Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Sanat Yapmak, Hoca Sanatçı Olmak!


19 Haziran 2009 00:00

1 Yorum

Sanat yapmak ve sanat eğitimcisi olmak amacıyla ya da Üniversite sınavında açıkta kalmamak için bir sanat eğitimi veren kuruma giren duygusal/duyarlı bir öğrenci için ilk sınıf zordur. İlk iki yılı dolu dolu ve en verimli yaşayan öğrenci için bu dönem tam anlamı ile plastik bir yaşamsal sorgulamanın başladığı bir süreçtir. İleride sanat yapıp yapmayacağı, nitelikli bir eğitimci olup, olmayacağının göstergeleri bu dönemde belli olmaya başlar. Felsefe, psikoloji, sanatla ilişkilendirilir. Arayışlar yoğunlaşır. Farklı olma, yaşamı yorumlama düşüncesi gelişir. İlk üç yılı sağlıklı geçiren öğrenci, son sınıfta yalnızdır.

Çok az bir süre sonra mezun olacaktı ve bir kısmı da bununla tedirginlik yaşamaya başlayacaktır. Türkiye gerçeğinde mezun olunca, ben ne yapacağım kaygısı, çoğu zaman sanatsal felsefi kaygının önüne geçer. İçlerinden üç beş kişi sanatla aktif olarak ilgilenecektir. Böylece, günümüzde kabul edilmek istenmese de garantisi bile olmayan “öğretmenlik” mesleği birinci planda arzulanacaktır. Geçmiş dönemlerde başarılabilen “hoca sanatçı” misyonu günümüzde, ikisinin bir arada olamayacağı görüşü ve ekonomik şartlar nedeniyle “sanat” kısmını geriye atılıp “öğretmenlik” mesleğinin esas alındığı bir noktaya gelmiştir.

Güzel sanatlar eğitimi alan öğrencinin gelişiminin verimli olması, süreçlerin sağlıklı oluşması için fiziki şartların, eğitimci yaklaşımların iyi olması gerekir. Özellikle Anadolu’daki güzel sanatlar eğitimi veren kurumların atölye, malzeme eksikliğinin yanı sıra, yöneticilerin zihniyetleri, kendini sanatçı veya çok usta sayan kişilerin yaratıcılığı ve eğitime katkılarının ne kadar olacağı, üzerinde durulması gereken bir başka konudur.

Çıplak değil, giyinik bir modeli bile hazmedemeyen, resim, heykel yapmayı günah sayan yönetici ve eğitimcilerin bulunduğu coğrafyalardan haberdarız. Sonuçta öğrenciler, toplumun kendilerini üretmemeleri, günübirlik yaşamaları gerektiği yönündeki güdülemelerini reddetmeli ve kolaycılıktan bir an evvel sıyrılabilmeyi düşünebilmelidir.

Etik yapıyı savunurken, bireyselliği reddeden, uyutan, uyuşturan, oyalayan pek çok öğretiyi masaya yatırmaktan çekinmemelidirler. Bambaşka kültürlerden gelip önce çokluk, kitle kavramlarına inanan öğrenci, sonradan bunların, yığın- sürü anlamlarını çabuk keşfedip, birey olmaya daha erken ulaşmayı arzulamalıdır.

Yaratma potansiyelini mümkün olduğunca erken fark etmeli ama ustaların tecrübelerine kendilerini kapatmamalıdırlar. Yaratma cesaretlerini hep diri tutmaları çarçabuk “sanatçı” olma düşüncesinden vazgeçmemelidirler. Ve tabi ki en önemlisi “sanatsal kaygı” sorunudur.

Sanat, insanı birey yapan en önemli olgu ise ve sanatın artık “sorgulama” olarak algılanması gerekiyorsa, kaygısı olan sorgular, sorgulayan da birey olmaya başlar. Doğayı, toplumu, yerleşik değerleri sorgulamakta korkmamak, kolaycılığı reddetmek öğrencinin gelişim dönemlerini sağlıklı yaşadığının göstergeleri olacaktır. Daha sonrası da kendiliğinden gelecektir. Toplumlar sanatsız kalmamalı ve sanatı özendiren kişilikler oluşturmalıdır öğretmenlerimiz. Sanat hayatın tadıdır, sanatsız kalan bir milletin de hayatın tadından yoksun kalıp çevreye uyumda insanların karşısına problemlerle çıkılmasına sebep olunur. Bizler sanatı sevdirmeliyiz çevremize ama öncelikle yaşamımıza yerleştirmeliyiz sanatın her dalını…

Sanat yönünden her gününüz her zaman dolu dolu olsun ve sizlere hep sanatla yaklaşılsın… Sevgiyle, sanatla kalınız…

Okunma Sayısı: 125

Yazarın Diğer Yazıları

Bu Kitabı Sana Göndermiş Olmamız Onlara Yetmiyor mu?

Yeter Allahım..kitabın indirlmesi yeter ceza ve ödülümüz için…de. Çünkü iki cihanda da cezası var 99...

Vitamin D Hapı Yerine Güneş Banyosu

Yakın zaman önce dünyanın farklı ülkelerinde yapılan yüksek kaliteli klinik araştırmaların üç ayrı meta-analizinde vitamin...

Bizi Geri Bırakan “Kader” İnancımız mı?

Bizi geri bırakan “kader” inancımız mi? Kader inancımız bizi cesaretli kıldı…de Evet… Rıza ülküsünü yitirdik...

42. Yılında Maraş Kahrı

Maraş katliamını anmakla, anlamaya çalışmanın apayrı şeyler olduğunu düşünüyorum. Bir şeyi, anmak her zaman onu...

Ahlaksızlık Bataklığı Kurutulmalı!

Ahlaksızlık ülkemizde ve tüm dünyada  tavan yaptı. Cinayetler, tecavüzler, hırsızlık, adam öldürme ve adam kaçırma...

Yazıya Yapılan Yorumlar

  1. gulsen dedi ki:

    Bilgi ağı ailesi içersine katılmanız bizleri çok ama çok mutlu etti.Sanat, değerlerin en güzeli, güzellerin de en değerlisidir. Sizlerin de sanat ruhunuz toplumda ve öğrenciler arasında bir ışık olup yansıyacaktır. Bu ışık, eminim ki toplumu sarmalayacak ve her ruha bir tat verecektir.Yüreğinize ve kaleminize sağlık…Başarılarınızın devamını dilerim.