Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Şu İsimlere Dikkat: -İbrahim Tenekeci


05 Eylül 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

HAKAN ALBAYRAK

Muhammed İkbal, “Batılıların hilesinden haberdar isen, tilkiliği bırak, aslanlığı benimse” der.

İşte o aslanlardan biri:

Hakan Albayrak…

Bizim süslü kınlarımız var. Fakat içlerinde kılıç yok. O ise, yalın kılıç…

Hakan Albayrak Kitabı’nı yazdı. Ebuzer’i yazdı. Kemalizm Terakkiye Manidir’i yazdı. İsteseydi, daha birçok kitap yazardı. Ama o, odasına kapanıp bir şiir için aylarca uğraşmaktansa, dışarıya çıkmayı, harekete geçmeyi tercih etti. Çünkü, Nurettin Topçu, Yarınki Türkiye isimli eserinde, “Namuslu adam, elinin ve iradesinin uzanabildiği kadar geniş bir sahada harekete geçmeyi vazife bilir. Hareketsizliğin günah olduğuna inanır” demişti.

İşte bu nedenden dolayı, Arjantin’den Bosna’ya kadar birçok yere gitti. Heyecanını ve aşkını gittiği her yere taşıdı. Posta güvercinine benziyordu: Türkiye’den İslam dünyasına, İslam dünyasından Türkiye’ye haberler, müjdeler ulaştırdı. Sayesinde, Arjantinli Müslümanlardan bile haberdar olduk. Ya da oldum.

Evet; geçim derdinin değil, ideallerinin peşine takıldı. Yönetmenliğini yaptığı Şam-İstanbul belgeseli, bunun en güzel delilidir.

Atalarımız “zorla güzellik olmaz” demişler. Albayrak ise “zora dağlar dayanmaz” düsturunu benimsedi. Ve kararlılığı, o güzel inadı sayesinde, birçok önemli işin üstesinden geldi.

MURAT MENTEŞ

Yetenek abidesi. Hem yetenekli, hem çalışkan.

Kuzgunun Gölgesi ile şiirde, Aynalı Barikatlar ve Kaosa Mütevazı Bir Katkı ile denemede, Dublörün Dilemması ile romanda başarılı olduğunu gösterdi.

Gerçek Hayat dergisinde yaptığı röportajları da unutmayalım. Onlar da harika.

Murat Menteş’i “dikkat edilecek isimler” listesine aldıran en önemli etken, zekice buluşlara imza atabilmesi. Mesela, son şiiri şöyle bitiyor: “Atomu yumrukla parçalayamam / Allah büyüktür elbet bir kapı açar.”

Ya da herhangi bir yazısını okurken, tokat gibi cümlelerle karşılaşabiliyorsunuz: “Kayıtsız şartsız merhamet, ne kadar besleyici, doyurucu bir gıdaymış meğer.” “Daha çok düşünüp daha yavaş hareket etmek gerekir. Terbiyenin ilk şartı budur.” “Keder, insanı erdemli kılar.”

İşte bu dizeleri, bu cümleleri okuduğumuz zaman, sadece yetenekli ve zeki bir şairi değil, Eliot’a ait şu sözün doğruluğunu da görüyoruz: “Büyük sanatçı, yüksek bir din şuuruna sahip olmasına rağmen, onu vaaz etmeyendir.”

Murat Menteş’in özellikleri saymakla bitmez.

Bir bakmışsınız, esaslı bir sinema yazısıyla karşınızda; bir bakmışsınız, müzikle ilgili önemli şeyler söylüyor. Veya kimsenin ulaşamadığı biriyle, oturmuş, röportaj yapıyor.

“Donanım” dedikleri, böyle bir şey olmalı.

Bütün bunların yanında, Murat Menteş’i Murat Menteş yapan, coşkulu ve meraklı oluşudur.

AHMET MURAT

Yıllar önce, “Yavru kediler, civcivler ve yeni doğmuş oğlaklar. Bu üçü hakkında kötü bir şey söyleyeni duymadım” diye yazmıştım.

Ahmet Murat hakkında da olumsuz bir şey söyleyeni duymadım. Hep iyi, hep güzel.

Şiirleri gibi, ilişkileri de seviyeli. Sadece ne söylediğini değil, ne yaptığını da biliyor.

Ne zaman aklıma gelse, beraberinde şu dizesi de geliyor: “Omzumda güzel ağırlık, bir arkadaşın eli.”

İki şiir kitabı var: Kah ve Rengi, Kış Bilgisi. İkisi de birbirinden başarılı.

Hem titiz, hem ahlaklı. İsmet Özel, boşuna, “Titizlik, ahlakın ta kendisidir” dememiş.

Onun şiirleri, okunduktan sonra biten şiirlerden değil. “Büyük şiir” dediğimiz şey de zaten bu.

“Ben geçerdim kaşık bala gömülüyor gibi ağır / Bir çocuğa bir rüya damlıyor gibi hafif / Hayır! Anlatamadım.”

Böyle şiirlerin bitmesi mümkün mü?

Ahmet Murat’ı gereksiz işlerin, polemiklerin içinde bulamazsınız. O, şu güzel sözün peşinden gider: “İnsan, sadece elindeki işine baktığı sürece temiz kalır.”

Evet, güçlü ve derinlikli şiirler yazan, temiz kalmayı başaran bir insanla karşı karşıyayız. En büyük derdimizin “insansızlık” olduğu şu günlerde, bu ne büyük bir nimet!

[Devam edebilir, etmeli]

Okunma Sayısı: 83

Yazarın Diğer Yazıları

Çoktan Kafayı Yemişiz Biz, Kemalist Kardeş!

Valisinden öğretmenine, vergi memurundan kadastro görevlisine kadar her birinin başı üstünde kaç tane büyük camekânlı...

Ben İnsanım, Türk Olmadan Önce-Kerim Balcı

Kimlik vurgusunda ifrat da tefrit de kişiliksizleştirir. Kimliklerini kaybedenler kişiliklerini de kaybederler. İşgal altındaki milletlerin,...

Risale-i Nur’u Sadeleştirmek Üzerine…

Risale-i Nur vahiy değil elbette. Ancak Risale-i Nur’un özel olarak belirlenmiş dili, okuyucusunu vahyin anlam...

Yaşamak Yusuf Olduğunu Fark Etmektir Mustafa Atalay

Yaşamak, kaybettiklerini kaybolduğun dünyanın dar sokakları arasında kaybedilen zamanların hüsranlığında aramak demekti. Bir yüze/ göze/...

Risale-i Nur Zaten Sadedir…

1. En başından söyleyeyim, Risale'nin sadeleştirilmesine karşıyım ama bildiğiniz nedenlerle değil. Risale-i Nur'un sadeleştirilmesine karşı...