Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cumartesi, Ocak 31, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Levent SEÇER (Prof.Dr.)

Yalnızlığına Ağlaya Kadın…

Prof.Dr. Levent SEÇER Yazar Prof.Dr. Levent SEÇER
07 Mart 2012
Levent SEÇER (Prof.Dr.)
0
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi şartlarda çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında, 8 Mart 1857 tarihinde greve başladı.

Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlar nedeniyle kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı. 26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın ''Dünya Emekçi Kadınlar Günü'' olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi. İkinci Dünya Savaşı yılları arasında anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de anılmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın ''Dünya Kadınlar Günü'' olarak anılmasını kabul etti.

TÜRKİYE'DE KADIN…

Türkiye'de 8 Mart Dünya kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında ''Emekçi Kadınlar Günü'' olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında daha yaygın olarak kutlanmaya başlandı ve sokaklara taşındı. Ancak 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle bir kutlama yapılmadı. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından ''Dünya Kadınlar Günü'' Türkiye'de yeniden kutlanmaya başlandı. Bu gün Türkiye'de kadın değişen dünya düzeninin aksine şiddet görüyor, itilip kakılıyor ve konuşma özgürlüğü yok. Kendini ifade edemiyorlar bu nedenle. ''Kırsal Kültür'' etkileşimi içinde bırakılanlar daha da zor durumda, her on yılda bir kitap okuyan Türkiye'de kadının, çağdaş değişimden haberi yok.

Yaşamsal özgürlüğü olmayıp kocasının her türlü saldırısına biat eden, yediği dayaktan işkenceden sonra yine de kocasını korumaya çalışan, fedakâr Türk kadını. Keşke bu gün kırsal kesimlerden başlayarak eğitilmiş, okumuş, kendini ifade edebilen aydın bir toplum yetiştirebilseydik. Türkiye'de bana göre hala kadına şiddet nedense önlenemiyor, söylemler de laftan öteye geçmiyor. Kadın yine şiddet görmeye devam ediyor. Türkiye'de kadın kendi haklarını sorgulayabildiği sürece özgür kalır. 5 Aralık 1934 tarihi, Türkiye'de Türk kadını için önemli bir günü oluşturuyor. 191 milletvekilinin kararıyla (İntihak-ı Mebusan) seçim yasası değiştirilerek Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verildi. Bu gün T.B.M.M. çatısı altında kaç kadın vekil var dersiniz? Sadece parti başkanlarının kâğıt üzerinde karar verdiği seçilme şansını bile yakalayamıyor kadın. Konuşamayan bir parlamentoda kadının zaten konuşma ve düşüncelerini paylaşma şansı hiç yok. Son zamanlarda yapılan değerlendirmelere baktığımızda, 173 ülke arasında kadına saygı sıralamasında Türkiye 160 sırada yer almış.

8 Mart'ın kutlandığı şu günlerde bu tablo düşündürmüyor mu bizleri? İleri demokrasiden bahsedenler Türk kadınını nasıl bir tıkanmanın içinde bıraktıklarının farkındalar mı acaba? Bu gün Türkiye'de her seçim döneminde bile, ülke kaderini tayin eden, eğitimin, aklın ve bilimin dışlında bırakılan Türk kadını değil mi? Türk kadınını bu çarkın ortasında bırakan kimler acaba? Uluslararası saygınlığı kazanamıyorsak, bunun nedenini, Türk kadınını bu güne kadar hep arka planda bırakmanın içinde aramalıyız. Türkiye'de kadın yalnız, kadın tutsak, kadın konuşamıyor, korkuyor. Aydınlığı ve bilimi konuşabilen kadın, yaşadığı ülkeye uluslararası alanda saygınlık kazandıracaktır. Bu gün Türkiye'de kadın inanç etkileşimin tutsaklığında bırakılmış, işte asıl aşılması gereken sorun burada. İnançlara saygı elbette her şeyin başında gelir, ancak kadını bu tutsaklığın içinden çıkarıp çağdaş bir anlayışın içinde bırakmak en doğru karar olacaktır. 8 Mart Dünya kadın haklarının kutlandığı şu günlerde, dünya kadınlarıyla Türk kadınları aynı değişimin içinde olmalı. İşte o zaman Türk kadını ülkesine saygınlık kazandıracaktır.

DÜNYADA KADIN…

Norveç, İspanya, Hollanda, İsveç, Belçika, İngiltere, Almanya gibi gelişmiş ülkelerde parlamento ve özel kurumlarda kadın söz hakkına sahip. Dünya'da kadın daha özgür ve saygı görüyor. Dünya Kadınlar günü 8 Mart'ın kutlandığı şu günlerde yine Türk kadını yalnız kalacak bunu biliyorum. Birleşmiş Milletler sözleşmesinin 15.maddesinde yer alan ''Devletler, erkek ve kadınlara kalacakları ya da yaşayacakları yerleri seçme ve serbestçe dolaşma konuşma hakkını tanır'' kararına birçok İslam ülkesinden tepki geldi. Peki, Türkiye buna nasıl bir tepki gösterdi? Bunun için kadının şu anda bulunduğu yere bakmak yetiyor sanırım. Kadın inanç etkileşiminin içinde kaldığı sürece asla bilimsel ve aydınlanma sürecini yakalayamayacaktır. Avrupa Komisyonu Yüksek Temsilciler Meclisi başkanı, Catherine Ashton, Nato genel sekreteri Anders Fogh Rasmussen ve Margot Wallstrom. Kadına eşit haklar, konuşma özgürlüğü, yaşamsal haklar, her türlü şiddete karşı alınması gereken önlemler konusunda bir bildiriye imza koydular. Bu gün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin dünyada kadına tanınan haklar konusunda aldığı (1325) sayılı karara Batı'nın dışında hangi İslam ülkesi uyuyor? Türkiye'de bu karara nasıl uydu bu güne kadar? Bunun yanıtını almak zor değil resme baktığımızda.

Kısacası yine bir 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlanıyor, ama kadın yine yalnız ve özgür değil. Kadına karşı şiddet dünyada en yaygın, ancak en az cezalandırılan suçtur. Fuhuşa zorlanan ya da bunun için satılan kadınların sayısı sadece 2010 olarak 900.000 ila 6.000.000 arasındadır. Cinsel kölelik düzeninden elde edilen kazançlar yılda tahminen on dört milyar dolardır. En az üç kadından biri dövülmüş, cinsel ilişkiye zorlanmış ya da hayatı boyunca başka türlü suistimal edilmiş (tecavüz, kötü davranış). Genellikle suistimal eden kişi aileden bir üye ya da kadının tanıdığı bir kimsedir. Ev içi şiddet, bölge, kültür, etnik köken, eğitim, sınıf ve din ne olursa kadınlara karşı en yaygın suistimal şeklidir.

Sistematik tecavüz yeryüzündeki birçok çatışmalarda bir terör silahı olarak kullanılmaktadır. Ruanda soykırımı (1994) esnasında 300.000 ila 600.000 kadının tecavüze uğradığı tahmin edilmektedir. Bütün bu acı gerçeklere baktığımızda dünya da kadın kendi haklarının savunulmasında nerelerden günümüze kadar nasıl gelindiğini düşündüğünde, kendi yalnızlığına bir kez daha ağlayacak.

ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi şartlarda çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında, 8 Mart 1857 tarihinde greve başladı.

Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlar nedeniyle kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı. 26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın ''Dünya Emekçi Kadınlar Günü'' olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi. İkinci Dünya Savaşı yılları arasında anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de anılmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın ''Dünya Kadınlar Günü'' olarak anılmasını kabul etti.

TÜRKİYE'DE KADIN…

Türkiye'de 8 Mart Dünya kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında ''Emekçi Kadınlar Günü'' olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında daha yaygın olarak kutlanmaya başlandı ve sokaklara taşındı. Ancak 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle bir kutlama yapılmadı. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından ''Dünya Kadınlar Günü'' Türkiye'de yeniden kutlanmaya başlandı. Bu gün Türkiye'de kadın değişen dünya düzeninin aksine şiddet görüyor, itilip kakılıyor ve konuşma özgürlüğü yok. Kendini ifade edemiyorlar bu nedenle. ''Kırsal Kültür'' etkileşimi içinde bırakılanlar daha da zor durumda, her on yılda bir kitap okuyan Türkiye'de kadının, çağdaş değişimden haberi yok.

Yaşamsal özgürlüğü olmayıp kocasının her türlü saldırısına biat eden, yediği dayaktan işkenceden sonra yine de kocasını korumaya çalışan, fedakâr Türk kadını. Keşke bu gün kırsal kesimlerden başlayarak eğitilmiş, okumuş, kendini ifade edebilen aydın bir toplum yetiştirebilseydik. Türkiye'de bana göre hala kadına şiddet nedense önlenemiyor, söylemler de laftan öteye geçmiyor. Kadın yine şiddet görmeye devam ediyor. Türkiye'de kadın kendi haklarını sorgulayabildiği sürece özgür kalır. 5 Aralık 1934 tarihi, Türkiye'de Türk kadını için önemli bir günü oluşturuyor. 191 milletvekilinin kararıyla (İntihak-ı Mebusan) seçim yasası değiştirilerek Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verildi. Bu gün T.B.M.M. çatısı altında kaç kadın vekil var dersiniz? Sadece parti başkanlarının kâğıt üzerinde karar verdiği seçilme şansını bile yakalayamıyor kadın. Konuşamayan bir parlamentoda kadının zaten konuşma ve düşüncelerini paylaşma şansı hiç yok. Son zamanlarda yapılan değerlendirmelere baktığımızda, 173 ülke arasında kadına saygı sıralamasında Türkiye 160 sırada yer almış.

8 Mart'ın kutlandığı şu günlerde bu tablo düşündürmüyor mu bizleri? İleri demokrasiden bahsedenler Türk kadınını nasıl bir tıkanmanın içinde bıraktıklarının farkındalar mı acaba? Bu gün Türkiye'de her seçim döneminde bile, ülke kaderini tayin eden, eğitimin, aklın ve bilimin dışlında bırakılan Türk kadını değil mi? Türk kadınını bu çarkın ortasında bırakan kimler acaba? Uluslararası saygınlığı kazanamıyorsak, bunun nedenini, Türk kadınını bu güne kadar hep arka planda bırakmanın içinde aramalıyız. Türkiye'de kadın yalnız, kadın tutsak, kadın konuşamıyor, korkuyor. Aydınlığı ve bilimi konuşabilen kadın, yaşadığı ülkeye uluslararası alanda saygınlık kazandıracaktır. Bu gün Türkiye'de kadın inanç etkileşimin tutsaklığında bırakılmış, işte asıl aşılması gereken sorun burada. İnançlara saygı elbette her şeyin başında gelir, ancak kadını bu tutsaklığın içinden çıkarıp çağdaş bir anlayışın içinde bırakmak en doğru karar olacaktır. 8 Mart Dünya kadın haklarının kutlandığı şu günlerde, dünya kadınlarıyla Türk kadınları aynı değişimin içinde olmalı. İşte o zaman Türk kadını ülkesine saygınlık kazandıracaktır.

DÜNYADA KADIN…

Norveç, İspanya, Hollanda, İsveç, Belçika, İngiltere, Almanya gibi gelişmiş ülkelerde parlamento ve özel kurumlarda kadın söz hakkına sahip. Dünya'da kadın daha özgür ve saygı görüyor. Dünya Kadınlar günü 8 Mart'ın kutlandığı şu günlerde yine Türk kadını yalnız kalacak bunu biliyorum. Birleşmiş Milletler sözleşmesinin 15.maddesinde yer alan ''Devletler, erkek ve kadınlara kalacakları ya da yaşayacakları yerleri seçme ve serbestçe dolaşma konuşma hakkını tanır'' kararına birçok İslam ülkesinden tepki geldi. Peki, Türkiye buna nasıl bir tepki gösterdi? Bunun için kadının şu anda bulunduğu yere bakmak yetiyor sanırım. Kadın inanç etkileşiminin içinde kaldığı sürece asla bilimsel ve aydınlanma sürecini yakalayamayacaktır. Avrupa Komisyonu Yüksek Temsilciler Meclisi başkanı, Catherine Ashton, Nato genel sekreteri Anders Fogh Rasmussen ve Margot Wallstrom. Kadına eşit haklar, konuşma özgürlüğü, yaşamsal haklar, her türlü şiddete karşı alınması gereken önlemler konusunda bir bildiriye imza koydular. Bu gün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin dünyada kadına tanınan haklar konusunda aldığı (1325) sayılı karara Batı'nın dışında hangi İslam ülkesi uyuyor? Türkiye'de bu karara nasıl uydu bu güne kadar? Bunun yanıtını almak zor değil resme baktığımızda.

Kısacası yine bir 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlanıyor, ama kadın yine yalnız ve özgür değil. Kadına karşı şiddet dünyada en yaygın, ancak en az cezalandırılan suçtur. Fuhuşa zorlanan ya da bunun için satılan kadınların sayısı sadece 2010 olarak 900.000 ila 6.000.000 arasındadır. Cinsel kölelik düzeninden elde edilen kazançlar yılda tahminen on dört milyar dolardır. En az üç kadından biri dövülmüş, cinsel ilişkiye zorlanmış ya da hayatı boyunca başka türlü suistimal edilmiş (tecavüz, kötü davranış). Genellikle suistimal eden kişi aileden bir üye ya da kadının tanıdığı bir kimsedir. Ev içi şiddet, bölge, kültür, etnik köken, eğitim, sınıf ve din ne olursa kadınlara karşı en yaygın suistimal şeklidir.

Sistematik tecavüz yeryüzündeki birçok çatışmalarda bir terör silahı olarak kullanılmaktadır. Ruanda soykırımı (1994) esnasında 300.000 ila 600.000 kadının tecavüze uğradığı tahmin edilmektedir. Bütün bu acı gerçeklere baktığımızda dünya da kadın kendi haklarının savunulmasında nerelerden günümüze kadar nasıl gelindiğini düşündüğünde, kendi yalnızlığına bir kez daha ağlayacak.

ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi şartlarda çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında, 8 Mart 1857 tarihinde greve başladı.

Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlar nedeniyle kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı. 26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın ''Dünya Emekçi Kadınlar Günü'' olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi. İkinci Dünya Savaşı yılları arasında anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de anılmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın ''Dünya Kadınlar Günü'' olarak anılmasını kabul etti.

TÜRKİYE'DE KADIN…

Türkiye'de 8 Mart Dünya kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında ''Emekçi Kadınlar Günü'' olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında daha yaygın olarak kutlanmaya başlandı ve sokaklara taşındı. Ancak 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle bir kutlama yapılmadı. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından ''Dünya Kadınlar Günü'' Türkiye'de yeniden kutlanmaya başlandı. Bu gün Türkiye'de kadın değişen dünya düzeninin aksine şiddet görüyor, itilip kakılıyor ve konuşma özgürlüğü yok. Kendini ifade edemiyorlar bu nedenle. ''Kırsal Kültür'' etkileşimi içinde bırakılanlar daha da zor durumda, her on yılda bir kitap okuyan Türkiye'de kadının, çağdaş değişimden haberi yok.

Yaşamsal özgürlüğü olmayıp kocasının her türlü saldırısına biat eden, yediği dayaktan işkenceden sonra yine de kocasını korumaya çalışan, fedakâr Türk kadını. Keşke bu gün kırsal kesimlerden başlayarak eğitilmiş, okumuş, kendini ifade edebilen aydın bir toplum yetiştirebilseydik. Türkiye'de bana göre hala kadına şiddet nedense önlenemiyor, söylemler de laftan öteye geçmiyor. Kadın yine şiddet görmeye devam ediyor. Türkiye'de kadın kendi haklarını sorgulayabildiği sürece özgür kalır. 5 Aralık 1934 tarihi, Türkiye'de Türk kadını için önemli bir günü oluşturuyor. 191 milletvekilinin kararıyla (İntihak-ı Mebusan) seçim yasası değiştirilerek Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verildi. Bu gün T.B.M.M. çatısı altında kaç kadın vekil var dersiniz? Sadece parti başkanlarının kâğıt üzerinde karar verdiği seçilme şansını bile yakalayamıyor kadın. Konuşamayan bir parlamentoda kadının zaten konuşma ve düşüncelerini paylaşma şansı hiç yok. Son zamanlarda yapılan değerlendirmelere baktığımızda, 173 ülke arasında kadına saygı sıralamasında Türkiye 160 sırada yer almış.

8 Mart'ın kutlandığı şu günlerde bu tablo düşündürmüyor mu bizleri? İleri demokrasiden bahsedenler Türk kadınını nasıl bir tıkanmanın içinde bıraktıklarının farkındalar mı acaba? Bu gün Türkiye'de her seçim döneminde bile, ülke kaderini tayin eden, eğitimin, aklın ve bilimin dışlında bırakılan Türk kadını değil mi? Türk kadınını bu çarkın ortasında bırakan kimler acaba? Uluslararası saygınlığı kazanamıyorsak, bunun nedenini, Türk kadınını bu güne kadar hep arka planda bırakmanın içinde aramalıyız. Türkiye'de kadın yalnız, kadın tutsak, kadın konuşamıyor, korkuyor. Aydınlığı ve bilimi konuşabilen kadın, yaşadığı ülkeye uluslararası alanda saygınlık kazandıracaktır. Bu gün Türkiye'de kadın inanç etkileşimin tutsaklığında bırakılmış, işte asıl aşılması gereken sorun burada. İnançlara saygı elbette her şeyin başında gelir, ancak kadını bu tutsaklığın içinden çıkarıp çağdaş bir anlayışın içinde bırakmak en doğru karar olacaktır. 8 Mart Dünya kadın haklarının kutlandığı şu günlerde, dünya kadınlarıyla Türk kadınları aynı değişimin içinde olmalı. İşte o zaman Türk kadını ülkesine saygınlık kazandıracaktır.

DÜNYADA KADIN…

Norveç, İspanya, Hollanda, İsveç, Belçika, İngiltere, Almanya gibi gelişmiş ülkelerde parlamento ve özel kurumlarda kadın söz hakkına sahip. Dünya'da kadın daha özgür ve saygı görüyor. Dünya Kadınlar günü 8 Mart'ın kutlandığı şu günlerde yine Türk kadını yalnız kalacak bunu biliyorum. Birleşmiş Milletler sözleşmesinin 15.maddesinde yer alan ''Devletler, erkek ve kadınlara kalacakları ya da yaşayacakları yerleri seçme ve serbestçe dolaşma konuşma hakkını tanır'' kararına birçok İslam ülkesinden tepki geldi. Peki, Türkiye buna nasıl bir tepki gösterdi? Bunun için kadının şu anda bulunduğu yere bakmak yetiyor sanırım. Kadın inanç etkileşiminin içinde kaldığı sürece asla bilimsel ve aydınlanma sürecini yakalayamayacaktır. Avrupa Komisyonu Yüksek Temsilciler Meclisi başkanı, Catherine Ashton, Nato genel sekreteri Anders Fogh Rasmussen ve Margot Wallstrom. Kadına eşit haklar, konuşma özgürlüğü, yaşamsal haklar, her türlü şiddete karşı alınması gereken önlemler konusunda bir bildiriye imza koydular. Bu gün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin dünyada kadına tanınan haklar konusunda aldığı (1325) sayılı karara Batı'nın dışında hangi İslam ülkesi uyuyor? Türkiye'de bu karara nasıl uydu bu güne kadar? Bunun yanıtını almak zor değil resme baktığımızda.

Kısacası yine bir 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlanıyor, ama kadın yine yalnız ve özgür değil. Kadına karşı şiddet dünyada en yaygın, ancak en az cezalandırılan suçtur. Fuhuşa zorlanan ya da bunun için satılan kadınların sayısı sadece 2010 olarak 900.000 ila 6.000.000 arasındadır. Cinsel kölelik düzeninden elde edilen kazançlar yılda tahminen on dört milyar dolardır. En az üç kadından biri dövülmüş, cinsel ilişkiye zorlanmış ya da hayatı boyunca başka türlü suistimal edilmiş (tecavüz, kötü davranış). Genellikle suistimal eden kişi aileden bir üye ya da kadının tanıdığı bir kimsedir. Ev içi şiddet, bölge, kültür, etnik köken, eğitim, sınıf ve din ne olursa kadınlara karşı en yaygın suistimal şeklidir.

Sistematik tecavüz yeryüzündeki birçok çatışmalarda bir terör silahı olarak kullanılmaktadır. Ruanda soykırımı (1994) esnasında 300.000 ila 600.000 kadının tecavüze uğradığı tahmin edilmektedir. Bütün bu acı gerçeklere baktığımızda dünya da kadın kendi haklarının savunulmasında nerelerden günümüze kadar nasıl gelindiğini düşündüğünde, kendi yalnızlığına bir kez daha ağlayacak.

ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi şartlarda çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında, 8 Mart 1857 tarihinde greve başladı.

Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlar nedeniyle kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı. 26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın ''Dünya Emekçi Kadınlar Günü'' olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi. İkinci Dünya Savaşı yılları arasında anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de anılmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın ''Dünya Kadınlar Günü'' olarak anılmasını kabul etti.

TÜRKİYE'DE KADIN…

Türkiye'de 8 Mart Dünya kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında ''Emekçi Kadınlar Günü'' olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında daha yaygın olarak kutlanmaya başlandı ve sokaklara taşındı. Ancak 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle bir kutlama yapılmadı. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından ''Dünya Kadınlar Günü'' Türkiye'de yeniden kutlanmaya başlandı. Bu gün Türkiye'de kadın değişen dünya düzeninin aksine şiddet görüyor, itilip kakılıyor ve konuşma özgürlüğü yok. Kendini ifade edemiyorlar bu nedenle. ''Kırsal Kültür'' etkileşimi içinde bırakılanlar daha da zor durumda, her on yılda bir kitap okuyan Türkiye'de kadının, çağdaş değişimden haberi yok.

Yaşamsal özgürlüğü olmayıp kocasının her türlü saldırısına biat eden, yediği dayaktan işkenceden sonra yine de kocasını korumaya çalışan, fedakâr Türk kadını. Keşke bu gün kırsal kesimlerden başlayarak eğitilmiş, okumuş, kendini ifade edebilen aydın bir toplum yetiştirebilseydik. Türkiye'de bana göre hala kadına şiddet nedense önlenemiyor, söylemler de laftan öteye geçmiyor. Kadın yine şiddet görmeye devam ediyor. Türkiye'de kadın kendi haklarını sorgulayabildiği sürece özgür kalır. 5 Aralık 1934 tarihi, Türkiye'de Türk kadını için önemli bir günü oluşturuyor. 191 milletvekilinin kararıyla (İntihak-ı Mebusan) seçim yasası değiştirilerek Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verildi. Bu gün T.B.M.M. çatısı altında kaç kadın vekil var dersiniz? Sadece parti başkanlarının kâğıt üzerinde karar verdiği seçilme şansını bile yakalayamıyor kadın. Konuşamayan bir parlamentoda kadının zaten konuşma ve düşüncelerini paylaşma şansı hiç yok. Son zamanlarda yapılan değerlendirmelere baktığımızda, 173 ülke arasında kadına saygı sıralamasında Türkiye 160 sırada yer almış.

8 Mart'ın kutlandığı şu günlerde bu tablo düşündürmüyor mu bizleri? İleri demokrasiden bahsedenler Türk kadınını nasıl bir tıkanmanın içinde bıraktıklarının farkındalar mı acaba? Bu gün Türkiye'de her seçim döneminde bile, ülke kaderini tayin eden, eğitimin, aklın ve bilimin dışlında bırakılan Türk kadını değil mi? Türk kadınını bu çarkın ortasında bırakan kimler acaba? Uluslararası saygınlığı kazanamıyorsak, bunun nedenini, Türk kadınını bu güne kadar hep arka planda bırakmanın içinde aramalıyız. Türkiye'de kadın yalnız, kadın tutsak, kadın konuşamıyor, korkuyor. Aydınlığı ve bilimi konuşabilen kadın, yaşadığı ülkeye uluslararası alanda saygınlık kazandıracaktır. Bu gün Türkiye'de kadın inanç etkileşimin tutsaklığında bırakılmış, işte asıl aşılması gereken sorun burada. İnançlara saygı elbette her şeyin başında gelir, ancak kadını bu tutsaklığın içinden çıkarıp çağdaş bir anlayışın içinde bırakmak en doğru karar olacaktır. 8 Mart Dünya kadın haklarının kutlandığı şu günlerde, dünya kadınlarıyla Türk kadınları aynı değişimin içinde olmalı. İşte o zaman Türk kadını ülkesine saygınlık kazandıracaktır.

DÜNYADA KADIN…

Norveç, İspanya, Hollanda, İsveç, Belçika, İngiltere, Almanya gibi gelişmiş ülkelerde parlamento ve özel kurumlarda kadın söz hakkına sahip. Dünya'da kadın daha özgür ve saygı görüyor. Dünya Kadınlar günü 8 Mart'ın kutlandığı şu günlerde yine Türk kadını yalnız kalacak bunu biliyorum. Birleşmiş Milletler sözleşmesinin 15.maddesinde yer alan ''Devletler, erkek ve kadınlara kalacakları ya da yaşayacakları yerleri seçme ve serbestçe dolaşma konuşma hakkını tanır'' kararına birçok İslam ülkesinden tepki geldi. Peki, Türkiye buna nasıl bir tepki gösterdi? Bunun için kadının şu anda bulunduğu yere bakmak yetiyor sanırım. Kadın inanç etkileşiminin içinde kaldığı sürece asla bilimsel ve aydınlanma sürecini yakalayamayacaktır. Avrupa Komisyonu Yüksek Temsilciler Meclisi başkanı, Catherine Ashton, Nato genel sekreteri Anders Fogh Rasmussen ve Margot Wallstrom. Kadına eşit haklar, konuşma özgürlüğü, yaşamsal haklar, her türlü şiddete karşı alınması gereken önlemler konusunda bir bildiriye imza koydular. Bu gün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin dünyada kadına tanınan haklar konusunda aldığı (1325) sayılı karara Batı'nın dışında hangi İslam ülkesi uyuyor? Türkiye'de bu karara nasıl uydu bu güne kadar? Bunun yanıtını almak zor değil resme baktığımızda.

Kısacası yine bir 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlanıyor, ama kadın yine yalnız ve özgür değil. Kadına karşı şiddet dünyada en yaygın, ancak en az cezalandırılan suçtur. Fuhuşa zorlanan ya da bunun için satılan kadınların sayısı sadece 2010 olarak 900.000 ila 6.000.000 arasındadır. Cinsel kölelik düzeninden elde edilen kazançlar yılda tahminen on dört milyar dolardır. En az üç kadından biri dövülmüş, cinsel ilişkiye zorlanmış ya da hayatı boyunca başka türlü suistimal edilmiş (tecavüz, kötü davranış). Genellikle suistimal eden kişi aileden bir üye ya da kadının tanıdığı bir kimsedir. Ev içi şiddet, bölge, kültür, etnik köken, eğitim, sınıf ve din ne olursa kadınlara karşı en yaygın suistimal şeklidir.

Sistematik tecavüz yeryüzündeki birçok çatışmalarda bir terör silahı olarak kullanılmaktadır. Ruanda soykırımı (1994) esnasında 300.000 ila 600.000 kadının tecavüze uğradığı tahmin edilmektedir. Bütün bu acı gerçeklere baktığımızda dünya da kadın kendi haklarının savunulmasında nerelerden günümüze kadar nasıl gelindiğini düşündüğünde, kendi yalnızlığına bir kez daha ağlayacak.

Paylaş
Etiketler: .B.M.M. çatısı altında kaç kadınDÜNYADA KADIN...TÜRKİYE'DE KADIN...yalnız kadın
Önceki Yazı

Read Quran, Recharge Your Iman…

Sonraki Yazı

Okumuyoruz Bari Gezelim

Prof.Dr. Levent SEÇER

Prof.Dr. Levent SEÇER

İlişkili Yazılar

Levent SEÇER (Prof.Dr.)

Emeğe Dayalı Evrensel Demokrasi

09 Ağustos 2023
5k
Tükenişin Tek Sorumlusu CHP
Levent SEÇER (Prof.Dr.)

Tükenişin Tek Sorumlusu CHP

09 Temmuz 2023
5k
Umuda Yolculuk
Levent SEÇER (Prof.Dr.)

Umuda Yolculuk

22 Haziran 2023
5k
Levent SEÇER (Prof.Dr.)

Aydınlık Özgürlük Şarkının Adı Bu Olmalı

19 Haziran 2023
5k
Sonraki Yazı

Okumuyoruz Bari Gezelim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Tərcümeyi – Hal

Tərcümeyi – Hal

31 Ocak 2026
Ünye Döner Çeşme Meydanı

Ünye Döner Çeşme Meydanı

31 Ocak 2026
Herkese ‘Kelle’ Gerek

Günce

31 Ocak 2026
Müzisyen Kardeşler

Müzisyen Kardeşler

31 Ocak 2026
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap