Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Zamanın Kaldırdığı Örtüler


19 Ekim 2008 01:42

Yorum Yapılmamış

Dilek GAPPİ

GÖZLEM

Türkiye özelleştirme yoluyla 2007’de 22 milyar dolarlık özelleştirme yaptı. Büyük ve önemli kuruluşların çoğu bu süreçte özelleştirildi. Bir bölümü yıllardır yapılması gereken hatta geç kalınmış özelleştirmelerdi, bir bölüm ise tarihe stratejik hata olarak kaydedilecektir. Özelleştirmenin dışında 5 yıl boyunca Türkiye yabancı ilgisini yüksek faiz oltasıyla portföy yatırımları düzeyinde tutabildi. Doğrudan sermaye yatırımları ise beklenenden sınırlı oldu. Üstelik unutulmaz bir bürokratik ve siyasi beceriksizlik sergilendi. Zannedildi ki sıcak para yatırımlarıyla ülke büyüyecek, bu tatlı hava sonsuza kadar sürecek. Türkiye dış dünyaya yüksek reel faiz sunan bir spekülasyon cenneti olarak pazarlandı.

Endüstri bölgeleri yasasının içi tamamen boşaltıldı, Türkiye’ye yatırıma niyetli büyük ölçekli firmaları teşviğe yönelik düzenleme yapılmadı ve hatta serbest bölgelerdeki yatırımcıları bile ürküten uygulamalara imza atıldı.

Şimdi Türkiye bu beceriksizliklerin bedelini, ağır ödüyor.

***** 

Oysa bu dönemde özellikle yabancı KOBİ’lerle Türk şirketlerinin bir araya gelerek yatırım ve işbirliklerine yönlendirilmesi çeşitli teşviklerle sağlanabilirdi. Sermaye gücü yetersiz olan ve bu güçle teknolojiyi sürekli takip etmek zorunda kalan Türk işletmeleri için bu nefes aldırır bir çözüm olabilirdi. Şimdi Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Tamer Taşkın’ın “Krizden etkilenen Avrupalı firmaların fabrikalarını Türkiye’ye taşımaları için tanıtım yapılması önerisini okuyunca ister istemez yakın geçmişin zafiyetleri düştü aklıma… Herkesin şikayet ettiği dönemde çözüm peşinde çaba harcamak tanıdığımız Tamer Taşkın’a uygun bir yaklaşımdır ama Sayın Başkan, Türkiye için geç bir beklenti..

İktidarın öncelikli sorunu stratejik dönüşüm yapamamasıdır. Geçmişte stratejik dönüşümler için hiçbir şey yapmayan, hatta önünü kesen bir anlayışın şimdi “gelin fabrikalarınızı Türkiye’ye taşıyın, işte size teşvikler” demesini beklemek kendimizi avutmak olur.

Bu sadece iktidarın değil özünde Türkiye’de aydın beyinlerin de sorunudur. İki taraftan birine taraf olmak… Geliştirmek, dönüştürmek, farklı strateji ortaya koymak yok. Ya babalar gibi özelleştireceksin, ya da özelleştirmeye duvar olacaksın.

Kapitalist sistem tıkandı, kominist sistem çöktü ama bir çok beyin kendini bu ikisinden birine hapsetmekten vazgeçemiyor.

İşte zaman bu işe yarar, geçmişte sözün sızlanarak anlattıklarını, hataları tek tek etrafa saçar…

******

ÖNEMLİ TARİHLER

Piyasa ekonomisinin kendi kendini dengeye getireceği, denetleyebileceği, konusundaki tüm ezberleri bozan, dünyaya yaklaşık iki trilyon dolarlık devlet müdehalesine mal olan global krizin, derinlik noktası hala kestirilemiyor.

Bu belirsizlik ve güvensizlik ortamıyla birlikte 2009’a bir durgunlukla girileceğini, milli gelirlerin gerilemeye başlayacağını ve işsizliğin artacağını öngörmek mümkün. Fakat global sarsıntının seyri açısından önemli göstergelerden biri de bu hafta olacaktır.

ABD’nin Wall Mart, Citibank, General Electric gibi devleri bu hafta bilançolarını açıklayacaklar. Bu bilançolarda ortaya çıkacak zarar rakamları, krizin seyri açısından ipucu olabilir.

Finansal krizin reel sektör krizine dönüşüp dönüşmediğini gelişmelerden okuyabileceğiz. Devlet müdahaleleriyle önemli amaçlardan birisi finans krizinin reel sektöre bulaşmasını önlemekti, müdehalelerin bu açıdan geç kalıp kalmadığını bilanço rakamları ortaya koyacaktır.

*****

Türkiye için ise tarih başka…

Kasım ve Aralık ayları. Bu iki ay bankaların sendikasyon kredilerini aldıkları aylar. Sendikasyonlarla birlikte reel sektörün kredi ihtiyaçlarını karşılamaya başlıyorlar.

Bankalar, Türk reel sektörünün Haziran itibarıyla 191 milyar dolara varan döviz borcunu büyük oranda bu sendikasyon kredileriyle karşılıyorlar. Türk reel sektörünün de ağırlıklı bölümü bu tarihlerde yeniden borçlanmak durumunda.
Türk firmalarının borçlanırken zorlanacakları ve 3-4 kat daha yüksek oranlarla borçlanabilecekleri ortada.

Böyle bir sürece cari açık makasının sonuna kadar açıldığı bir tabloyla gireceğimizi unutmamak gerekiyor

Okunma Sayısı: 129
Kategori: Dilek GAPPİ
Etiketler: , , ,

Yazarın Diğer Yazıları

Her Yer İzmir Olsa!

Bugün elde el yazması tek notası yok. 40’lı senelerde şapirograf tekniği ile basılmış notalarda da...

Lafı Bırak Sisteme Bak

Millet olarak heyecan duymayı seviyoruz. Seçim mitinglerine bakıyorum, çoğu dar gelirli, halinden belli ki zor...

10 Yılda 10 Seçim

Seçim rüzgarları sert esiyor. Evet heyecan var ama 2007 yılından bu yana 12 ayda bir...

Villa Fiyatına 1 Oda 1 Salon

Kentleri özel yapan, tarihleri, kültürleri ve bu kültürün içinde yer edinmiş korunan mimarileridir. Fransa yıllık...

Hakiki Demokrat

İzmir, 24 Haziran’da 28 milletvekili seçecek. Öteden beri, muhafazakarlığa mesafeli ancak sol algıya yakın bir...