Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cuma, Ocak 30, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Cihan HAYIRSEVENER

Tepki İle Hakaret Karıştırılmamalı

Cihan HAYIRSEVENER Yazar Cihan HAYIRSEVENER
06 Eylül 2007
Cihan HAYIRSEVENER
0
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Önceki gün, yine bu köşeden DOHAYKO isimli sivil toplum örgütü ile birlikte hareket eden hayvanseverlerin, Bandırma hayvan barınağında itlaf edilen 280 köpek için ortalığı ayağa kaldırdığını dile getirmiştim.

Bir anlamda, hayvanlar için ortalığı böylesine ayağa kaldıran sivil toplum kuruluşlarının, Bandırma’-ya örnek olması gerektiğini de savunmuştum.

Nedeni de, Bandırma’da ne olursa olsun, kabul etmek gerekir ki, halkımız da, sivil toplum kuruluşla-rımız da, siyasi partilerimiz de son derece duyarsız bir şekilde, yaşanılan olayları tevekkülle karşılıyor.

Bu duyarsızlığın nedeni, bölgenin havasından ya da suyundan mı kaynaklanıyor bilemiyorum, ama burnumuzun dibinde yıllar yılı bir asit fabrikası bir köyü toptan yavaş yavaş öldürüyor, o kadar haberler yapıldı, yorumlar yazıldı da, kimseden çıt çıkmadı.

Acaba, ülkenin nasıl olsa nüfusu bir hayli fazla, ölen ölür, kalan sağlar bizimdir diye mi düşünülüyor?

İnsanın aklına böylesine abuk ihtimaller de gelmi-yor değil doğrusu…

Biz tekrar, itlaf edilen köpek olayına dönersek, yapılan mesaj yağmurlarından anlaşıldığı kadarı ile son derece örgütlü bir hayvansever grubu, Türkiye’yi ayağa kaldırmanın yanı sıra, Avrupa’daki bağlantıları ile de AB’ye taşıyarak, konunun bir anda Avrupa’nın da gündemine oturmasını sağladılar.

Dediğimiz gibi son derece sistemli ve örgütlü bir grup, başta cumhurbaşkanı olmak üzere, başbakanlık ve bakanlıklar da dahil, vilayetten, kaymakamlığa, belediye başkanlığından, adliyeye kadar, mesaj yağmuru ile adeta bunalttılar.

Doğruyu söylemek gerekirse, kelimenin tam anlamıyla örgütlü bir toplumun gücünü sergilediler.

Bu konuda kendilerini tebrik etmek gerekir.

Gelelim, olayın diğer boyutuna.

Özellikle şunu söyleyeyim ki, rahmetli babamdan bana geçen ve benden de çocuklarıma geçen müthiş bir hayvan sevgi olan bir aile yapımız var.

Hele, ilk köpeğimizle tanıştığım 5-6 yaşlarından bu yana birçok kedi-köpek, kuşun ve balığın birkaç çeşidi, tavşan ve değişik birkaç cins hayvan besledim.

Halen de, evde mu-habbetkuşu ve balıklarımızla, bu hayvan sevgisini gidermeye çalışıyoruz.

Fakat, en büyük özlemim, küçüklüğümde yaşadığım bahçeli bir ev hayali. Bahçesinde de, besleyeceğim hayvanları ile tabii ki.

Böylesine bir özlem içerisinde biri olarak, hayvanseverlerin bu tepkisini çok iyi anlayanlar arasında olduğumu sanıyorum.

Allah’ın verdiği bir canı da ancak yine Allah’ın alabileceğine inanıyorum.

Lakin, böyle düşünürken de, öncelikle insan hayatı ve insan sağlığının da ön planda geldiğini düşünü-yorum.

Hayvanseverlerin çektiği mesajlara baktığımızda, son derece çirkin, son derece hakarete yönelik ve son derece de devlet görevlilerini aşağılayan sıfatları görünce de üzül-medim desem yalan olur.

Bizim ülkemizde, ya-pılan her işte mutlaka bir ihmal, bir kusur, bir eksiklik, bir yanlışlık oluyor.

Bunları yıllar boyu göre göre, artık millet olarak kanıksadık da.

Ancak, her ne olursa olsun, vatandaşına hizmet etmekle yükümlü bir devletin görevlisine de, (ki, başta vali ve kaymakam olmak üzere, belediye başkanından ilçe tarım müdürüne kadar) hiç kimsenin katil, cani, ahlaksız cani, ahmak, beceriksiz, tembel, katliamcı gibi sıfatlar ve daha ağırlarını söyleme hakkının olduğunu da hiç sanmıyorum.

Zaten, bu sivil toplum kuruluşları, kendi bakış açı-larından gördüklerini, tepkili bir toplumun duyarlılığı içerisinde, ilgili tüm yetkili mercilere göndermiş.

Gönderdikleri mesajlarda da, ilgili kanun maddelerini de en güzel şekilde ortaya koyup, neyin nerede yanlış olduğunu da sergilemişler.

Tüm bunlarla da yetinmeyip, savcılıklara suç duyurusunda bulunup, ihmali olanların da cezalandırılmasını isterken, söz konusu yetkilileri de istifaya davet etmişler.

Medeni toplumların yapması gereken tüm girişimleri yapan bu sivil toplum kuruluşu temsilcileri, ne yazık ki bunlarla yetinmeyi uygun görmemişler. En ağır hakaretlerle, bu devlet görevlilerini suçlayarak, hem kişisel haklarına saldırıda bulunmuşlar, hem de devlet memuru haysiyetini ayaklar altına almışlar.

Buna ne gerek vardı?

Zaman zaman hepimizin, kimi devlet kuruluşlarında, bulunduğu mevkiiyi hazmedemeyen görevlilerle karşılaştığımız oluyor.

Ve, bizim bazı devlet memurlarımız, halen kendini Osmanlı paşası olarak görüyor ve hizmet etmekle yükümlü olduğu vatandaşı, kendisinin kulu gibi görme yanlışlığı içerisine düşüyor.

Bunun gibileri yok mu? Çok var tabii ki.

Yalnız, bunlarla mücadele etmenin yöntemi, onları aşağılayarak, hakaret ederek, bir anlamda devlet memurluğunu ayaklar altına alarak değil, hukuki yollardan olmalıdır.

Belki bizim ülkemizde adalet çok çok geç işliyor. Açılacak mahkemenin sonuçlanmasına kadar, itlaf edilen yeni doğmuş yavru köpekler, çoktan ecelleri ile ölmüş olurlar ya!.. Ama yine de, hakaret hiçbir şeyin çözümü olmamalı. Özellikle de, bu yurt genelinde olduğu gibi, yurt dışından da desteklenen böylesine duyarlı bir sivil toplum örgütünün şanına yakışmayacak bir tavır haline gelmemeliydi.

Bu son olay bile, bizim toplumumuzun empati yapmaktan ne kadar uzak olduğumuzu da ortaya koyu-yor. Valisinden kaymakamına, belediye başkanından tarım müdürüne kadar böylesine ağır hakaretler eden kişilere, aynı sözlerin kendilerine söylenmesi durumunda nasıl bir tepki vereceklerini de çok merak ediyorum.

Haklı iken, haksız duruma düşmek bu olsa gerek.

Hakkımızı arayalım. Ama tabii ki hukuk yoluyla…

Bu cesaret nereden geliyor?

“Diyarbakır, savaş ve kavgayı sevmiyor. Birlik ve diyalog için buradayız. Ama ilan edilen bir savaş için ‘hodri meydan’ diyoruz. Biz buradayız. Kavgadan korkmuyoruz.”

“Diyarbakır bir kaledir… Düşürmek istiyorlarsa buyursunlar gelsinler. Bu kale düşmeyecektir… Niceleri gelip düşürmek istedi. Ancak, bu kale dimdik ayaktadır…”

“Sayın başbakan önce şu Ankara’nın su sorununa çare bulsun. Ankara hepimizin kentidir. İstiyorlarsa onlara gerekli uzman eleman takviyesi yapmaya hazırız…”

“Türk askerinin Erbil’e yapacağı askeri bir hareketi Diyarbakır’a yapılmış sayarız…”

Bu sözleri kim söylüyor?

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir!..

Kime söylüyor?

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a!..

Peki o ne söylüyor?

“Laf üreteceğine, iş üret, proje üret!.. Bizim muhatabımız sen değilsin!”

Sonra da konu kapanıyor…

Eh tabii, Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanı, karşısındaki bir belediye başkanı karşısında sürekli olarak böylesine geri vites gidince de, yarın bir gün başbakanlığın kapısına dayandığında, sesi soluğu da kesilecektir herhalde!..

Çünkü durum onu gösteriyor.

Adam yıllar yılı Türkiye’yi germek, milleti birbirine düşürmek, kan döktürmek için hiç utanmadan, hiç çekinmeden alabildiğine konuşuyor, alabildiğine nifak tohumları atıyor, her türlü yasadışı konuşmayı yapıyor, ama her nedense bu adama sonsuz bir hoşgörü gösteriliyor.

Şunun söylediği sözlerin bırakın onda ya da yüzde birini, binde birini batıdaki herhangi bir ilçenin belediye başkanı söylemiş olsaydı, vallahi de, billahi de şu an hapislerde sürünüyor olacaktı.

Bu adamın dokunulmazlığı nereden geliyor, çok merak ediyorum.

AB’den mi, ABD’den mi yoksa her ikisinden birden mi alıyor bu gücü?

Öyle bir güç ki, arkasındaki TC bile dokunamıyor!. Hayret ki ne hayret.

Şiir okudu diye bir belediye başkanını hapislere gönderen TC, kendisini bölmek için her türlü söylemi istediği rahatlıkta yapan bir bölücü ile baş edemiyor. Bu mu benim TC’m?

Bir de savaş ve kavga istemiyormuş. Eğer istememe hali buysa, Allah korusun ister halini düşünmek bile istemiyorum.

Demek ki, hapı yuttuğumuzun, hepimizin öldüğünün resmidir.

O da zaten bunu biliyor.

Ve sanırım bizlere de acıyor!..

Ses çıkartmadığımız müddetçe de daha çoook konuşacak bu adam.

Paylaş
Etiketler: DOHAYKO isimli sivil toplumsistemli ve örgütlüsivil toplum
Önceki Yazı

Yazmak, Yalnızlığı Paylaşmak İsteğidir

Sonraki Yazı

Düşlerini Gerçekleştirenlere Ve Başarılı İnsanlara İhtiyacımız Var

Cihan HAYIRSEVENER

Cihan HAYIRSEVENER

Güney Marmara Yaşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni

İlişkili Yazılar

Cihan HAYIRSEVENER

Başkan Adaylarını Açıklayın

30 Ağustos 2008
5k
Cihan HAYIRSEVENER

ATV’nin Nasıl Bir Ayrıcalığı Var?..

29 Ağustos 2008
5k
Cihan HAYIRSEVENER

Fırsatçılara Fırsat Tanıyanlar!..

28 Ağustos 2008
5k
Cihan HAYIRSEVENER

Kim Durduracak Bunları?

27 Ağustos 2008
5k
Sonraki Yazı

Düşlerini Gerçekleştirenlere Ve Başarılı İnsanlara İhtiyacımız Var

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026
Vatandaşın Alım Gücü Azaldı

Türkiye Yüzyılı

30 Ocak 2026
Ailenin Dönüşümü

Ailenin Dönüşümü

30 Ocak 2026
Gece Aforizmaları (l)

İstanbul Üçlemesi Dolmabahçe Sarayında

30 Ocak 2026
Gurbete Arzuhâl

Gurbete Arzuhâl

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap