Sürücü belgesi için, başvurumu yapmıştım. Motor ustası, araba ile ilgili çeşitli yapıları tanımladı. Bir arabanın hareketinin neye bağlı olduğunu anlattı. Bundan sonra arabayı sürmenin kolay olacağına aklım yattı.
Özellikle şehir içerisinde sürmek, moral ve motivasyona bağlı. Ondan sonra arabayı teknik alet gibi kullanmak yapılacak basit bir işlemdi
.
Usta öğretici, uygulamalı eğitim için, adayları trafiğe kapalı otoyola getirdi. Adaylara dikkat ediyorum, davranış ve sürüşleri ilgimi çekiyor. Psikolojileri ve morallerini anlamaya çalışıyorum.
Kabiliyetler sosyal çevreyle geliştirilebilir. Fakat var olan ve sonradan kazanılan kaba hareketler alışkanlık hâline gelirse kendini her ortamda gösterir.
Aday direksiyon başına geçiyor, arabayı sürüşü, kabalığını ortaya koyuyor. Usta öğreticiye öyle el kol hareketleri yapıyor ki, arkadaşı bile olsa gerek değildir. Bu tür davranışlar hiçbir medeni insana uymaz.
Usta öğretici, elindeki listeye göre, sıranın bana geldiğini işaret etti. Arabanın yanına gittim. Arabam olmadığı için, sürücü belgesini hemen almamın bir özelliği yoktu. Çünkü belgeyi kullanmayacaktım. Onun için de psikolojik olarak çok rahattım.
Usta öğreticinin teorik bilgilerini kullanarak, arabayı kaldırdım ve sürmeye başladım. Söylenenleri yaptım. Durdum, kalk dedi kalktım ve geri vitesinde işlevini gösterdim. Sonra sağa çek ve dur dediler.
Usta öğretici, direksiyonu ve arabayı sürmeyi çok iyi öğrenmişsin, dedi. Şaşırdım. İlk defa direksiyon başındayım, dedim. Bu defa usta öğretici şaşırdı. Usta öğretici, insan isteyince oluyor, dedi. “Gerçekten bilen bir insanın ulaşamayacağı yer yoktur.”
Usta öğreticinin samimiyetine güvenerek, sürücü adaylarının davranışları, direksiyona oturuşları eğitim ve öğretim durumlarını ortaya koyuyor mu? Diye sordum. Peşine ekledim, anket olarak sordum yanlış anlamayınız dedim. Usta öğretici, hiç şaşmıyor, dedi.
Derste anlattık, sınav yaptık. Belgeyi ticari olarak kullanacaksınız çok çalışın, yoksa araba kafanıza geçer, dedik. Direksiyondan önce de açıkladım, o şekilde arabaya bindik. Kalktı, vitesi büyüttü, güzel ve süratli giderken, yavaşla dedim. Frene hızlı bastı ve arkada arkadaşı ön cama bende kemer vardı yoksa camdan çıkardım.
Böyle olaylarda yaşıyoruz. Arkadaşı ön camı kıramadı ama yaralandı. Basit ve ilkel hareket az kalsın yaralanmamıza neden olacaktı.
Ne yaptın diye bağırıyorum, diyor ki, dur dedin ya. Ben dur demişim ve iki kişi hastanelik oluyor.
O kadar konuşuluyor, anlatılıyor ceza veriliyor. Direksiyon başında; konuşulmaz, bir şey yenmez ve kesinlikle telefonla oynanmaz. Bakıyorsun yılların sürücüsü, yasak olan yapılmaması gereken kurallara uymuyor. “Önünü görmeden adım atmamak gerekir.”
Kazaların çoğu da kural tanımamaktan kaynaklanıyor.




















