Maket uçakların havada kalma süresiyle ilgili yarışma, bu yıl yangın tepesinde yapılacaktı. Yarışmaya katılacak ekipler, tepeye gelmeye başlamıştı. Ekipler, çok iyi hazırlandıklarını söylüyorlardı.
Havanın rüzgârlı olması, yarışmacıların neşesini bozacak gibi değildi. Çocuklar gülüp oynarken onları getiren büyükleri birbirleriyle dertleşiyordu. Paltolu baba, uçağı iyi hazırladığını ve kazanacağına kesin gözüyle bakıyordu. Anlattıklarının pek tutarlı yanı yoktu. Çünkü uçağının havada kalma süresini tahmin ediyordu.
Paltolu baba, abartarak konuşuyordu. Uçağına paraşüt takacak, içine köpek yavrusu, bırakacaktı. Yavruyla deney yapacağını söylüyordu. Çocuğu babasına; söylediklerin yarışma kuralları dışına çıkıyor. Yoksa yarışmadan diskalifiye ederler, dedi.
Paltolu baba, yanına gelen arkadaşına; uçağının düşmemesi için kanatlarını geniş tuttum. Kuyruk kısmını uzattım, motoru güçlüdür, diyordu.
Yarışmacıların belli ki birinci gelmek için hesapları vardı. Maket uçaklar rengarenk boyatılmıştı. Model uçakların rengi birbirinden güzeldi. Özenle yapılmışlardı. Öğle olmamıştı ve yangın tepesi çocukların sesiyle inlemeye başlamıştı.
Çocukların neşesine diyecek yoktu. Birbirlerine bir şeyler anlatıyorlardı. Babalar da çocuklarına yapılan her şeyi söylemeyin, diyordu.
Hafif bir rüzgâr ortamı serinletiyordu. Hava yarışmaya uygundu. Yarış severler konuşmaya bir şeyler buluyordu. Hepsi de uçaklarına güveniyordu. Paltolu baba ise herkesin yanına gidiyor ve kontrolünü yapıyordu.
Elinde uçağıyla tepeye tek nefes çıkan anne, çocuğunun elinde uçağını aldı ve kayıt yaptırması için çağrıldı. Anne kaydını yaptırdı ve çocuğuna; keşke gelmeseydik. Bizim maketimiz sonuncu bile olamaz. Havada parçalanır, deyince çocuğun gözü yaşlandı. Ağabeyimle bir ay uğraştık, bu kadar yapabildik, dedi. Ağabeyime güveniyorum, tipik işlemler yaptığını söylüyordu.
Anne apartman görevlisiydi. Beyi üç yıl önce bir kazada rahmetli olmuştu. Çocuklarına çalışıp bakıyordu. Büyük oğlu lisede okuyordu. Boş zamanlarında çalışıyordu. Küçük oğlu ise maket uçağa meraklıydı. Tepeye zorlukla gelebilmişlerdi. Biraz sonra yanına öğretmeni geldi. Çok sevindi, öğretmeni onlara moral verdi. Kazanacaksın çünkü tasarımın çok iyi, hava fazla kalacaktır, dedi.
Anne memnun oldum, bizi mutlu ettiniz, dedi. Çocuğum çok istedi, ağabeyinin katkılarıyla buralara geldik, dedi. Bu kadar model varken bize sıranın gelmesi mümkün değil ama yarışmaya katıldık ve çocuğumun gönlü olsun, dedi.
İnce yapılı, hafif omuzları düşük, saçları ağarmış, gözlüklü adam, uçakları kontrol ediyordu. Yapılarında bir değişmenin olmaması gerekiyordu. Birkaç modeli yarış dışına çıkarttı. İlk gelenlerden paltolu babayı da dışarıya aldı. Çocuğu babasına dert yanıyordu.
Anne yanına gelen iki çocuğun uçağını küçümsemesine ses çıkartmadı. Boyasını kötüledi, anne yavrum siz de bakmayın geçin, dedi. Çocuklar ama uçağınız küçük dedi. Anne bu köydenim büyüklüğünü ne kadar olacağını bilmiyorduk, diyerek çocukları kırmadı. Çocuğu da onlara güldü.
Hakem heyeti beş dakika içerisinde yarış başlıyor, diye ilan etti. Herkes uçaklarını eline aldı ve dizildiler. Düdük sesiyle, birlikte uçaklar bırakıldı. Havada renkli modellerin görünüşü çok güzeldi. Paltolu baba da uçağını tepenin arka tarafına bıraktı. Uçak az sonra düştü. Çocuğu yaptıklarından böyle olacağı belliydi, dedi.
Çocuklar alkışlıyordu. Fakat kimi niçin alkışladıklarını bilmiyorlardı.
Bu arada düşenler oluyordu. Havada üç uçak kalmıştı. Anne seviniyordu. Uçağı dolaşıyordu. Sonuçta birinci geldi.
Anneye birincilik için hediyeler verildi. Öğretmen parayı taktim etti. Anne çok sevindi. Çocuğu havaya zıplıyordu.
Anneyi de arabaya aldılar ve sahile indiler. Anne model uçağını yarışma birincisi olarak, komiteye hediye etti.
Hasan TANRIVERDİ





















