Sıcak hava yaprakların zamansız dökülmesine, ilk defa tanık oluyorduk, onun için dillerden düşmüyordu. Bitkiler de ayarını bozdu, deniyordu.
Her olayı enine boyuna inceleyen, takma diş, titizlenir ve üzülürdü. Takma dişin heyheyleri üzerinde, siniri de burnunun ucundaydı. Atasözü “Gürlüyor fakat yağmıyordu.” Tam da takma diş için söylenmişti.
Memur emeklisi olmasını unvan olarak kullanırdı. Takma diş, nerede bir gürültü duysa oradaydı. İki hafta içerisinde, kalan dişlerimi de çektirdim. Ağzımı yeniden yaptırdım. Alt çenemin normalden uzun olması dişlerimin düzenine engel olsa da yaptırmayı göze aldım. Takma dişlerle yaşamaya alıştım, diyordu.
Olaylar karşısında sözünü esirgemez, karşısındaki kırılmış umurunda değildi. Belki de davranışı öyleydi. Takma dişin, yüz hatları sert ve olumsuz mizacı, yaşantısının ilkel boyutunu ele veriyordu. Hareketlerinin basitliği, rahatsız ediciydi. “Ben” diye başlar, gerisini düşünmeden konuşurdu. Vücut dili daha da korkunçtu. Konuşmasında elini, kolunu ve hatta bacaklarını bile kullanırdı.
Meyvenin olgun ve sulu olmasını yapraklarla bağdaştırırdı. Bu sene meyve yiyemeyeceğiz, derdi. Halbuki bir tanesini kaybetmez, satardı. Hanımı ondan gizli sakladığı elmaları da kokusundan bulurdu. Hanımı “Köpek olsa bari av için işe yarardı,” diyordu.
Takma diş, köyde meyve yetiştiren dayının, ağaçları budadığı haberini öğrenince o da meyve ağaçlarını budadığı söylentisine, önce gülmüşler fakat üzülmüşlerdi. Yaprakların sararmadan dökülmesi budanmasını gerektirmezdi. Takma dişin bilmişliği buraya kadar, öyle yanılmıştı ki, ona söz hayır etmezdi.
Meyve ağaçlarını yanlışlıkla budamasını kabul ediyor ama üzülmemeye çalışıyordu.
Soğuklara kadar bahçedeyim. Soğuklar kendini gösterince, evde sepet örmeyi düşünüyordu. Bahara kadar, sepet işine devam edeceğim. Baharda ilk işim sepetleri satmak olacaktır.
Takma diş, kış boyu yağmurdan bahçeye giremedim. Takma diş; bahçeye ve şehre her iniş çıkışında önce gürler, sonra ise iri damlalar kendini gösterir ve kuru yeri kalmazdı. Takma diş “Göze geldim” diyordu.
Takma diş, gökyüzüne, denize ve tepelere bakmama kararı almıştı. Ayrıca bahçeye ve şehre sessizce gitmeyi düşünüyordu.
Takma diş bu kış şehre inmeyecekti. Havalar iyi giderse de köyde çalışacak, yaprakların açmasını beklemeyecekti. Yapmaya çalıştığı sepetlerden kimseye bahsetmiyordu. Çünkü, kestiği çubukların çoğunu kırmış ve kullanamamıştı.
Takma dişin kararları arasında, yağmur ve sepet olayı da vardı. Yalnız soğuk günlerde, dışarı çıkmayacaktı.
Hasan TANRIVERDİ





















