani söz adaletten, haktan, hukuktan açılınca bende Yahudiler gibi eskileri anı sandığındaki dizili tesbihlerimi çıkartıp arasıra yeni iplere dizmeye çalışıyorum işte…

1980 yıllarıydı…
Bir kış günü tanışmıştım Hafız Zeki Beyle. Kar kaplı kaldırımda yürürken ayağım kaymıştı. Tam düşecektim ki mıç üstü, kolumdan biri tutmuştu.
Beni kurtarana teşekkür etmek için başımı çevirdim. Onu gördüm. 80 yaşında ve zayıf uzun boylu, kır saçlı, şık ve düzgün giyimli bir beydi.

“Nereye gidecekseniz götüreyim sizi. Çizmeleriniz kara uygun değil. Tabanı kösele herhalde. Yine düşersiniz hanımefendi.”
Üstümü başımı silkeledim.

“Sağ olun. Siz yetişmeseydiniz bir yerimi mutlak kırabilirdim. Siz zahmet etmeyin. Şu karşı kaldırımdaki kasap dükkanına gideceğim.”

Gülümsedi.

“Size eşlik edeyim. O kasap, benim evladım sayılır. Her ezan arası oraya giderim. Ben şu caminin hafızıyım.”

Sözleri güven vericiydi. İstanbul Türkçesi ile konuşmaktaydı. Kolunu uzatınca hiç çekinmeden girdim, tutundum ona. Kasapta sıramı beklerken iki dram yüklü hikaye anlatmıştı bana.

Şimdi “keşke” diyorum biraz daha vakit ayırmış olup, o güzel anlatımıyla anı belleğini doldurmuş olsaydım ya… Diye hayıflanırım.
Ben Kürt İdris ile olanı aktarayım size ve yazımı finale bu yaşanmış öyküyle koşturayım:

“Kürt İdris ölünce İstanbul’daki hiçbir imam ve din görevlisi naaşını yıkamak istememiş. Nedeni de öyle bir caninin, katilin yaşarken yaptıkları kötülüklerinin vebalini üstlenemeyiz. O keferedir…” Gibi bahanelerle mafya liderinin yakınları kat be kat bedel ödemek istemişlerse de” haram para, kirli, kanlı para” diyerek yine yıkamamışlar.
Gördünüz mü?
O yılların imamları bile hak yemekten, günah işlemekten sakınırmış. Rüşvet dahi kabul etmediklerinden, çıkartıyorum bu düşünceyi.
Zeki Hocamızın anlatımına göre, birgün Kürt İdris hocamızın kapısını çalmış.

“Hocam size ölümümden sonra noter onaylı vasiyetimi emanet etmek istiyorum. Adınızı notere bildirdim. İmzanız gerekiyor hocam,” demiş.

Zeki Hocamız, örnek vasiyeti okur okumaz. TAMAM demiş. Paltosunu giymiş. Evinin kapısının önünde park halindeki son model Sharvole siyah araca binmişler.
Bu vasiyetten kimseye bahsetmemiş.

30 sene sonra Kürt İdris ölmüş.
Mafya liderini hiçbir din görevlisi yıkamak istememiş. Ölüm haberini duyar duymaz Zeki Hoca koşmuş. Onu dualarla, adeta gözyaşları içinde yıkamış.

Zeki Hoca, anlatısını burada kesmişti. Cebinden ütülü, katlı mendilini çıkartmıştı. Birkaç kez kızarmış gözlerini sildi.Belli ki hala o yılların tesirindeydi. Mendilini tekrardan aynı titizlikle 4’e katladı. Ceketinin iç cebine yerleştirdi.
Sol cebinden köstekli saatini çıkartıp, hoh edip camını sildi. Yakın gözlüğünü takıp baktı. Oturduğu yerden ivecenlikle kalktı. Kasaba dönüp;

“Ahmet oğlum, hanım kızımıza benden şöyle tavşan kanı bir sıcak çay söyler misin? Az sonra bende geleceğim.”

“Peki Zeki Hocam. Sen emret yeter ki…”

Kasap Ahmet’den onay alınca benden yana dönmüş;

“Kusura bakmazsan hanım kızım, şimdi bir şu camiye varıp geleyim. Akşam ezanını benim okumam gerekiyor. Beklersen hikayemin geri kalanını sana anlatırım kızım. ” demiş, aceleyle kasap dükkanından ayrılmıştı.
…
Zeki Hoca gidince, içim bir tuhaf olmuştu. Boşlukta gibiydim. Duymuştum mafya liderinin adını, ama ona bir din görevlisinin böyle yıllarca sadık kalmasına bir anlam yükleyememiştim.

Hem de tam 30 yıl..!
Hem de ölümünden sonrasında açılmak üzere onu tanık edip, vasiyet bırakmıştı!

Acaba ne yazılıydı o vasiyette?
Yahu, şimdi sırası mıydı gitmenin?!!

Zeki Hocanın ardından demli sıcak çayımı yudumlarken içimdeki pişmanlık havuzuna “onlarca tövbeler” fısıldamıştım.

Emine Pişiren/ Kocaeli

Dip not: Kıymeti takipçi dostlarım. Yazımın bu kadar uzayacağını hiç tahmin etmemiştim. Zeki Hoca, 30 dakika sonra gelecek. Gelecek ama bir hikaye daha anlatacak bana. Söz onu da ikinci bölümde yazacağım sizlere.
Gözlerim yoruldu.
Az izin dinlensin onlar da.
Selam ve sevgilerimle

E. P

Paylaş
Etiketler: A.HamidM. Akifnamık kemalNeyzen Kızıl SultanVatan Yahut Silistre
Önceki Yazı

Dinden Aklı Kovma

Sonraki Yazı

Büyük Bir “La” Sahibi Ol Yeter

Emine PİŞİREN

Emine PİŞİREN

İlişkili Yazılar

Günahın Felsefesi
Emine PİŞİREN

Günahın Felsefesi

24 Ocak 2026
5k
Anne Kokusu
Edebiyat

Anne Kokusu

22 Ocak 2026
5k
Bir Liralık Utanç
Ekonomi

Bir Liralık Utanç

20 Ocak 2026
5k
Sanki…
Edebiyat

Sanki…

19 Ocak 2026
5k
Sonraki Yazı

Büyük Bir "La" Sahibi Ol Yeter

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Tərcümeyi – Hal

Tərcümeyi – Hal

31 Ocak 2026
Ünye Döner Çeşme Meydanı

Ünye Döner Çeşme Meydanı

31 Ocak 2026
Herkese ‘Kelle’ Gerek

Günce

31 Ocak 2026
Müzisyen Kardeşler

Müzisyen Kardeşler

31 Ocak 2026
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap