Buğra sevecen, saygılı ve bir o kadar da hareketli bir çocuktu. Lise bir ve ikinci sınıfta öğrencimdi. Üçüncü sınıfta dershaneye gitmişti. Hareketsiz geçen bir saniyesi yoktu. Oturduğu yerde duramazdı. Dersi dinler ve notunu alırsan, sana futbol topu alacağım, dedim. Aradan geçen beş dakika sonrası anlaşmayı bozalım, diye rica etti.
Çocuk olmakla irade zayıflığı ve sorumsuzluk alabildiğine benliğini esir etmişti.
Öğrenciyi üniversite hazırlıkta çok iyi takip edemediğime pişmanım. Üniversite sınavından sonra, tercih için yanıma geldiğinde, onu iyi görmedim. Konuşan o cevval çocuk gitmiş, yerine sanki hayata küsmüş birisi gelmişti. İnanılmaz anlamsız sözlerle kendini yüceltiyordu. Sınavının iyi geçtiğini ve teknik yüksek okula girebileceğini söylüyordu.
Bu davranışın başarılı olacağına inanmadığım için ona kuşkuyla yaklaştım, ama iyi puan da almış olabilirdi. Yalnız zorlanmayacağı bir bölüm olsun istiyorum, demişti. Bölüm beni yormasın ve rahat sınıf geçeyim. Anlamsız bakıyor, neşesiz ve isteksizdi.
İçinde bir korku taşıyor gibiydi. Onu yemeğe götürdüm. Sanki iki gün açtı. Para verdim, İyi puan hediyesi, dedim. Ver elini teknik yüksek okul, dedi.
Bugünlerini nasıl değerlendiriyorsun? Diye sordum.
Babama taşımacılıkta yardım ediyorum, dedi.
Çok güzel, hayatın zorluklarını bizzat yaşıyorsun. Kaydolmaya gitmeden önce uğramalısın, dedim. Yine bir sarsıntı geçirdi. O zaman kazanamadığına karar verdim. Ona yine para verdim ve gitti.
Gerçek ve verimli çalışma, düzenli bir enerji harcamayı gerektirir. Bu şekilde olmazsa kişinin başarı kazanması kolay değildir. Okulda da hiçbir bilgiyi yeterince öğrenmediği ortada iken kazanması söz konusu olamazdı.
Çarşıda bir mağazada oturuyordum. Öğrencim, iki polisin arasında elleri kelepçeli sürüklenerek götürülüyordu. Kalkıp müdahale etmek istedim ama güvenemedim. Caddeye doğru yürüdüm. Kime ne soracaksın. Üzüldüm ve öğrenciyi bundan sonra bir daha göremedim. Hatam ailesini tanımamak oldu. İşlerimde çoktu, meşgul olamadım.
İki yıl sonra öğretmen arkadaş, telefon etti. Telefonda öğrenciyi görmüş. Yalnız hiç iyi vaziyette değilmiş. Çehre surat kalmamış, hırpani bir kıyafet ve ayaklar yarı çıplak. Öğrenci onu tanıyınca aradan kaçmış. Bir daha da rastlamamış.
Benim teknik okul dediğinde uyanmalıydım. Yüksek okul demiyordu. Kazanamadığı kesindi. Fakat ailesiyle de problemi vardı. Okulda da mantıklı bir ders görmedi ki kazansın. İradesinin zayıflığı kendine güveni bile kalmamıştır. Yine kazandığı arkadaşları da onu kötülüğe sürüklemiştir.
Hayat genelde iradesine hâkim olamayan insanları kesip atıyor. Kurallarına uymanı istiyor, yoksa bir tarafa savruluyorsun.
Öğrenci, yaşantısını kurallara göre doğru kuramadı. Bir tarafa savruldu gitti. Yazık.
Hasan TANRIVERDİ























