Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cuma, Ocak 30, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Levent SEÇER (Prof.Dr.)

Sanatın İnsanın Değişimindeki Önemi…

Prof.Dr. Levent SEÇER Yazar Prof.Dr. Levent SEÇER
31 Ağustos 2012
Levent SEÇER (Prof.Dr.)
0
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Sanatın insanı yaşamın içinde farklı kültürlerin değişimselliğine bırakmasının yanında asıl görevi, insanın insanı yaratmasında aldığı görevdir. Türkiye'de ne yazık ki bu değişimi görmek mümkün değil. Sanatı sanat olmanın dışında bırakan bir zihniyetin oluşumundaki düzende, insanın insanı yaratmasının mümkün olmayacağını biliyorum. Sanatın getirdiği değişim içinde, eğitim, kültür ve bilimselliğinde önemi yatar, biz bu değişimin ötesinde bir dünyanın yerleşmesinin senaryolarını hazırlarken, farklı bir değişimden söz etmek mümkün değil.

Sanat hangi alanda olursa olsun, 'Yeni Dünya' nın yapısını biçimlendirmeye yardım ediyor. Sanatın yapısında bu ayrıcalığı gördüğümüzde, sanata can veren, şekil veren, biçimlendiren sanatçı hâlâ bu ülkede saygı görmüyor. İnsanın insanı aşma savaşının yaşandığı bir dünyada sönmeyen ateşin tam ortasındayız. Peki, şimdi sisteme hâkim olanların bu önemi kavradıklarını biliyor muyuz acaba? Ya da yaklaşan tehlikenin ne kadar farkındalar dersiniz?

SCHWEİTZER 1952 NOBEL barış ödülü sahibi, ödül sonrasında yaptığı konuşmada '' …Sisteme hakim olanların kendi gelecekleri adına yaşadıkları hırs, kin, ihtiras, bencillik ve açgözlülük ve sahip oldukları gücü bir gün kaybetme korkusuyla yaptıkları yanlışlar, yeni dünya düzeninde kendi toplumunun geleceğini de yok edecektir.'' Ben şimdi bu güzel sözlerin kendi ülkemde yaşandığını görüyorum.

Türkiye'de inançların getirisiyle yaşatılan senaryonun içinde sanat unutuldu, bilim unutuldu, çağdaşlık ve aydın düşünce yok edildi, bilim karşısında her zaman din getirildi, din bilimden her zaman rahatsızlık duyar, ama benim eğitim seviyesi düşük kırsal kültür etkileşiminde kalan halkım bunun hala farkında değil, nereye sürersen sür konuşamayan bir toplum, çıkıp da ''beni nereye sürüyorsun'' diyebilir mi? Bana göre Türkiye'nin şu anda yaşadığı tıkanmada da bu anlayışın verdiği kararın bir göstergesi değil mi? Sisteme hâkim olanların yarattıkları bu toplum, işte Türkiye'nin nasıl bir sona sürüklendiğinin bir resmini gösteriyor aslında. Şimdi sanatı anlatırken duyduğum acının tarifini asla burada paylaşacak gücüm de yok açıkçası.

Benim ülkemde bu anlayış, sanatı ve sanatçıyı, bilim ve aydınlığı, Atatürk devrimlerini, O'nun eserlerini ve düşünce anlayışını, yok etmek için ne gerekiyorsa yapıyor. Gelecekte aydınlık çağdaş bir Türkiye görmeyi asla düşünmüyorum, işte duyduğum asıl acı budur. Türkiye nereye sürükleniyor demekten kendimi alamıyorum, bu ülkede insan olmanın ve insan olarak insanı yaratmanın artık heyecanını yitirdim ben.

MİSTİK TV DİZİLERİ…

Televizyonlarda yayınlanan programlara bakıyorum, onlarca anlamsız senaryoların yazıldığı ve uzadıkça uzatılan, içi boş TV dizilerinin, topluma verdiği hiç bir şey yok, düzeysiz ve sadece zamanın akışında kalmasının ayarlandığı senaryolar, Türk halkının yüzde 75'i saatlerce bu dizilerle zaman öldürüyor, biri bitmeden diğeri başlıyor ve hayal dünyasında yaşayan Türk halkını başka bir hayalin yaşandığı diğer dünyanın ortasında bırakıyor.

Toplumu eğitici ve kültürel anlamda kalıcı projelerin içinde olacak bir çalışma da görmek mümkün değil, Türk halkı bir uykuda ve bu uykudan uyandığı zaman yine dizilerin yarattığı uyuşukluğun ortasında buluyor kendini, burada izlediği dizi kahramanlarının yansıttıkları senaryonun asıl kahramanları kendileri olduklarını sanıyorlar ve uyumaya böyle devam ediyorlar, asıl önemlisi de burada siyasal sisteme hâkim olanların bu gidişattan mutlu olmaları, zira halk uyumaya devam ettiği sürece neyin nasıl yaşandığını, ülke gerçeğinin nasıl biçimlendiğini, kendisini yönetenlerin ülkeyi nereye sürüklediklerini, bu tehlikenin ne olduğunu göremiyor yazık ki.

Bir dizide oynadığı an, kendini kahraman sananların, sanatı nasıl yozlaştırdığını da yazmadan geçemeyeceğim. Sanatın adını bile anlatamayanların bu ülkede kendisine sanat kahramanı adını koyarsa, ben sanatın bu ülkede artık yok olmaya başladığını söylemek isterim. Burada adlarını sıralamak istemiyorum, ancak topluma hiç bir getirisi olmayan dizilerin yarattığı toplumsal sendromun gelecekte kendini göstereceğini biliyorum. (RTÜK) hala ne yapar bunu anlamış değilim, topluma hiç bir katkısı olmayan TV dizilerinin hala nasıl olurda seyredilmesine izin verir anlamıyorum ve asıl felaket de kadın ve (evlendirme) programları, işte asıl yıkılmış Türkiye gerçeğini burada görmek mümkün bana göre.

Türkiye'de artık sanat yok edildi, sanatın adına Başbakan (UCUBE) adını koydu, dünya böyle yazıyor, ''Türkiye'de sanatın adı UCUBE." Bir büyük ülkenin Başbakanına bu sözlerin yakışmadığını söylemek isterim, yazara ''kaleminden lağım akıyor'' sözü Türkiye Başbakanına ait bir söz değil mi? Bunlar hiç de hoş olmayan sözler, keşke Başbakan sanatı sevseydi, sanatçıyı sevseydi, neden sanat ve sanatçıdan bu kadar nefret eder bunu burada anlatmak istemedim.

Çağdaş bir ülkenin Başbakanı sanatı tiyatroyu sanatçıyı sevmiyor, toplumsal değerlerini unutan bir Türkiye gerçeğinde halkın hala okumak ve çağdaş değerlerde kalmasının bir kurtuluş olabileceğini unutmadan karşı durması bazılarını ürkütüyor, rahatsız ediyor. Medyanın yarattığı içe kapanmaksa demokrasinin yalnız bırakılmasının adıdır.

Bir ülkede kendisini yönetenleri sorgulayamayan bir toplum yaratılmışsa, burada demokrasi yok demektir. Çağdaş değerleri savunan kaç medya kuruluşu kaldı? Düşünceye biat edeceksin korkusunu verirseniz asla özde bir demokrasiyi hayal edemezsiniz.

ALMANYA'DA DURUM NASIL…

Bugün Almanya da yaşayan Türk toplumu, ne yazık ki tüm bu değerlerden uzakta kalmış durumda, okumayan ve saatlerce TV başında anlamsız içi boş TV dizilerini seyrediyor, dedikodu yapmak ve onu bunu çekiştirmek asıl yetenek burada becerdiğimiz en iyi iş bu bana göre. Eğitimde son kuşağın başarılı olduğu inkâr edilemez, ama kendilerini burada Türk toplumunu temsil yetkisinde görenlerin daha duyarlı çalışmalar içinde olmaları.

Özellikle Alman Türk Toplumu adıyla faaliyet gösteren bir kurum var adı (TGD) peki ne iş yapar bu kurum? Sadece basında zaman zaman resim vermek ve içi boş anlamsız kalıcılığı olmayan çalışmalara isim bulmaya çalışan bir dernek konumunda. Bunca yıl Türk toplumu adına ne yapmış? Ne zaman elini taşın altına koymuş? Sadece kendi imtiyazlarını kaybetmemek adına hala bu kuruma başkanlık yapma ısrarı neden? Kurum adı kullanılarak yapılan anlamsızlıkların sorgulanmasında neden geride kalınıyor, bana göre her dönem temsil ettiği toplum tarafından sorgulanmayı istemelidir, bunun da ötesinde bu güne kadar hiç bir şey yapmayanların gelecek kuşakların önünü açmak adına duyarlı olmalarıdır. Mesele sadece yıllardır yaşanan bir kimlik imtiyazlık mevki kazanımları olmamalı, gösteri çalışmalarının dışında sorumluluk alanların elini taşın altından kaldırmamalarıdır. Senelerdir bu derneklere başkanlık edenlerin, her dönem çıkıp temsil ettiği halka kendilerini sorgulama şansını vermeleri gerekir. Özellikle (TGD) ve ona bağlı kurumlar (TGH) gibi, Zaman zaman eleştirilmekten korkmamaları gerekir, eleştirilmekten dolayı yapılanların bir önemi varsa bunu içtenlikle kendi halkına anlatmalıdır. Hala Hamburg (TGH) de nedense yeni bir yapılanmaya gidilmediği ortada, kaldı ki düne kadar yaşananların sıcaklığı soğumadı, âmâ bakıyorum da hala kimsenin umurunda değil aldıkları sorumluluğun ciddiyeti. Peki, bu kurum kurulduğu günden beri ne yaptı ve ne yapar? Bugüne kadar bu derneğe başkanlık edenlerin bunca yıl yaptıklarını, kendi halkına sorgulama şansını sunabildiler mi?

Türk toplumu adına bugüne kadar ortaya konulan, etkin olmayan korkunun getirdiği, sadece kendi çıkarlarının içinde olmak adına bir yapılanma gösterenlerin daha etkin olarak sorgulanmayı istemeleri gerekirdi. Sanat, eğitim, bilim ve kültürel çalışma programları nerede? Türk toplumunun yıllardır düştüğü çarkın ortasında kalmasının gelecekteki sıkıntılarını ne zaman görecekler acaba? (TGD) buna bağlı olarak (TGH) hala kendi kimliğini arayışı içinde. Etkin kalıcılığı olmayan toplantılar, proje adıyla dosyalanan içi boş çalışmalar, bu güne kadar Türk toplumu adına yapılanların sadece tıkanmasını sağlayan senaryolar bana göre? Artık bu kurumlara hükmedenlerin başını iki elinin arasına alarak geçmişi ve bundan sonrasını düşünmelerinin zamanının geldiğidir, burada yazdıklarıma sakın ola ki kızmasınlar, eleştirilmek ve bundan akıl almak, feyz almak bana göre daha rasyonel çalışmalara yönelmektir. Eğer eleştirilmeden rahatsızlık duyuyorsak işte burada yaptığımız işte kendi çıkarlarımızın bir getirisini aramakta inkârcı olmamalıyız. Kâğıt üzerinde göstermelik çalışmalar değil, daha duyarlı ve sorumluluk anlayışı içinde projeler üretmek gerek.

Ben (TGD) ve onun çalışma grubu olan (TGH) nin, artık içine düştüğü tıkanmadan kurtulup temsil ettiği Türk toplumu adına bundan sonra daha duyarlı çalışmalar içinde olmasını bekliyorum. Zira Almanya'da şartların her geçen gün daha da zorlaştığının bilinmesidir. Bu gerçekleri kendi halkıyla paylaşmak bana göre en önemli alınması gereken sorumluluktur. (TGD) ve (TGH) nin bunu becerebilecek potansiyeli var bunu biliyorum, ama yeter ki doğrularda buluşmayı başarabilelim, âmâ bunun buraya kadar gerçekleşmediğini görmek bundan sonrası içinde umutlu olduğum anlamına gelmiyor. Dilerim yanılan ben olurum.

ALMANYA (ADD) LERİ…

Almanya'da faaliyet gösteren (ADD) leri bana göre keşke kapatılsa derim. Hiç biri bana göre bu güne kadar çağdaş düşüncenin ürünü olamadılar, Atatürk ve cumhuriyeti anlatamayan kişilerin kuruma hâkim olmalarını kabul etmek mümkün değil. Atatürk ve devrimleri onun çağdaş cumhuriyet anlayışının yok edilmeye başlandığı bir dönemde, hala bu kurumlar sessiz, salonları dolduramayan, toplumla paylaşacakları bir programları olmayanların Atatürk'ü temsil etmeleri üzüyor beni. Kendilerine imtiyaz aramak adına kuruma zarar vermektir.

Yurt dışında yaşayan Türk toplumu, özellikle Almanya'da yaşayan Türk halkının çağdaş değişim anlayışını yakalayabilmesi adına en etkin çalışmayı yapacak olan kurum bana göre (ADD) leri olmalıydı. Bugün din kültürüne ayrılan zamanı keşke çağdaş değerlerde de gösterebilseydik. Ama baktığımda ne yazık ki burada yaşayan toplum içine düştüğü tıkanmayı aşamıyor ve bu gidişle aşamayacak bunu da burada söylemek isterim. Artık bu zihniyetin değişmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Eğitim kültür sanat ve bilim bu ülkede yaşıyorsak bize gelecek için yol gösterecek en önemli değerlerdir, yeter ki dedikodu ve sen-ben kavgasının iki ayrı düşmanlık yarattığı anlayışın dışında kalabilelim. THE GUARDİAN gazetesi ''Türkiye yurtdışında yaşayan kendi toplumuyla çağdaş değerlerde buluşamıyor'' diye yazıyor, haksızda değil gazete, ama şimdi geçte olsa bunu bizim başarma zamanımızın geldiğidir, elbette son yıllarda Avrupa'daki Türk kültürü adına çok önemli çalışmalar yapılıyor, edebiyat adına yapıla çalışmalar göz ardı edilemez. Keşke kadınlarımızın eğitim adına yaşamaları gereken gerçeği daha etkin görebilseler, sevgi bağını oluşturmak, onu bunu çekiştirmemek, ardından konuşmamak namertlik duygularının yok edilip yerine bir arada yaşamanın saygın kültürüne bir isim koymanın erdemini coşkusunu yaşayabilseler.

Burada yaşamanın dışında başka kaçış şansımız var mı? Tüm dünyaya insan olmanın insan olarak kalmanın, yani insanın insanı yaratmanın Türk toplumu adına tarihe kazınmasının adını koyabilelim. Sanatın insan olmada önemini unutmadan.

 

Prof. Dr. Levent Seçer

Paylaş
Etiketler: değişiminsansanat
Önceki Yazı

Çatalca’da Yaşananlar, Büyük Tehlikenin Habercisi

Sonraki Yazı

Adımlar Daha Cesur Atılıyor

Prof.Dr. Levent SEÇER

Prof.Dr. Levent SEÇER

İlişkili Yazılar

Levent SEÇER (Prof.Dr.)

Emeğe Dayalı Evrensel Demokrasi

09 Ağustos 2023
5k
Tükenişin Tek Sorumlusu CHP
Levent SEÇER (Prof.Dr.)

Tükenişin Tek Sorumlusu CHP

09 Temmuz 2023
5k
Umuda Yolculuk
Levent SEÇER (Prof.Dr.)

Umuda Yolculuk

22 Haziran 2023
5k
Levent SEÇER (Prof.Dr.)

Aydınlık Özgürlük Şarkının Adı Bu Olmalı

19 Haziran 2023
5k
Sonraki Yazı

Adımlar Daha Cesur Atılıyor

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026
Vatandaşın Alım Gücü Azaldı

Türkiye Yüzyılı

30 Ocak 2026
Ailenin Dönüşümü

Ailenin Dönüşümü

30 Ocak 2026
Gece Aforizmaları (l)

İstanbul Üçlemesi Dolmabahçe Sarayında

30 Ocak 2026
Gurbete Arzuhâl

Gurbete Arzuhâl

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap