Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Yaşamak Yusuf Olduğunu Fark Etmektir Mustafa Atalay


28 Şubat 2012 00:01

Yorum Yapılmamış

Yaşamak, kaybettiklerini kaybolduğun dünyanın dar sokakları arasında kaybedilen zamanların hüsranlığında aramak demekti. Bir yüze/ göze/ gönle sahip olduğunu hatırlayıp, zamanın geçmişliğini hayatın kalıbına pişmanlık olarak dökmekti. Yaşamak, kendini arama-bulma arasındaki ince bir çizgide var oluşunu anlamlandırma ameliyesiydi…

Yaşamak hayatın Yusuf'u olduğunu fark etmektir Demirci'ye göre. Kıssaların en güzelini en güzel olman için anlatması ondandır. Düştüğün dünyanın, düşmekle birlikte düşürdüğün/düşürülen dünyanın kalkması için bir uyandırma busesidir bu kıssa. Bu yüzden züleyhanın aşkına kurban edilmemesi gerekir bu kıssanın. Aşk masallarının, hikâyelerinin konusu olmaktan çıkmalı, düşürüldüğü derin uykudan uyandırılmalı Yusuf kıssası. U/yanmalı, yakmalı, akmalı yeniden…

"Ya esefâ!" gam ve kederin berrak sularında yıkanmaya varım çığlığı…
"Ya esefâ!" gam ve kederin kuşatıcı yangınına girmeye hazırım çığlığı…
"Ya esefâ!" gam ve kederin Yusuf'a uyanmasına ben de uyanmaya hazırım çığlığı…

"Ya esefâ!"ların çokluğuyla övünmezdi kimse. Huzur ve konfor isteği kuşatmışken kalbini, "ya esefâ!"lar kabrin oluyordu seni uyandıran. Tutkunun şehvetli kollarından alıyordu seni ve yakîn bir bilginin engin yamaçlarına götürüyordu. Ah keşke bilseydin! Her "ya esefâ" bir gün bileceğin bir güne birikiyor demekti. O gün hesaba çekileceğin "ya esefâ!"ları bir düşünsene… Düşünemediğin her an bil ki bu düşten uyanamayacaksın, düşeceksin…

Üç yusuf üç rüya üç gömlek…

Hayat üç evrede anlatılır her zaman. Doğum, yaşam ve ölüm… Üç yusuf'un dördüncüsü olmadın hiçbir zaman. Üç Yusuf'un üçünde de var olmak için nefes almaktasın. Üç Yusuf'un dördüncüsünü düşünmek için buradasın. Düşlemek ve Demirci'nin ifade ettiği gibi: "Zor zamanlar diye dünyanın yarınlarını" değil "Ölüm sonrasına dair kaygılar" yaşamak için buradasın. Şimdi buradayım diye-biliyorsan eğer, "Tenini ağırlayan bu zindanda, canının Yusuf" olduğunu bilmek için buradasın…

Doğarken muhtaçtın ailene. Bir babanın, annenin kollarında uyandırılmaya çalışıldın. Sonra kardeşlerinle oynarken kuyuya bırakıldın, dünya kuyusuna, hased kuyusuna, kıskançlık kuyusuna. "Sen Rabbin için bir Yusuf ümidi oldun" ailen ise bir Yakub ümidi oldu… Sen "Yusuf'unu çürüt"tün ailen Yakub'u. Ailen Yakub'u sen Yusuf'u… Yakub bir gün Yusuf olduğunu bilmeseydi sabır düşmezdi payına. Yusuf'u yaşamalıydı Yakub. Yusuf'la yaşamalı ve Yusuf'la tekrardan uyumalı, tekrardan uyanmalıydı. "Her uyanıklığın üstünde bir uyanıklık olduğunu bilmeliydi."

Uyanmadın. Ne yapılırsa yapılsın daldığın derin uykudan çıkaramadı varlığa kimse seni. Doymuştun uykuya, susuzluk nedir bilmiyordun. Ne aradığını bilmeden aradın sürekli. Yazara göre, "Arayan Yusuf'u bulamıyorsa, Yusuf değil arayan kayıptı." Oysa sen yoktun. Aramayı bilmiyordun. Aradığını bilmiyordun. Ta ki eline bir kitap düşene dek…Yaşamak Yusuf olduğunu fark etmektir MUSTAFA ATALAYDefalarca okunan bir kıssanın, defalarca yorumlanan bir kıssanın, defalarca en güzelin kıssası olduğu belirtilen bir kıssanın seni güzelleştirmek için indiğini bu kadar detaylı düşünmemiştin. En ince ayrıntılarına kadar hayatın içinden örneklemelerle bir Yusuf'un bin Yusuf'u barındırdığını aklına getirmemiştin. Bir metaforun damarlarında akıp giden hakikatin binbir veçhesini bu kadar net ve akıcı okumamıştın. Rüyalarında biriktirdiğin hayallerinin bir gün seni bir rüyadan uyandıracak kitabın kollarına düşüreceğini bilememiştin. Kendisi de uykuda olan bir uyanıklığın senin uykunu rahatsız etmeye geleceğini hiç ummamıştın.

Kavramların bitmek bilmez geniş vadisinde sürüsünü kaybeden bir çoban gibi koşturuyordun durmadan. Elinden ve yüreğinden tutup sana bir yol gösterecek birini arıyordun. İşte elindeki kitap bu yol rehberliğinde sana sıcacık gönlünü bırakıyordu pusula niyetine. Salt teori ve usullerle yapılmış tefsirlerin ötesinde hayatın tam ortasına düşüyordu her bir cümle hayat bulasın diye. Bilgiye boğmak yerine bilginin hayatla buluşmasını sağlıyordu. Ve üslup, her zamanki Senai Demirci üslubu da olunca sesler kesiliyor ve yürekler bu kıssaya teslim oluyordu.

Bu kıssayla, kısaca, kıssaca var olmaya hazır mısın ey muhatap?

Öyleyse?…
Bana kitapla arandan çekilmek düşer, rüyadan uyanman niyetine…

Üç Yusuf Üç Rüya Üç Gömlek
Senai Demirci
208 sayfa
Timaş Yayınları

Okunma Sayısı: 131

Yazarın Diğer Yazıları

Çoktan Kafayı Yemişiz Biz, Kemalist Kardeş!

Valisinden öğretmenine, vergi memurundan kadastro görevlisine kadar her birinin başı üstünde kaç tane büyük camekânlı...

Ben İnsanım, Türk Olmadan Önce-Kerim Balcı

Kimlik vurgusunda ifrat da tefrit de kişiliksizleştirir. Kimliklerini kaybedenler kişiliklerini de kaybederler. İşgal altındaki milletlerin,...

Risale-i Nur’u Sadeleştirmek Üzerine…

Risale-i Nur vahiy değil elbette. Ancak Risale-i Nur’un özel olarak belirlenmiş dili, okuyucusunu vahyin anlam...

Risale-i Nur Zaten Sadedir…

1. En başından söyleyeyim, Risale'nin sadeleştirilmesine karşıyım ama bildiğiniz nedenlerle değil. Risale-i Nur'un sadeleştirilmesine karşı...

Senin Yüzünden Bu Yazı..

Nedir ki insanın yüzü? İnsan bedeninin yüzölçümce en fazla yirmide biri. Yüzüne bir şey olursa,...

Yorum Yazın

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.