SON NEFER
Son neferim, diyordu. Kasabanın semer ustası.
Kör sokağın ilk dükkânında, tüm sempatik tavırlarıyla, çekiç sallıyordu. Bizi görünce yüzü güldü, ne yapacağını şaşırdı. Oturakların üzerini sildi ve buyurun, dedi.
Teşekkür ederim, geldiğiniz için. Belki yıl olmuştur, çay ısmarlamadığım, dedi.
Usta, orta boylu, tıknaz yapılıydı. Oturduğum belli oluyor, değil mi? dedi. Eli geniş ve parmakları kalındı. Ziyaretime geldiğiniz için tekrar çok sağ olasınız. Dertleri zevk edindim, dededen kalma dükkânı şenlendirme işini yapıyorum, dedi.
Dedem, sekiz yıl askerliğinin dört yılını istiklal savaşında, çarpışmış ve vatan için şehit olmuş. Bu mesleği onun anısına babam yürütmeye çalıştı. Küçük yaşına rağmen, başarılı semerler yaptı.
Babam ustalığı öğrendiğinde, her evin, atı veya katırı taşıma işlerini yapıyordu. Taşımacılık hayvanlarla yürüyordu. Yaylalara bile eşyalar hayvanlarla taşınıyordu. Kasabada ondan fazla semer ustası vardı.
Ben saatlerce konuşabilirim, sizler nasılsınız, hayatınızdan memnun musunuz? Görev yerleriniz ve mesleğinizi sorabilir miyim? Dedi. En az on yıldır çırak bulamıyorum. Gerçi son üç yıldır çırak dahi çalıştıracak gücüm kalmadı.
Ustaya neden meslek geriledi ve kalmadı? Dedik.
Usta, patikalar düzenlendi, yeni yollar yapıldı. Gidemez denilen köylerin dahi ulaşımı gerçekleşti. İş arabalarının yol çalışmaları, her köy şantiye oldu. Her türlü vasıtanın köylere ulaşması sağlandı. Hayvanların çalışması, aileleri korutmadı. Bazıları kum çekme işinde çalıştılar. Onlara birkaç yıl semer yaptık. Onların da ortadan kalkmasıyla, semer işi tamamen yok oldu.
Semerler artık kapıların yanındaki direklere asılıyor. Kaybedenler yenisini yaptırıp kapısına asıyorlar. Biz de dededen kalma anıları, devam ettirmeye çalışıyoruz.
Arkadaşı tanımadım? Dedi.
Düz köyden, katırcının Sabri’nin oğlu, orman mühendisi, olarak görev yapıyor. İzin için gelmiş. Kaybolan meslekler diye bir yazı hazırlıyor.
Mühendis, mesleklerin kaybolmaması için, el sanatları müzesinin, Kasabamızda açılması gerekir, dedi. Kullanılan aletler, malzemeler ve yapılma aşamasındaki eşyaların sergiye konması esas olmalıdır.
El sanatlarının sanayiyle bağının kesilmemesi, ustalara küçük de olsa dükkânlar verilip mesleği canlı tutmanın yolları aranmalıdır. En azından turisttik amaçlı yapılmalıdır. Bu konuda yerel yönetimlere çok önemli görevler düşmektedir.
El sanatları olarak, dokumacılığı da şenlendirmek, turisttik eşyalar yapıp büyük şehirlerde Pazar bulmanın yollarını aramak gerekir.
Yok olan mesleklerin, yerine “yeşeren el emekleri,” diye kampanyalar düzenlenmelidir.
Sokakların kalaycı ve demircilerinin sesleri duyulmaz oldu. Eşyaların, yapımı ve korunması için ustaların yerel yönetimlerle iş birliği yapmaları gerekir.
Geçenlerde köyden gelen iki kişi semer gibi, oturacak yaptırdılar. Nereden akıllarına gelmişse güzel de oldu.
Okul öğrencileri geldi ve onlara semerle ilgili olayları anlattım.
El sanatlarının, düştüğü duruma, üzülmemek elde değil.
Hasan TANRIVERDİ






















