Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Yönetişimde STK Ların Rolü ve Önemi


18 Mayıs 2014 00:01

Yorum Yapılmamış

11-13 Mayıs tarihlerinde Eskişehir’de Türk Dünyası STK Lar Zirvesi yapıldı.130 yerli 70 i yurt dışından 200 katılımcı ile STK Lar konuşuldu. Ben de tebliğimin özetini okuyucularımla paylaşmak istedim.(http://www.stkzirve.com/program-TR-EN-RUS.pdf )

İyi yönetişim, toplumun kritik ihtiyaçlarının giderilmesi bakımından kamusal kaynakların ve sorunların etkin ve etkili yönetimi anlamına gelmektedir.[1]

İyi yönetişim ve etkin bir kamu sektör yönetimi sosyal değişimin ve başarılı bir ekonominin temel ayağını oluşturur. Özel sektör ve sivil toplum kuruluşları yönetişimin önemli bir yönünü oluştursa da, aslında bu kavram devletin kurumlarını ifade eder. Bu anlamda, bir ülkenin sorunlarının kapsamlı yönetimi bakımından gerekli siyasal ve yönetsel kuralları anlatır.

Uluslar arası alanda iyi yönetişimin birbirinin üzerine oturabilecek üç temel unsurunun olduğu söylenebilir. Bunlar katılım, sorumluluk ve hakkaniyet şeklinde belirtilebilir.[2]

Bu üç temel prensibin yanında bunlarla yakından ilgili olmak üzere bütün iyi yönetişim tariflerinde şeffaflık, yolsuzluklarla mücadele, demokrasi ve desantralizasyon gibi unsurlara da yer verilmektedir.[3]

“Yönetişim” tabirinin siyasal bilimlerin sınırını aşıp günlük kullanıma geçişte ara dönem yaşadığımızı ifade edebilirim. Bu  kavram;

“Yönetme” kelimesini tek taraflı olmaktan çıkartıp, yönetilenlerin de dahil olduğu karşılıklı bir etkileşime konu ediyor.

“İyi yönetişim” (good governance) tabiri, yönetilenlerin de paydaş olarak katıldığı, demokratik süreçlerin katkısıyla ortaya çıkan hızlı, ucuz, verimli ve kaliteli kamu hizmetini ifade ediyor. Yönetmek, artık modası geçmiş bir kelime. Kamu hizmeti verenler artık yönetmiyor, toplumun ihtiyaçlarına, onların önceliği ve tercihlerine göre hizmet üretiyorlar.

Günümüzde uluslar arası organizasyonlar, yaptıkları işlerde sadece üye devletlere karşı değil, sivil toplum örgütlerine, bireylere ve diğer devlet dışı aktörlere karşı da sorumluluğa davet edilmektedirler. Bu açıdan hükümet dışı organizasyonlar (NGO) çok uluslu organizasyonları sorumlulukları bakımından sürekli uyarmaktadırlar. Çok uluslu organizasyonlar onları kuran üyelerine ve devletlerine karşı sorumludurlar. Oysa NGO’lar devletlerin sadece halkın isteklerini taşıyan birer araç olduklarını ve bundan dolayı kurumların asıl sorumluluklarının halka karşı olması gerektiğini ileri sürmektedirler. Bu açıdan sorumlulukların belirlenmesinde NGO’ların etkinliğinin göz ardı edilmemesi gerekir.

Yönetişimin kamu,yerel yönetimlerde etkin bir şeklide sağlanmasında , yönetimde STK’lara imkan ve fırsat verilmesiyle mümkündür.

Toplumun örgütlü temsilcilerinden oluşan STK mensupları Kamu ve Yerel Yönetimlerde aktif rol alarak halkın yönetime bizzat katkı vermesini sağlayacaktır.

STK’ların yönetimde paya sahip olması bir taraftan hizmet kalitesini artırırken,diğer taraftan halkın memnuniyet ve motivasyonuna olumlu anlamda ciddi katkılar sunacaktır.

Bu konuya somut birkaç örnek vermek gerekiyor.

1.Konya İlimizde ihtiyaç olan Amatem’in yapılması konusunda Konya Platformu Derneği’nin hem kararların alınması sürecinde,hem binanın yapılmasının üstlenilmesi şeklinde,hem de şu an dahi kurumun işleyişi konusunda Konya Platformu Derneği aktif olarak yönetime her aşamada olumlu katkılar sunmaktadır.[4]

2.ASPB Kurumlarında bakılan çocukların aile yanında bakılmasında en önemli modellerden olan ‘Koruyucu Aile’nin Konya İlinde yaygınlaştırılmasında yine Konya Platformu Derneği’nin çalışmalarının gözle görülür katkıları olmuştur. [5]

3.3194 sayılı kanunla kurulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının icra kurulu olan Mütevelli Heyetinde kanunun 7. Maddesinin 2. Fırkasının amir hükmü gereği 2 seçimle gelen sivil üye bulunmak zorundadır.Uygulamada, yönetişimde 2 sivil üyenin katılımının katkısı görülmüş büyükşehirlerde 3. bir kişi belirlenebileceği hükme bağlanmıştır.[6]

4.Merkezi Konya İlimizde olan ADEF (Aile Dernekleri Federasyonu) ülkemizin en önemli önceliklerinden olan Aile Eğitimleri konusunda Türkiye genelinde 18 eğitimciyle yüzlerce eğitim yapmakta, bu eğitimlere Kamu Görevlileri de destek vermektedir. [7]

5.Konya’da Kimsev (Kimsesizleri Koruma Vakfı) , Konya Büyükşehir Belediyesi ve Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından ortak bir protokolle 2007 yılından bu güne işletilen Kimsev Yetiştirme Yurdu dezavantajlı gruplara verilen en güzel hizmet örneklerinden.Dezavatajlı gruplara verilen tüm hizmetlerde mutlaka işe gönlünü koyacak bir STK bulunmalı.[8]

6.Konya ilinde Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi,Aydınlar Ocağı v.b. gibi tüm STK ların Konya Büyükşehir Belediyesi ile yapılan tüm kültürel etkinlikleri belli prensiplerle ortak yapma kararı neticesi ortay muazzam bir kültür çeşitliliği çıkıyor.Faaliyetler birlikte planlanıp ortak bir bültenle duyuruluyor.

7.İstanbul’da Koruma altındaki çocuklarımızın kaldığı 22 adet Çocuk Evinin Mutlu Yuva Mutlu Aile Derneğince işletilmesi Kamu-STK birlikteliğinin en güzel örneklerindendir.[9]

8.Hollanda Amsterdam merkezli 1520 yılında kurulmuş Spirit Foundation 0-18 yaş arası dezavantajlı çocuklar ile ilgili 180 farklı paket programla çalışmalar yapan bir STK.Devlet belirli anlaşmalar çerçevesinde çocukları önce Çocuk Polisi vasıtasıyla alıyor ve Spirit v.b. vakıflara yönlendiriyor ve yapılan iş karşılığı ücret ödüyor.[10]

Öneriler:

Bu uygulama misallerini çoğaltmak mümkün.Halkın örgütlü şekli olan STK ların Kamu ve Yerel Yönetimlerin yönetim kademelerinde mutlaka etkin bir şekilde yer almasının yanında , tüm hizmetler için verilen örneklerde olduğu gibi ortak protokollerle hareket edilmeli özellikle insana temas eden hizmetlerin bir ucundan bir STK nın tutması sağlanmalıdır.

Yukarıda örneklerini verdiğimiz Kamu-Yerel Yönetim STK ortak çalışmalarının alt yapısı mevzuatla güçlendirilmeli ve teşvik edilmelidir.

Belediyelerin kent meclislerini toplanmaları sağlanmalıdır.

Kamu ve Yerel Yönetim mümkün olan en kısa zamanda STK ların yapabileceği hizmet alanlarını onlara kaynaklarıyla birlikte terk etmeli kendisi danışmanlık ve denetim yapmalıdır.

Göçmen kuşların hizmeti için dahi vakıflar kurmuş bir geleneğin takipçileri olarak her hayırlı işte bir eli kamu ve Yerel Yönetim tutarken diğer eli mutlaka ama mutlaka STK nın tutması konusunda gereken tüm adımlar atılmalıdır. Halka dayanan ve gücünü halktan alan en güzel yönetim sistemi budur.


[1] [1] Progress in Good Governance since the Social Summit, (ECA), http://www.un.org/depts/eca/summit/govkenya.htm, s.1-2

2 Ngaire Woods, “Good Governance in International Organization”, Global Governance, Boulder, Jan-Mar. 1999, Vol.5,Iss.1, s.44

3 Ngaire Woods, “Good Governance in International Organization”, Global Governance, Boulder, Jan-Mar. 1999, Vol.5,Iss.1, s.44

[4] http://www.konyaplatformu.org/default.aspx

[5] http://www.konyaplatformu.org/default.aspx

[6]http://www.mevzuat.gov.tr/Metin.Aspx?MevzuatKod=1.5.3294&MevzuatIliski=0&sourceXmlSearch=

[7] http://www.adef.com.tr/2014-etkinlik.php

[8] http://www.belge.com.tr/arc/belgeci/mustafa.php?sayfa=yazi&yno=151

[9] https://www.mutluyuva.org/anasayfa

[10] http://www.spirit.nl/

Okunma Sayısı: 94
Kategori: Cemil PASLI

Yazarın Diğer Yazıları

Tv. Programları, Sosyal Medya, Zina, İftira ve Aile.

Kâinat, insan için yaratıldığından her işin merkezinde insan vardır. Akıl ve iradeyi yüklenerek kâinata halife...

Neyin Peşindesin?

Allah kapısına el açıp isteyeni asla boş çevirmiyor. İblis’in talebini dahi geri çevirmedi. Onun kıyamete...

Derinliğimiz/Kalitemiz İçimize Yürüdüğümüz Kadardır.

“İnci arıyorsan denizin dibinde ara, kıyıya vuran sadece köpüktür” der Mevlana. Zahir-batın ikileminde, zahir sadece...

Yaklaşmayın! Yaparsınız ve Yanarsınız.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de 3 amel için “yapmayın” tabiri yerine “yaklaşmayın” tabirini kullanıyor. Burada haram olan o fiillere yaklaşmak. Yaklaştınız...

Kabağa Dikkat! Fazla Değer Başını Yere Eğer.

Hz. Mevlana’nın Mesnevi kitabı 5. Cildi(1335-1420)’nde geçen, en çok eleştirilen ve en müstehcen bulunan “kabak hikayesi” aslında...