Ülkenin yıllar içerisindeki değişimini analiz ediyordu. Çocukluğumuzun neşeli dalgaları, hırçınlaştı. Sert rüzgârlarla birlik oldu. Rengini ve sesini tanıyamaz hale geldik. Kabına sığmayan dalgalar, yıllar içerisinde, çok şey kaybetmemize neden oldu.
Değişimden ben de nasibimi aldım. İnce uzun boyum, siyah saçlarım ve yüz hatlarım yerini bilinmeyen bir yapıya bıraktı. Boyum kısaldı, çehrem kurt vurmuş meyveye dönüştü. Ruhum ve şahsiyetimi korumaya çalışıyorum. Zaman beni dalgalara benzetse de değerlerimi devam ettirmenin peşindeyim.
Güven duygumu ve bağımsız düşünmemi hırçın dalgalar gibi belleğimden silmek adına beni açık düşürmeye çalıştılar.
Arkadaşım, “komşu çocuğu” diye tanıttığında, çok şaşırdım. Ayağa kalktım ama ne diyeceğimi bilemedim. Öğretmen okulu, ikinci sınıfa kadar beraberdik. On yıllar ait komşu çocuğunda, gülümseyen gözler kalmıştı.
Deri değişmiş ve farklı bir kabukla örtülmüş gibiydi.
Konuşmasını kestiğinde komşu çocuğu, dedim.
Bir anda irkildi, kalktı ve boynuma sarıldı. Bir süre sessiz kaldık. Sessizliği yine o bozdu. Yılların geçtiğini fark edemedim. Hırçınlaşan dalgalar duvarı yıktı. Yıkmakla kalmadı, bizi çevreleyen farklı bir ortam oluşumuna neden oldu. Yeni çevreyi heyecan duymadan karşıladık. Çünkü yıkıp geçeceğinin farkında bile olmadık. Beden ve ruhumuzda çok büyük yaralar açtı.
Hırçın dalgalar; çiçeklerimizi soldurdu ve sevgiden yoksun kaldık. Yaratılan yaşlı gençliğin bir elemanı olarak kaldım. Ağaçlarım kesildi ve yeşil çevrem çöle benzedi. Böylece hayata bakışımız değişti. Anlayışımız ve şahsiyetimiz köreldi.
Evden çık, sokaklarda gezin ve eve gir, parantezinde kıvranıyorum. Çünkü emekliyim!
Geçmişle ilgili anılarımın güzelliğiyle, yaşamaya çalışıyorum. Bu hale nasıl düşürüldüğümüzü bilemiyorum. Hayallerim söndü, rüyada yaşamak istesem de hırçın dalgalar karşıma çıkıyor.
Sevgiyi benimsediğimiz, günlerimiz bir ılık rüzgâr gibi geçti.
Okul yıllarımız, öğrenci ve öğretmen ilişkilerimiz, sessizce kayboldu. Kayboldu değerlerimiz, duygularımız ve büyüklerimiz.
Hüzün dolu gözlerle baktı ve değerli anılarımı hayal bile edemiyorum. Vicdan muhasebesi yapıyorum daha büyük batağa saplanıyorum, dedi.
Komşu çocuğu bari bundan sonra, birbirimizi kaybetmeyelim, dedim. Yaşantımız devam ediyor, doğru söylersin. Çevremizi elimizden kaçırdık, bari zamanın şartlarına uyum sağlayalım. Yaşantımızın renkli hale geldiğini düşünelim, dedi.
Şehrin debdebesine ezildik, yüksek yapılar, betonlaşma ve asfalt yollar ışığımızı kesti. Böylece farkında olmadan doğal yaşamdan koptuk. Pazarda dilendik fakat sebzeyi ve meyveyi bulamadık.
Kül renkli yüzler, gülmez oldu. Kendini bilmeyen bir ruh haliyle, sokaklarda gezer olduk.
Komşu çocuğuyla tekrar buluşmak üzere ayrıldık.
Hasan TANRIVERDİ





















