Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Perşembe, Ocak 29, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Hüseyin ERKAN

Ser Verip Sır Vermeyen Yiğit

Hüseyin ERKAN Yazar Hüseyin ERKAN
12 Ocak 2026
Hüseyin ERKAN, Öykü Tefrikaları
0
Biz Ne Güne Duruyoruz Burada
401
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

1/3

Memleketimden İnsan Manzaraları 555

SER VERİP SIR VERMEYEN BİR YİĞİT

Yıl 1964… Mevsim sonbahar… Çoktan açıldı okullar. Üç yıldır Türkçe ve edebiyat öğretmeni olarak görev yaptığım Diyarbakır/Ergani yakınındaki, 1940’larda Dicle Köy Enstitüsü olarak kurulmuş Dicle İlköğretmen Okulu’ndayım. Haziran ayında Ankara yakınındaki Hasanoğlan Atatürk İlköğretmen Okulu’na nakil için dilekçe göndermiştim bakanlığa. Koca yaz geçmiş, olumlu-olumsuz hiçbir yanıt almamıştım.

Demek ki bu yıl da buradayız; diye düşünüp 1964-1965 ders yılı için yine sıvamıştım kollarımı. Eylül, ekim geçti; kasımın ortaları… Bakanlıktan bir mektup: “İsteğiniz üzerine Hasanoğlan Atatürk İlköğretmen Okuluna atandınız.” diyor, yeni görevime bir an önce başlamam için gereğini yapmam emrediliyordu.

Çok sevdiğim öğrencilerime ve öğretmen arkadaşlarıma veda edip bavulumu alarak bindim kara tirene. Hasanoğlan İstasyonunda inip bavulum elimde, yürüdüm okula doğru. Nâzım Esen’di okul müdürü. Başyardımcısı Fikret Öztürk… “Öğrencilerimizin Türkçe dersleri boş geçiyordu. Ne iyi ettiniz de gecikmeden geldiniz!” diye sevindiler.

Bakanlıkta dayım yoktu, amcam da… Mecliste teyzem de yoktu, halam da… Buna karşın 23 yaşında bekâr bir gencin Ankara yakınındaki ünlü bir okula atanması şaşırttı birçoğunu. Haklıydılar. Oraya atanmam için hastalık gibi bir mazeretim de yoktu, eş durumu ya da çocukların üniversitede okuması gibi geçerli bir gerekçem de… Öğretmen Okulları Genel Müdürü Selman Erdem niçin beni seçmüşti; bilmiyorum.

Yanımda hiç kimsenin olmadığını ve olmayacağını öğrenen okul yönetimi, lojman yerine öğretmenler lokalinin bitişiğindeki konukevinde bir oda verdi bana. Neyime yetmezdi benim; değil mi ya! Ertesi günü bir de ne göreyim? Aksu İlköğretmen Okulu’ndan sevgili öğretmenlerim Musa Okay, Ahmet Tuncer, Naciye Aybastı, Osman Aybastı, Şenay Can, Rıfkı Can da orada değiller mi? Bilmiyordum ve böyle bir sürprizle karşılaşacağım aklımın ucundan bile geçmemişti. Öyle mutlu oldum ki, sevgili öğretmenlerimi görmekten! Sevinçle koşup saygıyla öptüm ellerinden.

Birinci ve ikinci sınıfların ders yılı başından beri boş geçen Türkçe dersleri verildi bana. İlk girdiğim sınıfın 22’si kız 22’si erkek olmak üzere 44’tü mevcudu. Ancak sınıfın bir yarısında kızlar, öbür yarısında erkekler… Kabul edemezdim; bu saçmalığı. Dolayısıyla tanışma faslından sonra dersimizin ilk konusu bu oturuş biçimi oldu. Niçin böyle oturduklarını sordum. Ders boyunca bu konuyu konuştuk. Herkes açık açık söyledi düşüncesini. Hiçbir öğrenci bu tür oturuştan memnun değildi. Ama!.. O ne der; bu ne der korkusu yok mu?

O hafta içinde girdiğim öteki sınıflarda da değişti; o çirkin manzara.

Neden o güne dek bir öğretmenin bile dikkatini çekmemişti bu yanlış? Teneffüs zili çalınca, “On dakika sonra geldiğimde bakalım nasıl göreceğim sizi?” diyerek çıktım sınıftan. Öğretmen zili çalıp da ikince derse girdiğimde her sırada bir kız, bir erkek öğrenci vardı. Doğru bir kara verip hemen uygulamanın verdiği mutlulukla gülümsüyordu hepsi.

2/3

Aksu gibi Dicle’de de yatılı kız öğrenci yoktu. 1950’de genel seçimi kazanan DP’nin ilk yaptığı iş, Türkçe okunan ezanı Arapçaya çevirtirken, ikinci işi de karma eğitim uygulanan köy enstitülerindeki o güzel düzeni bozmak olmuştur. iktidarın bu iki geriye dönük uygulaması o günlerden beri acıtır yüreğimi. İyi de bu karma eğitime nasıl mı geçilmiş bu okulda? Çünkü Hasanoğlan’da 27 Mayıs !960’taki iktidar değişikliğinden bir süre sonra ATABİRÇA denen bir uygulama başlamış. Birkaç yıldan sonra bu denemenin başarılı olduğu saptanırsa öteki okullarda da uygulanacakmış.

ATABİRÇA’nın açılımı şuymuş: “Atatürk Birlikte Çalışma” programı. Amerika’da birkaç yıl kalarak bu işin inceliklerini öğrenmiş bir uzman gözetiminde başlamış bu uygulama. Birkaç yıldır okula yatılı olarak kaç öğrenci alınıyorsa yarısı kızlardan seçilmiş. Çok güzel, çok güzel de niçin öteki öğretmen okullarında da geçerli olmasındı bu kural?

ATABİRÇA’nın konuşulduğu benim ilk kez katıldığım bir toplantıda, “Köy Enstitüleri gibi özgün ve denenmiş çok başarılı bir örneğimiz varken, birlikte çalışmayı Amerika’dan öğrenmek gibi bir denemeye kalkmak çok anlamsız geldi bana.” diye sert bir eleştiri yapınca yanılmıyorsam adı Ömer Saray olan bakanlık görevlisi haklı olarak çok bozulmuştu bana.

Bir cumartesi öğleden sonra konukevindeki odamda günlük gazeteleri okurken kapım tıklandı kibarca. “Buyurun” dedim merakla. Kapı açılınca, derslerine girmediğim yakışıklı iki delikanlı duruyordu karşımda. Ayağa kalkıp yanlarına giderek: “Buyurun gençler, ne arzu etmiştiniz?” diye sordum. “Müsaitseniz ve rahatsız etmezsek sizinle görüşüp konuşmak istemiştik.” demesinler mi?

“Ben mi rahatsız olacağım? Öğrenciler benimle görüşüp konuşmak ister de nasıl müsait olmam? Buyurun, buyurun!” diyerek aldım içeriye. Önce kendilerini tanıttılar. İbrahim Kaypakkaya ve Murat Ali Kiremitçi idi adları. İkisi de 5. sınıfta… Çok kısa bir girişten sonra, “Buyurun, sizi dinliyorum” deyip onlara bıraktım sözü:

Geldiğim günden beri merakla izliyorlarmış beni. Derslerine girdiğim sınıflardaki hemşerilerinden de sorup durmuşlar. Hiçbir öğrenciye kızmamış, bağırıp çağırmamışım. Kimseyi küçük düşürecek bir söz söylememişim. Her öğrencinin her türlü soru sormasına fırsat vermişim. Dahası, “Soru soran öğrenciyi daha çok severim ben” demişim. Kimseyi notla korkutmamış, saçını, kulağını çekmemişim. Ve en önemlisi de Türkçe derslerimin çoğunu okulun çok donanımlı kütüphanesinde yapmama çok sevinmişler.

Hele hele çok sevdikleri Musa Okay, Ahmet Tuncer, İhsan Aksu ve Himmet Şahin öğretmenlerinden de hakkımda güzel sözler duyunca daha yakından tanımak istemişler beni. Bugüne kadar böyle yapan hiçbir öğretmenleri olmamış. Ayrıca öğrencilerimi gazete, dergi, ders dışı kitap okumaya özendirmem, hafta sonları onları Ankara’ya tiyatrolara götürmem, dönüşte izlenimlerini ve düşüncelerini önce sınıfta dinlemem sonra yazmalarını istemem de çok ilginç gelmiş onlara. “Bugüne dek sizin gibi bir Türkçe ve edebiyat öğretmenimiz olmadı bizim. Varsa yoksa ders kitabı, ezber ve ezbere dayalı sınav… Oysa siz yazılı sınavlarda ezber sormuyormuşsunuz. Soruları yazdırdıktan sonra, ‘Ders kitabınıza, not defterinize, yardımcı kitaplara bakabilirsiniz’ diyormuşsunuz.” diye anlattılar da anlattılar.

3/3

Bu iki gençle tanışmaktan çok mutlu oldum. Sık görüşmeye başladık; o günden sonra. Her konuyu çok rahat konuşup tartışıyorduk. O ders yılı sonunda tüm dersleri “pekiyi” olan İbrahim Kaypakkaya öğretmenler kurulu kararı ile İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’na gönderildi. “Ser Verip Sır Vermeyen “(*) bu yiğidin hazin ama onurlu öyküsünü önümüzdeki hafta anlatayım. (Murat Ali Kiremitçi kardeşimle haberleşiriz hâlâ.) ——————————————————- (*) Ser verip Sır Vermeyen Bir Yiğit: Nihat Behram, Tekin Yayınları, 100. Baskı, 2025 www.tekinyayinevi.com.tr; info@tekinyayinevi.com.tr; (0216) 650 10 10

 

Hüseyin ERKAN

0535 371 74 83

Paylaş
Etiketler: bakanlıktan mektupdiyarbakırergani
Önceki Yazı

Kahvede Yangın

Sonraki Yazı

İkiz Kuryeler

Hüseyin ERKAN

Hüseyin ERKAN

İlişkili Yazılar

At Kestanesi
Hasan TANRIVERDİ

At Kestanesi

28 Ocak 2026
5k
Deniz Dalgalı
Doğa-Çevre

Deniz Dalgalı

27 Ocak 2026
5k
Biz Ne Güne Duruyoruz Burada
Hüseyin ERKAN

Halkımız İçin Toprağa Düşenlerimiz

27 Ocak 2026
5k
Benim Kızım Yapar
Aktüel

Benim Kızım Yapar

26 Ocak 2026
5k
Sonraki Yazı
Göz Gördü Gönül Katlanmadı

İkiz Kuryeler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Genelleme

Genelleme

29 Ocak 2026
Kıyamete 85 Saniye!

Kıyamete 85 Saniye!

29 Ocak 2026
DİJİTAL EŞİTSİZLİK

Dijital Eşitsizlik

29 Ocak 2026
Ermeniler

Ermeniler

29 Ocak 2026
Güne Bir Not

Oy Geçişgenliği ve İdealist Fikir Arasındaki Organik Bağı Görmemezden Gelmemek Lâzım

29 Ocak 2026
Göz Gördü Gönül Katlanmadı

Sevgi Sığınağım

29 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap