Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Türkiye Cumhuriyeti Var Oldukça Ben Özgürüm


27 Ekim 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

 Cumhuriyet seçme ve seçilme hakkının olduğu tek demokratik yönetim biçimidir. Cumhuriyet’te egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Eskiden ülkelerde yönetime tek kişi hâkimdi. Ülkelerini diledikleri gibi yöneten bu kişilere padişah, şah, kral, hakan, sultan denir, çoğu zaman yönetim babadan oğla geçerdi. Halkın yönetimde hiçbir şekilde söz hakkı yoktu. Haklarını arayamıyor, arayanlar ise cezalandırılıyordu.

Osmanlı İmparatorluğu’nda, ikinci Meşrutiyetin ilanından altı yıl sonra Birinci Dünya Savaşı başladı. 1914’te başlayan Birinci Dünya Savaşı’na dünyanın belli başlı devletleri katıldı. Dört yıl süren savaş sonunda bizimle birlikte olan devletler yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Ülkemiz İngilizler, Yunanlılar, Fransızlar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı.

Ulusuna inanan, güvenen Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a geldi. Erzurum’da, Sivas’ta kongreler düzenledi. Mustafa Kemal Paşa “Tek bir egemenlik var, o da Milli egemenliktir. Ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır.” diyordu. Yurdun dört bir tarafından gelen ulus temsilcileri -milletvekilleri- 23 Nisan 1920 günü Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nde toplandı. Meclis, Mustafa Kemal Paşa’yı başkan seçti. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Büyük Millet Meclisi Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. Halkımız kadınıyla, kızıyla, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla gücünün yettiğince vatanı için savaştı.

Hiçbir ayrım yapmadan sırt sırta vererek birbirlerine güvenerek, inanarak savaştı atalarımız. Diğer yandan düzenli ordular İnönü’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da savaşarak Yurdumuz düşmanlardan kurtardılar. Destanlar yazdılar.

Tahtını, rahatını düşünen padişah, yenilen düşmanla birlikte yurdumuzdan kaçtı. İmzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni bir devlet doğdu. Bu doğan devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemişti.

İkinci dönem Büyük Millet Meclisi 11 Ağustos 1923’te ilk toplantısını yaptı. 13 Ekim 1923’te Ankara Başkent oldu. Atatürk; düşmanın ülkeden atılıp sınırlarımızın belirlenmesinden sonra, çoktan beri tasarladığı cumhuriyetin ilanı üzerinde hazırlıklar yapmaya başladı. 28 Ekim 1923 akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya’da yemeğe çağırdı. Onlara , “Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz.” dedi.

29 Ekim 1923 günü Atatürk, milletvekilleri ile görüştükten sonra taslağı hazırlanan cumhuriyet önergesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne verildi. Meclis önergeyi kabul etti.

Böylece ülkemizde Cumhuriyet yönetimi kuruldu. Atatürk kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyet’in ilanı yurtta sevinç ve coşku ile kutlandı. “Türk Milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.” diyerek ilan ettiği Cumhuriyet, Türk Milletine bırakılmış en büyük miras ve vazgeçilmez bir değerdir.

Cumhuriyet’te egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Halk kendi kendisini yönetme yetkisini temsilcileri aracılığıyla kullanır. Bu yönetimde yurttaşların seçme ve seçilme hakkı vardır. Devlet yönetimi, sınıfların, kişilerin ailelerin, bir zümrenin eline bırakılamaz. Milletin bütün bireyleri yönetime katılabilir ve söz sahibi olabilir. Çünkü cumhuriyet yönetiminde bütün vatandaşlar eşit haklara sahiptir.

Cumhuriyetle birlikte ulusal bir devletin, onurlu, özgürce düşünebilen ve eşit haklara sahip yurttaşları haline gelmiş, devletin tek ve gerçek sahibi olmuştur. Türkiye Cumhuriyetinin 88. yılını kutlaması bir başarı, bir uygarlaşma öyküsüdür. Cumhuriyetin başarıları ile haklı bir gurur duyuyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti laik ve demokratik anlayıştan taviz vermeden, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolunda hızla ilerlemektedir. Buna hiçbir güç engel olamayacak ve Türkiye Cumhuriyeti devleti sonsuza kadar yaşayacaktır.

 Hak ve hürriyetlerden yoksun toplumların ayakta kalmaları ve yaşamaları mümkün değildir.
 Bu nedenle, bizlere ve gelecek nesillere düşen en önemli görev; Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunmak, Atatürk ilke ve inkılâplarını koruyup, kollamak iç ve dış tehditlere karşı duyarlı olmaktır. Cumhuriyeti yüceltip sürdürmek her Türk’ün milli görevidir.  Atatürk’ün yıllar önce cumhuriyet için söyledikleri, bugün hala bazı batı ülkelerin elde etmeye çalıştıkları düşüncelerdir.

Düşüncelerini bilimsel bir temel üzerine oturtmuş, ileriyi gören bir insandır. Atatürk sadece bilgili bir asker, uzak görüşlü bir devlet adamı değil aynı zamanda gerçek bir düşünürdü. Ayrıca sadece düşünce üretmekle kalmamış, bu düşünceleri gerçekleştirerek, üçüncü dünya ülkelerine bağımsızlığın ve kurtuluşun yolunu da göstermiştir. Bugün bağımsızlık savaşı veren pek çok ülkede Atatürk’ü örnek alınıyor. Bilgisiz ve bilinçsiz bir halk topluluğunun ulus olma hakkına sahip olamayacağını vurgulayan Atatürk, ulusun bilinçlendiği oranda hak ve hukukuna sahip çıkacağını biliyordu. Bu nedenle eğitim ve kültüre çok önem vermiştir. Onun, bir bakıma kültürü, cumhuriyetin temellerinden biri olarak görmesindeki neden budur.

 Atatürk’e göre sadece cumhuriyete sahip olmak yeterli değildir. Ona layık olmak da gereklidir. Bunun içinde gereken Atatürk”ün ilke ve inkılâplarına sahip çıkarak Cumhuriyetimizi korumaktır. Hürriyet ve bağımsızlığın kıymetini, erdemli ve özverili, çağdaş eğitim almış gelenek ve göreneklerine, kültürüne, geçmişine sahip çıkan gençler daha iyi bilerek sahip çıkacaklardır. Bağımsızlık; hürriyet, cumhuriyet bundan böyle savaşarak değil, bunları değeri bilinerek korunacaktır. Onun için kılıçla elde edilen zaferler, Bundan sonra siyasi, ekonomik, kültürel, teknolojik zaferlerle korunarak başarılar kazanılacaktır.

 Bizleri bölmeye, birlik beraberliğimizi bozmaya, aramıza nifak tohumu ekerek senlik benlik yaratmaya çalışanlara fırsat vermeyelim.

Cumhuriyet’in 88.Kuruluş yıldönümünü kutlar, Büyük önder Atatürk ve canlarını bu uğurda feda eden şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum,  Türkün Türk’ten başka dostu yoktur. Cumhuriyetimize, Bu Vatan bizim. Vatanımıza sahip çıkalım diyorum.  NEVİN KILIÇ

Okunma Sayısı: 86
Kategori: Nevin KILIÇ
Etiketler:

Yazarın Diğer Yazıları

Soytarı-İspiyoncu ve Yalaka

Soytarı-ispiyoncu ve yalaka kelimeleri ayrı gibi görünse de özünde aynı bence. Sadece isim değişik. Uygulaması,...

Sosyolog Olmak

Severek okuduğum alan. Bana en çok sorulan soru üzerine ve bir sosyolog olarak sosyoloji, sosyolog...

Renklerin Gözü

Etrafımıza bakıca ne kadar çok renkler görürüz. Bu renkler sadece gözümüzün gördüğü doğanın kendine has...

Gazeteciler Günü Kutlu Olsun

Öncelikle gecesini gündüzüne katarak, zor şartlar altında canlarını tehlikeye atarak, görevlerini yapmaya çalışan, doğru haberleri...

Velilerin Çilesi Bitmez

Okulların açılmasıyla beraber velilerin çilesi de başladı. Eğitimin iki öğün olması özellikle öğlen arası velilerin...