Müdür bey kaşlarını çatarak, tanık, nereden duydun, dedi.
Yardımcısı duymadım gördüm, dedi.
Müdür, tanık okula girmek istemiş. Okul kapalı tanık kimin işi olabilir, dedi.
Yardımcısı, belki de okula hakaret etmek için dolaşıyordur, dedi.
Müdür, okulu tanığın kafasına yıkarım. Kollayalım, yakalayalım ve sıkıntısını öğrenelim kimmiş bu tanık, dedi. Müdür uzun boylu, saçları döküldüğünde çocukmuş. Çatık kaşlı hırçın ve yerinde duramayan bir insandı. Her cümlesinin başında ve sonunda “tanık” kelimesi geçiyordu. Onun için müdürün adı; “tanık” kalmıştı.
Yardımcı, adam ile hoşgörü noktasında konuşalım. Belki de akıl hastasıdır. Yakaladık dersek herkes bize güler, dedi.
Müdür tanık odamıza çekilelim, takip edelim. Bekçide gözünü dört açsın tanık, dedi.
Yardımcı, bekçiye söylerim. Müdürün yanından ayrıldı ve bekçiye gitti.
Müdüre telefon geldi. Öğretmen yarınki programı soruyordu. Bayram için yapılan değişikliğin neler olduğunu öğrenmek istiyordu. Müdür, tanık buraya kadar gelirsen öğrenirsin. Program elimde yok tanık, dedi.
Bekçi bir iki gündür öylesine geziyor, dedi. Yardımcı, seninle konuşursa beni çağır, birlikte konuşalım, dedi. Bekçi, tanığa da haber vereyim mi, dedi.
Yardımcı, Müdür, tanık kelimesinin, ona kene gibi yapıştığını söyledi. Bilmeden ağzından tanık desen kızıyor, dedi.
Müdür, tanık hiç bulaşmayalım. Onu kendimiz de hallederiz tanık, dedi.
Bekçi yardımcıyı aradı. Kapıya geldi ve sizinle görüşmek istiyor. Yardımcı hemen geliyorum. Yardımcı Müdür beye haber verdi. Müdür, tanık sakin ol. Bakalım niyeti neymiş tanık, dedi. Yardımcı bekçinin yanına gitti. Okulun bahçesinin bu kadar sessiz olacağına inanamadı. Yarı bayram programı da hazırladım, soranlara söyleyelim, dedi.
Bekçi tanığa haber vereyim mi dedi. Yardımcı ona sus duymasın. Yoksa seni uçurur, dedi.
Yardımcı, adama buyurun, içeri girmez misin? Dedi. Adam önce şaşırdı ve kendini toparladı. Bahçede konuşmaya başladılar. Çalışmak için müracaat etmiştim. Niçin engellendiğimi öğrenecektim. Rahatsız ettiğim için özür dilerim, dedi.
Yardımcı odama geçelim müracaat dosyalarını bakalım, engeli görelim. Yalnız Müdürümüz titiz bir insandır. Alım işleriyle ilgilenmez. Sizi yakınım diye tanıtırım, dedi. Yardımcı, geçmişi kurcalamanın fayda getirmeyeceği ortada. Biz sana çalışacağın seveceğin iş bulalım. Ruhunun canavarlaşmasını sakinleştirmezseniz kolay olmaz. Bugüne kadar neredeydin. Yarattığın olaylar, kafanın içinde büyür ve tüm benliğini sarar. Hayallerinin renkliliği kalkar. Olayın içinde renksiz ve kişiliksiz kalırsın, dedi.
Yardımcı düşünceni açıkça söyleyin. Müdürden de yardım isteyelim. Kalk yanına gidelim. Senin mutlu olacağın işi önüne koyalım, dedi. Adam çok memnun oldu ve Müdürün yanına gittiler.
Müdür, tanık olayı anladım, her gün akşam üzeri beşte haber gelmiş olabilir, dedi. Adama da para verdi. Tanık paran olmadığında istemeye çekinme tanık, dedi.
Adam Müdürün elini öptü ve teşekkür ederek ayrıldı.
Hasan TANRIVERDİ
SESSİZ ŞİMŞEK
Çarpışan bulutlar ve oluşan şimşekle, teknik cihazlar, bir anda sessizliğe gömüldü. Dönüşmeyen ise ters çalışmaya başladı. Ters çalışmadan dolayı olsa gerek, parça kırıp susmak zorunda kaldılar.
Buna rağmen, cihazlarda farklı bir ışık görüldü. Maviden kırmızıya dönüşüm oldu. Kırmızı alarm kısa sürede de olsa duyulara etki yaptı. Laboratuvarda olanlarda, denge bozulması, kulak çınlaması ve görmede bulanıklık sıkıntısı baş gösterdi.
Şimşek, etkiyi ortaya çıkartmadı ve öylesine yokladı. Işık aktifleşti, kişi sararıp solmak gibi problem yaşamadı. Yaşanır denmesi boşunaymış, dedik. Komuta kademesi cihazların canına okudu. Görevlilerin titremesiyle birlikte heyecan arttı. Önünü göremediğinin farkında olamadı. Saygınlığı kalktı hiçbir şey değilmiş geçte olsa anladık.
Sessiz şimşek, çakmak için zaman kolladı. Kendini gösterdi ama nafile. Çünkü çakamadı, esas etkenlerini kaybetti. Direnemedi, tepeleri gözleyip ovadaki insanları buldu ve başlarına musallat oldu. Bir topluluğa denk gelseydi, başlarına ekşir ve amacına ulaşırdı.
Sessiz şimşek mola verdi. Keyfi yerinde olacak ve sönüp gidecekti.
Aranıyor eski şimşekler, aranıyor çakıp da ortaya koyduğu ışık çizgisi. Işığı belirdiğinde, ses getiren söylemi. Çizdiği zigzaglar. Zigzaglar aldatmaca. Sessiz şimşek yıldırıma dönüşemedi. İstediği gibi patlamadı patlasa da etkisiz kaldı. Böylece içine yandı.
Çoban yılmadı, çaksan cürmün kadar yer yakarsın, dedi. Diğer canlıları da yakamadı. Yakıp yıkıp sessizliğini bozamadı. Şimşek çakmaz ancak söyler, dedi. Kimse yıldırım çarpmışa dönmesin. Çaktı mı neler olacağını herkes bilir. Yıldırım sözünün eridir, bir kişi de olsa çarpar atarım, umurumda olmaz. Çarptığımı un ufak ederim. Karşımda güç tanımam. Bana yan bile bakamazlar. Çünkü canlı koymam acımam, dedi.
Gürledim, çaktım ve çarptım. Işık saçtım ve toz duman ettim.
Sessizliği bozdum ve sürdüremedim. Çünkü kişiler benimle dalga geçtiler. Kimse benim hakkımda konuşamaz, gürler boşuna değil çakarım. Çaktıklarımın canını da yakarım.
Şimşek olup çakıyor, gürlüyor ve yıldırım olup çarpıyor. Kanatlarım büyük, onlarla gösteri yapıyorum. Yüzünü ekşitti. Parmaklarını çıtlattı. İnsanlar gerçek sorunlarla ilgilenmelidir.
Yıldırım, taviz vermeden kırar geçerim. Çoğu zaman nötr kalırım. Bazen de özellikle deniz aşırı Ülkelerde daha çok gürültü koparırım.
Sessiz şimşek, ovada insanın başına yığıyor elektriği ve yakıyor kişileri. Konuşmamalı sessiz kalmalı. Şimşek olduk kırık çizgilerin ışığı ile göründük. Yıldırım olup gürledik. Mevsim geçse de korku atmosferi yaratabiliyoruz. Kancanın ucundaki, balığın acısını hissetmek, acıyı yansıtmak.
Çakarlı şimşek, uyur gibi kenelerini insanların sırtına bırakıp kanını emdiriyor. Bu durumda ayrı bir yıldırım bombalaması. Yalnız sessiz şimşek, sahnede kalıp zigzaglarını sürekli tutamıyor. En değerli işler gerçekten de hep yalnız yapılandır.
Bulutlar yükünü eksiden artıya dönüştürürken farklı renkler oluşuyor. Beyaz, gri ve siyah.
Yağmur, insanları şimşek ve yıldırım gibi korkutmuyor.























