Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

…Yazık Bize…

Murat SARIOĞLAN

29 Ağustos 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

Yine hayal kırıklığı yine hüzün yine ayrılık yine tahammülsüzlük saygısızlık ego ve yüzlerce neden..”Bizim birbirimizden başka kimsemiz yok ve biz dahi birbirimizi bu şekilde üzüyorsak eğer yazık bize.”

Ne oldu? Yine söylenilen onca söz uçup gitti. Sonuç? Yine hüsran yine gözyaşı yine çaresizliklerle dolu günler saatler dakikalar ve her saat tik taklarıyla geçen sinir bozucu saniyeler..şimdi söylenecek ne bir kelime var ne de bir söz. Sessizlik zamanı şimdi. İnsanın dilinde konuşa konuşa bir tüy bile kalmadı. Şu saatten sonra da ne konuşsak boş artık Bütün iyi niyete rağmen hala bu şekilde bir -kendi deyimiyle- dik başlılık gösterisi sonucu yine her barışmanın ardından yaşanılan kavga gürültü sonucu ayrılık ve hayal kırıklığı. Anlaşılan bir şey var ki o da sözlerin bir anlam ifade etmediği artık. Yapılan, uygulanan olaylara göre kanıtlaması gerek insan kendini. Sözlerle verilen sözlere riayet etmeme zamanı şimdi. İnanç yok, saygı yok, o ağlaya ağlaya verilen sözler yok artık. Uçup gitti hepsi. Ve geride bir tutan yaşanılan sevgi kırıntıları kaldı. Neye yaradı o kadar çaba? Neye yaradı o sarıldığın umudun? Hani nerde şimdi? Gerçek dışı ne söyledik ki biz?

Tekrar tekrar aynı konular üzerine yoğunlaşmak da çare değilmiş. Sözler ne zaman yerine getirildi ki? Biz alışmışız kedi köpek gibi kavga etmeye laf söylemeye telefonları yüzümüze kapatmaya laf sokmaya birbirimizi incitmeye egoyu tatmin etmeye dik başlılığa. Akıl başa geldiği an yine aynı senaryo çıkıyor sahneye. Ama her seferinde sanki ilk defa yaşıyormuşçasına oynuyoruz oyunu. Umutlar, aşklar, beklentiler, gelecek planları derken bir bakmışsın elinde kırık bir hat ve kullanılmaz hale gelen telefon.. Ne oldu yine? Yazık gerçekten verilen sözlere, atılan sevgi sözcüklerine, o birbirimize kavuşma anlarındaki gözyaşlarına, hasret kalışlarımıza.. Birbirimize vaat edilen yaşamlara yazık.

Kim avutur şimdi bizi? Birbirimize merhem olan bizleri kim avutacak? Nerde benim ilacım? Gece yatmadan önce aldığım ilaç sabah uyanır uyanmaz bütün hücrelerime işleyen insan nerde? Artık ne yeni bir aşk avutur bizi ne de geçmişin izi. Kabullenmek gerek yenilgiyi. Yenildik işte. Şimdi hayallerine küsmüş çocuklar gibi dalıp gidiyorum geçmişe.. Yine tek başına saklambaç oynayan akıl hastanelerindeki delilere döndüm. Çıkıp gitsem şu dünyadan? Ben diskalifiye olmak istiyorum hayattan desem? ‘hayatım’ yok artık desem? Ne bir amaç ne bir ‘tutkum’ var desem? Neye yarar ki şu saatten sonra? Neye inanılır ki artık onca konuşmalardan sonra bile şu hale tekrar bürünmüşken. Ne bir ‘umudum’ var artık ne de bir ‘yaşama sevincim.’ En büyük çaresizlik de ne biliyor musun? İnsanın hayatım dediği insanla tekrar beraber olmak için can atarken yine binlerce kez kelime kurup yüzlerce anlam çıkartarak tekrar tekrar aynı konuları konuşup yok yere umut besleyip hayal kırıklığını kaldıracak gücünün olmadığını bilmesi ve elinden bir şey gelmemesi.

Anlaşılmamak kadar üzücü bir şey yokmuş hayatta ve kalbin bütün şiddetiyle ağrısa da geri dönmenin hiçbir yaraya merhem olmayacağını bilmesi kadar çaresiz kalamazmış insan.

İnsan ne ederse kendisine eder derler ya. Ben sendim sen de ben. Biz birbirimizi değil sen beni çaresiz bırakmışsın ben de seni. Bizi bu zamana kadar kimse yıkamadı, yıldıramadı, pes ettiremedi ama biz birbirimizin testeresi olmuşuz da haberimiz yok. İçimi acıtan en büyük cümle ise:

”Bizim birbirimizden başka kimsemiz yok ve biz dahi birbirimizi bu şekilde üzüyorsak eğer yazık bize.”

Neye yaradı o umut dolu yeniden yeşeren ve hiç bitmeyecek denilen sevgi cümlecikleri? Yine aynı durumlara malzeme olmadık mı? Birbirimizi yine o eski canavarlara dönüştürmedik mi? Hani saygı? Hani güven? Hani birbirimizi anlayacaktık biz? Ben mi anlatamadım sana kendimi yoksa sen mi direndin anlamamak için? Kim kestirip attı hadi söylesene bana..sakın sen deme bana olur mu?

Telefonu bir kenara fırlatıp attığım gibi kendimi de saf dışı bırakıyorum hayattan. Kendi kendimi avutuyorum fütursuzca.. Ve şimdi tek başıma saklambaç oynuyorum bulunmaz bir hiçlikte… Ebe de ben sobe de …

Okunma Sayısı: 190
Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları

“Önce Vatan” Dedikleri Aşktı Onların Destanı..

Selam durdum şehidime… onbeşlik kınalı kuzuların önünde utandım bugün kendimden..Vatan uğruna bile bile ölüme gitmek...

Gökyüzü Mavi mi Hala Sence?

Bir zamanlar küçüktük..Hayır aklımız değil bedenimiz çocuksuydu..Kardan adam yapıp önünde fotoğraf çektirmekten aldığımız tadı özlüyorum.....

İnancın Prensibi

İnsanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil, prensipleri ve inançlarıdır der Albert Einstein. İnanç...

Kimlik Meselesi!

Kimlik meselesi. Adın, soyadın, uyruğun, doğum tarihin vb. her zaman yanımızda bulundurduğumuz o kimlik adı...

Bir Pazar Gününün Mateminde Buldum Yine Kendimi !

Bugün günlerden Pazar. Şu Pazar günlerinden muaf olmak istiyorum. Öğrenciliğimden bu yana hiç sevmemiştim zaten....