Mevsim kış, soğuklar bastırdı, malum ısınma derdi büyük, kömür pahalı. Hele evde yaşlı ana, baba varsa paltonu yakıp ısınacaksın.
Bende kat kaloriferini temizledim suyunu basıp peteklerin havasını aldım. Kömürü kazana koyup yaktım. Belli bir sıcaklığa gelince motorun düğmesine basıp çalıştırdım. Ne var ki petekler ısınmıyor.
Kazan yanmasın diye yanan kömürü söndürdüm. Gerekli yerlere gittim. Çeşitli tavsiyelerde bulundular. Gelip bakmadılar. Tekrar suyu boşaltım. Alttan su ile doldurdum. Kömürü yakıp motoru çalıştırdım. Yine peteklerde sıcak su akımı olmadı. Tesisatı yapan yakınlarıma telefon ettim, “sadece akıl almak maksadıyla” cevap vermediler. Kapattım kaloriferi. Kızgınım, kimseye bir şey denmiyor. Derken Goseruğun Kahvesinde çay içip düşünüyordum, ”acaba nerede hata varda bulamıyorum” derken bir genç oturdu yanıma. Göz ucuyla selam verdikten sonra:
– Merhaba delikanlı.
– Merhaba ağabey.
– Çay içer misin?
– Teşekkür ederim
– Sen talebem misin?
– Evet sanat okulunda okuyorum
– Yahu benim peteklere sıcak su gitmiyor.
– Ağabey motor uzun zamandan beri çalışmadığı için oksitlenmiş olabilir. Motorun ortasındaki pimi çevir çıkar ve tornavidanın ucuyla içindeki mili oynat.
Demeye kalmadı, köyde motorla su çektiğim için aynı işi yapıyor, motoru çalıştırıyordum. Müsaade alıp hemen eve geldim. Delikanlının dediklerini uyguladım. Kömür yanıyordu, düğmesine bastım motorun zırıltısı değişmişti, hemen peteklere baktım ısınmıştı. Dünyalar benim oldu.
Koştum o çocuğu arıyorum. Baktım köşede oturuyor. Sarıldım öptüm onu, niye öptüğümü anlamıştı.
Koluna girdim doğru dönerciye gittik.
Hakketmişti.
Yusuf YILMAZ





















