Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Ramazan ve Takva

ŞAFAK ÖTESİ
M.Nihat MALKOÇ

29 Ağustos 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

Takva “Allah’tan korkma, dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp, buyurduklarını yerine getirme, züht…” anlamlarına gelir. Takvaya özen gösteren, hayatını takva üzere yaşayanlara da “muttaki” denir. Takva üzere yaşayan kişi günahları asla küçümsemez, onlardan uzak durur. Muttakiler(takva sahipleri) haram, mekruh ve şüpheli şeylerden özenle kaçınırlar.

Takva sahipleri Allah’ın sadık kullarıdır. Böyle oldukları için Rabbimiz Kur’an-i Kerim’inde takva sahiplerini övmüş, onlara bol rızık vereceğini, ihsanlarda bulunacağını belirtmiştir: “Kim takva sahibi olur (Allah’tan korkar)sa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah’a güvenirse O kendisine yeter. Şüphesiz Allah emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur” (et-Talak, 65/2-3).

Takva, insanları birbirinden ayıran üstün bir özelliktir. Kullar, takvaları nispetinde derecelendirilirler. Takvası çok olan Hakk katında kıymet ve itibar görür. Rabbimiz Kur’an’ın 150 yerinde takvaya vurgu yaparak onu övmüştür. Hz. Muhammed (sav) de Veda Hutbesi’nde insanların birbirine üstünlüğünün takvayla olabileceğini belirterek bu durumla ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız birdir. Hepiniz Âdemdensiniz ve Âdem de topraktandır. Allah’ın yanında en üstün olanınız takvası en fazla olanınızdır. Araplarla Arap olmayanların birbirine karşı üstünlüğü ancak takva iledir”

Takva, kulluğu samimiyet süzgecinden geçirmektir; Müslümanlıkta titizlik göstermektir. Allah’ın en çok sevdiği kullar takva sahipleri, yani muttakilerdir. Rabbimiz bununla ilgili olarak şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstün olanınız, takva bakımından en üstün olanınız (Allah’tan en çok korkanınız)dır. Şüphesiz Allah bilendir. Her şeyden haberi olandır” (el-Hucurât, 49/13).

Muttakiler her şartta Allah’ı hoşnut edecek bir hayat yaşama mücadelesi verirler. Onun içindir ki onlar Rabbimizin emirlerini yerine getirirken yasaklarından da şiddetle kaçınırlar.

Ramazan, takva sahiplerinin keyif aldığı, ibadetleri ve sevapları harmanladığı müstesna bir aydır. Bu müstesna ay aynı zamanda Kur’an ayıdır. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim bu ayda indirilmeye başlanmıştır. O zaman, bizler de bu aya hürmeten Kur’an-ı Kerim’i bu ayda elimizden düşürmemeliyiz. Ramazan içerisinde Kur’an’ı en az bir kez hatmetmek takva sahibi Müslümanların güzel hasletlerinden olmalıdır. Bir kişi günde bir cüz okusa bir ayda Kur’an-ı Kerim’i hatmetmiş olur. Bu da sanıldığı kadar zor bir iş değildir. Samimiyetle isteyince ve zamanı doğru planlayınca bu olabilecek bir iştir. Yüce Rabbimiz “O Ramazan ayı ki, insanlara hidayet rehberi olan, doğru yola götüren, hakkı batıldan ayıran parlak delillerle dolu Kur’ân onda indi.”(Bakara 185) buyurarak bu ayın Kur’an’la güçlü irtibatını kurmaktadır.

Oruç nefse karşı bir cihat hükmündedir; bir bakıma sağlam bir irade eğitimidir. Oruçlu kişi nefsinin esiri olmayacağını, Hakk’a ve hakikate bağlı olduğunu haykırıyor. Oruç tutmanın sadece aç durmaktan ibaret olmadığı, takva sahibi olmak için gidilmesi gereken zorunlu bir yol olduğu Rabbimiz tarafından şu şekilde belirtilmiştir: “Ey iman edenler! Takvaya eresiniz diye, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı.”( Bakara: 2/183)

Ramazan, manevi fırsatlar ayıdır. Yoksa oruç gafillerin sandığı gibi sadece yemeden içmeden kesilme ayı değildir. Hakkıyla tuttuğumuz oruç, bizi yüksek mertebelere götürür; bizi şeytanın oyuncağı olmaktan kurtarır. Bu ayın feyiz ve bereketinden yararlanmalıyız.

Ramazan bir takva mektebidir. Bu ay bir çeşit muhasebe mevsimidir. Oruç manevi eğitimin ilk basamağıdır. Bu mektebin en büyük hocası sabırdır. Kul sabrettikçe Allah’a yaklaşıyor ve ona layık kul oluyor. Oruç ruhu disipline ediyor. İçimizdeki nefis canavarının boğazını sıkarak onu etkisiz hale getiriyor. Oruç tutanların şefkat ve merhamet duyguları inkişaf ediyor. Resulullah Efendimiz: “Ramazan orucunun ecrini bilseniz, bütün senenin Ramazan olmasını arzu edersiniz.” buyurarak bu ayın ehemmiyetine vurgu yapmıştır

Okunma Sayısı: 81
Kategori: M.Nihat MALKOÇ

Yazarın Diğer Yazıları

Ümmetin Avukatı

Bu dünyadan, ardında hoş bir seda bırakarak bir Ahmet Kekeç geçti. “Haksızlık karşısında susan dilsiz...

Trabzon Sevgisi

Trabzon’un tarihi, kültürü, edebiyatı, basını, diyaneti ve eğitim dünyası deyince akla gelen isimlerin başında hep...

Gerçek Bir Dost

Farsçadan dilimize geçen “dost” kelimesi sıcaklık ve samimiyet demektir. Dost demek şahsî menfaatleri yürekten kapı...

O Bir Vefa Abidesiydi

Tavır ve davranışlarıyla adeta canlı bir vefa abidesi olduğunu gösteren Hüseyin Albayrak, son kitaplarından biri...

Yazmayla Geçen Bereketli Bir Ömür

Hüseyin Albayrak, 50 yıldan beri gazete ve dergilerde yazıyordu. İlk yazısını 1959’da Demokrat Çaykara gazetesinde...