Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Sözün Özü: Riskin Bedelini Hak Öder!


23 Eylül 2008 00:01

Yorum Yapılmamış

Dilek GAPPİ

G-Ö-Z-L-E-M

ABD de Avrupa’da birçok önlemi bu süreçte uygulamaya koymasına rağmen etkili olamadı.

Türkiye, 22 Temmuz seçimlerinden bugüne kadar olan süreci kayıkçı kavgalarıyla geçirdi. Önceki gün Bakan Nazım Ekren’in açıklamalarını acı tebessümler halinde dinledik. Gerçekleştirilecek ulusal program dahilinde alınacak önlemler ve teşviklerden söz etti.
Açıklamalar, bir Karadeniz fıkrası olan “İdris’in lokantası 200 metre geride” gibiydi. Asıl alınması gereken önlemler geride kalmıştı…

***

Doğru, Türkiye’nin global krize disipline edilmiş, sağlıklı bankacılık sektörüyle yakalanması şansıdır.

Global sermaye piyasalarında dolaşan paranın Avrupa ve Amerika’daki fırtına için Türkiye’yi liman görme ihtimali de yürekleri ferahlatıyor.

Bu iki konu Türkiye’nin avantajları. Ancak dezavantajlar avantajlardan daha yoğun.

Öncelikle iç piyasalarda sürekli bir iyimserlik şırıngası enjekte ediliyor. Kısa süre öncesine kadar medya ve iletişim organlarının çoğunda dünyanın bu türbülansı atlattığından söz ediliyordu.

Kimse dilemez ama dünyanın gerçeğinde bugün büyük tehlike vardır. Türkiye’de u uyarıları dile getirenler yakın zamana kadar, başbakan dahil hükümet yetkililerinin ağzından sık sık “ karamsar haberlerle aleyhte yayın yapmayın” eleştirileriyle karşılaşıyorlardı.

Öyle olmadığı gibi; eski FED Başkanı Greenspan yaşananları 1929 dünya ekonomik buhranına benzetti ki, biz o dönemi kitaplarda; Newyork’ta intihar edenlerin yürüyen insanların başlarına düştükleri, mühendislerin, öğretmenlerin çöp topladıkları günler olarak okumuşuzdur.

*** 

Geri sayıma giren Amerikan seçimlerinin etkisiyle ABD Başkanı Bush şimdi “benden sonrası tufan” yaklaşımıyla sorunlu finans kuruluşlarını satın alıyor, piyasaya sürekli para aktarıyor. Ancak seçimlerden sonra Amerikan halkını büyük bir durgunluk ve vergi bunalımının beklediği de açık.

Türkiye ise global depremi cari açık gibi artık yumuşak bir karın değil, kalp zarı önemine bürünen tehlikeyle yaşıyor. Borçlanmaya devam ediyor.

Bankalarımız mevduat faizlerini artırmaya başladı. Yurtdışından eskisi kadar kolay döviz kredisi kullanılamayacağı ortada. Sanayi üretim yapamıyor, halk geçinmekte zorlanıyor.

Önümüzdeki dönemde halkın dikkatli olmasında, borçlanmaktan kaçınmasında, Türk şirketlerinin de olabildiğince taktik değiştirerek TL’sına dönmelerinde yarar var.

Bu süreci, bu halka “tencere dibin kara, seninki benden kara” çekişmeleriyle, kayıkçı kavgalarıyla geçirtmenin adı ise artık vatan hainliği olmalıdır.

Okunma Sayısı: 104
Kategori: Dilek GAPPİ

Yazarın Diğer Yazıları

Her Yer İzmir Olsa!

Bugün elde el yazması tek notası yok. 40’lı senelerde şapirograf tekniği ile basılmış notalarda da...

Lafı Bırak Sisteme Bak

Millet olarak heyecan duymayı seviyoruz. Seçim mitinglerine bakıyorum, çoğu dar gelirli, halinden belli ki zor...

10 Yılda 10 Seçim

Seçim rüzgarları sert esiyor. Evet heyecan var ama 2007 yılından bu yana 12 ayda bir...

Villa Fiyatına 1 Oda 1 Salon

Kentleri özel yapan, tarihleri, kültürleri ve bu kültürün içinde yer edinmiş korunan mimarileridir. Fransa yıllık...

Hakiki Demokrat

İzmir, 24 Haziran’da 28 milletvekili seçecek. Öteden beri, muhafazakarlığa mesafeli ancak sol algıya yakın bir...