Yemekte, güldüler ve eğlendiler. İkinci defa katıldıkları, şampiyonada birinci olmuşlardı. Böyle bir sonuç için, çok iyi hazırlanmışlardı.
Maçın pozisyonlarını, antrenör anlatıyor ve gülüyorlardı. Masanın başında formalarıyla çok hoş bir görüntü oluşturmuşlardı. Baskette alınan sonuçlar özellikle dikkate değerdi. Lise iki öğrencisi Ceyhun’un başarılı atışları maçı almalarına neden olmuştu.
Antrenör sporcularına şarkı türkü söylettiriyordu. Son olarak Ceyhun türküsünü söyledi ve herkes tempo tuttu. Kalkıp dans bile ettiler. Türkü ile karışık oyunları harikaydı. Neşeli hareketler yapıyorlardı. Arada taklitlere de güldürüyorlardı. Ceyhun’la antrenör şakalaşıyordu.
Ceyhun, akıllı paslarıyla oyunu sürüklemiş, karşı takımı bozmuştu. Çünkü ondan böyle bir performans beklemiyorlardı. Çocuk, bilmiyordu ki şakayı büyütmüşler ve önündeki bardağa su yerine içki doldurduklarını. Yerine oturduğunda bir süre sonra sızdı.
Arkadaşları Ceyhun’u masada uyuklarken bırakıp çıkmışlardı. Ceyhun rüyasında maç yapıyordur. Hayalindeki basketçiyle karşılıklı oynuyordur, diyerek gülüyorlardı. Halbuki Ceyhun masada üstünde formasız olarak uyuyordu.
Kendine geldiğinde, arkadaşlarının olmadığını görecek ve şaşkına dönecekti. Belki de ağlayacaktı. Sonuçta Ceyhun ağlamamak için direndi. Yaklaşan garsona, arkadaşlarını işaret etti. Garson, gittiler, dedi.
Kalktı ve sinirli bir halde merdivenlerden indi. Kapının önünde servis arabası yoktu. Şortlu olarak, koşmaya başladı. Köprüyü geçmesi gerekiyordu. Kalabalıkta tanıdık bir kişiye rastlamadı.
Kimseye de bir şey sormadan koşuyordu. Canı iyice sıkılmıştı. Otelden de ayrılmışlarsa diye düşündüğünde, canı iyice sıkıldı. Panikledi ve koşmayı hızlandırdı.
İnsanlar, suyun köpürerek akışını izliyordu. Onların arasından zorlukla geçti. Köprüden çıktı ve sağa döndü. İleride oteli gördü. Servis arabasını da fark edince sevinci tavan yaptı. Koşmayı bırakıp yavaş yürümeye başladı.
Köprüyü çıkarken, son maçı yaptıkları takım, hocalarıyla nehri izlemeye gelmişlerdi. Ceyhun koşmayı bırakmadı ve köprüyü geçti. Sağa dönerken, hoca; “Sporcu dediğin, böyle olur. Öğleden sonra maç ve akşam koşusunu bırakma,” dedi.
Hoca öğrencilerine “bakın da örnek alın,” dedi.
Bilmiyorlar ki Ceyhun masada uyurken bırakılmış ve kendine gelememişti.
Arkadaşlarını bulmaya koşuyordu.
Sporcu dediğin.























