Anı defterine “saatlik anılarım,” diye yazmıştı. Saatlik anılarım…
Anılarından anlaşıldığına göre, ilk öğretim beşinci sınıfta okuyordu. Ocak ayının ilk gününden itibaren, yazmaya başlamıştı.
Okulda ilk saat; bombalanan hastanenin bitişiği okulumuzdu. Büyük ihtimalle hedefteydik. Öğretmenimiz bodruma kaçmayı önermiş ve kaçmıştık. Fakat hastaneye de yardıma gidenlerimiz oldu. Diken üzerindeydik. Kahvaltımızı bir kırık peynirle su içerek yaptık. Sırt çantamızda bir takım tıbbi yardım kağıtları ve içme suyu vardı. Hastaneye yardıma gidemedik sindik bekliyoruz.
Okulda ikinci saat; hiçbirimizin evi kalmamıştı. Bombalardan bugün kurtarmamız zordu. Bir ağızdan dua ediyoruz. Ailelerimizin nerede olduğunu bilemiyoruz. Birbirimize normal bakamıyoruz. Organları tam olan iki kişiydik. Kolu ve bacağı kopmuş arkadaşlarımıza çok üzülüyorduk. Onlarla hastaneye gitmeye karar vermiştik.
Üçüncü saat; Öğretmen hastaneye kaçarken zalim gavurların bombalarına hedef oldu ve parçalandı. Gözlerimizin yaşı kurumuş olduğu için yaşsız ağladık. Çok korkuyoruz. Öğretmenimiz buradan kaçın demişti.
Beden eğitimi öğretmeni, sığınağa kaçak yolu gösterdi. Suyun yokluğuna dayanamıyorum. Bugün Türk tırlarını bekliyoruz. Yardım ulaşırsa, ayakta kalırız. Anılarım arasında kaçabilmeyi yazmak isterdim.
Dördüncü saat; Uçak sesleriyle bodruma indik. Bombardımandan okulun güneyi hasar aldı. Büyük sınıflardan çok ölen olmuş. Gavurun zulmü devam ediyor. Önümüzü göremiyoruz. Yaralılara su yetiştirmek için salona çıktık. Her yanımız enkaz.
Beşinci saat; Hastaneye doğru yürüdük. Geçitte teyzeme rastladım. Onu da anılarıma yazdım. Bir kolu kopmuştu. Ailemizden tek kalmıştı, çok ağladık, damla yaş gelmemesine. Hastaneden kaçmış, çocukların bakımını yapıyormuş.
Teyzemden ayrıldım ve uçak seslerini duyunca okula geri kaçtım. Arkadaşları beklemedim. Rahat kaçtım ama bombanın etkisiyle yere serildim. Her tarafım kan içerisinde kaldı. Çantamı kaybettim.
Ablamın defterine, anılarımı yazdığım defter, kimin eline geçerse saklasın diye not düştüm.
Niçin yaşıyoruz, keşke bu coğrafyada doğmasaydım. Zamanında Türkiye’ye gitmediğime pişmanım. Yaşamayı seviyorum. Çok olaydan kurtuldum, buradan da kurtulursam Türk yurduna kaçacağım.
Kardeşimi de kaybettim. Dünyada yalnızım. Kime kardeş, ana ve baba diyeceğim.
Gazze’mizi silmek için bomba yağıyor. Zalimin zulmü anlatılamayacak boyutta.
Anı defteriyle Türkiye’ye gitmek istiyorum, sesim de çıkmıyor.
Saatlik ömrüm kaldığının farkındayım. Çünkü uçakların sesi hiç eksilmiyor. Binalar çöküyor, çığlıklar içimizi parçalıyor. İnsanlardan öyle bağırmalar işitiyoruz ki yarı baygın yatıyoruz.
Yaşamak çok güzel, medeniyet ne acı…
Yan binanın çökmesiyle savrulduk. Bir taraflarım kırıldı. Acı içerisindeyim. Kaçmayı düşündüm. Acımı babama söylemeliydim. Annemin kucağında olsaydım. Hiçbir şeyim kalmayacağına inanıyorum.
Sesimi yalnız kendim duyuyorum. Yanımdaki arkadaştan ses çıkmadı ve yaklaştım. Elini salladı ve başı yana düştü. Allah rahmet eylesin.
Bugünü ve tüm yazdıklarımı unuttum. Ailemi, evimizi ve kardeşlerimi unuttum. İsimlerini ve nereye kaçacağımı da unuttum.
Uçak sesi ve büyük patlamayla ablamın anı defterine; gök yüzünü bir defa görebilsem, yağmuru ve kuşları dinlesem.
Not; defterde anıları yazan abla ve küçük kardeşin adı yazmıyordu. Son cümlesinin noktası konmamıştı. Kan lekesi kâğıda bulaşmıştı.
Hasan TANRIVERDİ























