TOZLU YOLLAR
Tozdan arabanın rengi görünmüyordu. Toz kalıcı çamura dönüşünce kirlilik gözümde büyüdü. Arabayı otele uzak çiçekler arasına bıraktım.
Çiçek bahçesinden otele doğru yürüdüm. Yollar arasındaki çimleri biçen görevliler dikkatimi çekti. Görevliler, çimi oldukça düzenli kesiyorlardı.
Kolay gelsin, çok güzel oluyor, dedim. Havanın bozmasından endişelenmedim. Çiçeklerin tipleri belirgin hale gelmişti. Otel, örnek mimarisiyle, kara taştan bir binaydı.
Otelin önünde ve içeride de havuz vardı. Otele ilk defa geliyordum, içeriye dahi girmemiştim. Görevlilere, havuzun suyunu sordum. Dağdan geliyor ve sürekli değişim içerisindedir, dediler.
Otel sessiz sakindi, bahçede kimseler yoktu. Otele varıp oda numarasını ve eşyalarımı getirmeyi soracaktım. Yalnız arabayı açık bırakmıştım, valizler için geri döndüm ve iki valizi çıkarttım. Bahçıvanlara üçüncüyü de gelip alacağım, dedim.
Arabayı açtım ve otele baktım. O sırada, büyük bir patlama ile sarsıldım. Çatının parçaları arabaya kadar geldi. Bir toz bulutu yayıldı. Göz gözü görmüyordu. Sis biraz aralanınca, çim biçenlerin yattığı yerden kalkmadıkları ve başlarına taş yığıldığını gördüm.
Olayı yazmama bakmayın titremekten canım çıktı. Öyle sarsıldım ki sis içerisinde kaldım ve yaralandığımı zannettim. Patlama on dakika sonra olsa otele giriş yapacaktım. İşte o an havaya uçmanın zamanıydı. Kendime hâkim olamıyorum ve titremeye devam ediyorum.
Çenelerim çarpıyor, başım dönüyor, gözlerim her şeyi sis içerisinde görüyordu. Yaralı değildim, hiçbir tarafımda ağrı sızı yoktu. Korkuyla sevinç bir aradaydı.
Patlamaya koşanlar bahçeye kadar geldiler. Daha da ileriye gidemezlerdi. “Otelde mi kalıyorsun, dediler. Kalacaktım, valizimi alıp gidecektim. Niçin patlama olduğunu soranlara cevap veremedim. Yaşanan sefaleti uzaktan izledim. Acı bir olay, dedim.
Otel üç katlıydı. Çalışanı çokmuş. Yangın beklerken itfaiye geldi. Binanın enkazına doğru koşuşturma başladı. Arabanın yanından ayrılmadım. Biri daha burada mı kalıyorsun, dedi. Ona da kalacaktım, dedim.
Televizyon, patlamadan bahsetmiş. Ölen ve yaralı olup olmadığı söylenmemiş. Bahçıvanların öldüğünü kafalarının taş altında kaldığını görmüştüm.
Hayatta acılar ve daha da acılar gerçekleşiyordu.
Hasan TANRIVERDİ















