Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Sırlar Denizi Kur’an


29 Ağustos 2011 00:01

Yorum Yapılmamış

Kur’an-ı Kerim de sır yok diyen, remz yok diyen, işte geldi geçiyor RAMAZAN. İçinde Kadir gecesi gizli, o AN, Kur’an ın gönüllere aktığı an. İçer o denizden birkaç yudum su, nasibi olan. Ramazan remz’lerin çözüldüğü an.

TE’VİL : (Tef’il veznindendir) Bir nesneye redd ve irca’ etmek. Döndürmek. Te’vil kelimesi, bazı müfessirlere göre, rücu’ mânasına olan “evl”den alınmıştır. Müfessirlerce: Bir âyet-i kerimenin mânasını bir nesneye irca’ ile beyan etmektir. Bazılarınca da “evvel” lâfzından alınmış olup kelâmı evveline sarf ve irca’ eylemektir. Bazılarınca da hükümet ve siyaset mânasına olan “iyalet”den alınmıştır ki, te’vil eden kimse, zihin ve fikrini kelâmdaki sırrın tetebbuuna taslit etmekten ibarettir ki, kelimeden maksud olan mâna zâhir ve söyleyenin muradı aşikâr ola. Tefsir ve te’vil beynindeki fark ise: Tefsir: Nüzul-ü âyetin sebebinden bahs ve lügat cihetinden kelâmın mevzuuna müteallik maddeye mübâşerettir. Te’vil ise: Âyetlerin sırlarını ve istar-ı kelimatı (kelimeler perdesini ve zarını) inceden inceye araştırmak ve âyetin mâna ihtimâllerinin birini tâyin etmekten ibarettir ki, muhtelif vecihlere muhtemel olan âyetler olur. Kur’anın anlaşılmasında birinci mertebe tenzil, ikinci mertebe te’vildir.Te’vil, bundan başka “rüya tâbir etmek” mânasına gelir ve “hoş kokulu bir nebat” adıdır. (Kamus Tercemesi) Kaynak : Osmanlıca Sözlük

Te’vil etmek, yorumlamak yani bazı sembolik anlatımları çözümlemek, anlaşılır hale getirmek. Bu  yorumlamak işinin nasıl yapıldığı Kuran-ı Kerim de var mı yok mu ? Var efendim. Hem de açık seçik ve net bir şekilde var. Yusuf suresinde rüya yorumlaması iki yerde geçmektedir. Rüya yorumlamanın bir ilim işi olduğu ve rüyanın hak olduğu surede açık seçik ve nettir.

YUSUF SURESİ

2-) İnna enzelnahu Kur’anen arabiyyen lealleküm ta’kılun;
Doğrusu biz O’nu, akledesiniz diye Arapça Kur’an olarak inzal ettik.

3-) Nahnu nekussu aleyke ahsenel kasası Bima evhayna ileyke hazel Kur’an* ve in künte min kablihi leminel ğafiliyn;
Şu Kur’an’ı sana (B sırrıyla) vahyetmekle biz, kıssaların en güzelini sana kıssa ediyoruz (uygun ard ardalıkla, ibret verici şekilde anlatıyoruz)… Bundan önce şüphesiz (sen bunlardan) gafillerden idin.

4-) İz kale Yusufu li ebiyhi ya ebeti inniy raeytü ehade aşere Kevkeben veşŞemse vel Kamere raeytühüm li sacidiyn;
Hani Yusuf babasına: “Babacığım!.. Muhakkak ki ben onbir kevkeb’i (gezegenler, kardeşleri), Güneş’i (Baba, Ruh) ve Kamer’i (Ay, ana, kalb) rü’yet ettim (gördüm)… Onları, bana secde ediyorlar gördüm (hilafet, nübüvvet)”, dedi.

43-) Ve kalel melîkü inniy era seb’a bekaratin simanin ye’külühünne seb’un ıcafün ve seb’a sünbülatin hudrin ve uhara yabisat* ya eyyühel meleü eftuniy fiy ru’yaye in küntüm lirru’ya ta’bürun;
Melik dedi ki: “Muhakkak ki ben (rüyada) yedi semiz bakara görüyorum ki, onları yedi zayıf bakara yiyor (fena)… Ve bir de yedi yeşil başak ile diğerleri kuru (yedi başak) görüyorum… Ey mele’ (ileri gelenlerim) !.. Eğer rüya ta’birliyorsanız, rüyam hakkında bana fetva verin (hükmünü açıklayın)”.

47-) Kale tezreune seb’a siniyne deeba* fema hasadtüm fezeruhu fiy sünbülihi illâ kaliylen mimma te’külun;
 (Yusuf) dedi ki: “Yedi sene adetiniz üzere/müdavemetle-aralıksız ziraat yaparsınız (ekersiniz)… Hasad ettiklerinizi (biçtiklerinizi) başağında bırakın… Yiyeceğiniz az (bir miktar) hariç.

48-) Sümme ye’tiy min ba’di zâlike seb’un şidadün ye’külne ma kaddemtüm lehünne illâ kaliylen mimma tuhsınun;
Sonra bunun ardından yedi şediyd (şiddetli-kurak yedi yıl) gelir… Onlar (o seneler) için takdim ettiklerinizi (önceden biriktirdiklerinizi) yerler… Sakladığınız az (bir miktar) hariç.

49-) Sümme ye’tiy min ba’di zâlike amün fiyhi yüğasün Nasu ve fiyhi ya’sırun;
 “Sonra bunun ardından bir yıl gelir ki, onda (o yılın içinde) insanlar (rahmet olan) bol yağmura kavuşturulur ve onda (o senenin içinde) asr edecekler (süt sağmak, yağ çıkarmak, meyve-üzüm suyu sıkmak)”.

50-) Ve kalel melîkü’tuniy Bih* felemma caehür Rasûlü kalercı’ ila Rabbike fes’elhü ma balünnisvetilletiy katta’ne eydiyehünne, inne Rabbi Bi keydihinne Alîym;
Melik dedi ki: “Onu (Yusuf’u) bana (B sırrınca) getirin!”… Ne zaman ki O’na (Yusuf’a) Rasûl geldi, (Yusuf o Rasûl’e): “Rabbine rücu’ et!… O’na, ‘ellerini kesen kadınların hali ne idi?’ diye sor… Muhakkak ki Rabbim, onların tuzaklarını (B sırrınca) Aliym’dir

Gördüğünüz gibi rüyaların tevil edilmesi ve rüyaların gelecek hakkında Rabbani semboller taşıdığı Yusuf suresinde gayet açık bir şekilde anlatılmaktadır.

Kuran ayetlerinin yedi kat iç içe mana taşıdığı hep dile getirilmiştir.Nefsi emmare düzeyinde bir yaşayış ve anlayışa sahip olanın okuyuşu ile Nefsi Levvame ya da Nefsi Mülhime düzeyinde yaşayışa ve anlayışa sahip olanın Kuran-ı Kerim ayetlerinden çıkaracağı ibretler farklı olacaktır. Kuran-ı Kerim i bir denize benzetirsek kıyıda kumsalda duranın olta ile tutacağı balık ile sandalla kıyıdan açılıp daha güçlü misineli olta ile balık tutanın farkı gibi üst anlayışa sahip olanlar Kuran da çok remz’ler çözmüş, çok sırlara ermişlerdir.

Maddiyatta soyunabilenlerin maneviyetta kat kat libasa kavuştuğu da bir gerçektir. Aklın bedensel arzulardan ve zihnin de maddesel kaygılardan kurtarılması durumunda gönülde manevi güllerin açacağı da bilinmektedir. Gelin görün ki bu iş lafla çok kolay fakat uygulamada çok zordur.   LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜMEZ sözü bu gerçeğe işaret etmektedir.

Ama şunu da söylemeliyim son yıllarda ortaya çıkan ŞİFRECİ lakaplı kişiler de zihinlerin bulanmasına sebep olmaktadır. Kuran da sure,ayet,kelime,harf sayılarıyla bir takım aktar dönder işlemler yaparak bazı sonuçları zorlayarak da olsa KURAN DA ŞİFREYİ ÇÖZDÜM nağralarıyla bir nevi Nevton vari tarzlar ortalığa fırlamakta doğru değil. İslam edebinde sırları ortalığa saçan değil SIR TUTAN makbuldür. Neden sır vardır ve neden sır korunmalıdır sorusunun cevabı olarak ben şu soruyu soruyorum. Hane de neden yatak odası vardır, neden yatak odası çocuklara yasaktır, banka da neden şifreli çelik para kasası vardır, neden bu kasanın tek anahtarı vardır, sorularının cevabını verebiliyorsanız MANEVİYATTA DA NEDEN SIR KAPILARI VE O KAPILARIN ANAHTARLARI OLDUĞUNU DA anlarsınız. Anahtarı hırsıza verecek olanı, sınırda silahı düşmana verecek olanı, yüzüğü nikahsız takacak olanı ADAM YERİNE koymazlar, güvenmezler,sır vermezler.

 

Okunma Sayısı: 115
Kategori: Uğur ÖZALTIN

Yazarın Diğer Yazıları

Kısa Kısa – Gereksiz

Zaman zaman… değil, yeteri zaman aralıklarında duyuyorum. Diyorlar ki “bilişim bölümleri gereksizdir.” Bunu öğretmen de...

Katillik Nerede Başlar

Günümüzün en çetrefil sorusu budur. İnsanı öldürmek nerede cinayettir, nerede haktır, nerede dine vicdana uygun...

Sor Soruyu

Sor soruyu al boruyu yarışmasına hoş geldiniz. Bugün ilk bölümümüzde üç yarışmacı birbirine soru soracak...

Üstün Dökmen Döktürdü

Prof. Dr. Üstün Dökmen bugün Star televizyonunda Melek adlı programda konuktu ve astroloji hakkındaki görüşlerini...

Para Zaafı

Para zaafı yani para için her şeyi yapabilirlik ya da menfaat köleliği günümüzün en çetrefil...