Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

PKK Terörü ve Devlet

SİSİFOS'UN KADERİ
Hüseyin ŞENGÜL

25 Eylül 2011 00:00

Yorum Yapılmamış

PKK şiddeti demiyorum, terörü diyorum! (PPK bir terör örgütü değil, terörü kullanan bir örgüttür!)
Son günlerdeki bombalama eylemlerini üstlenmeseler de, onların taşeronu denilebilecek TAK, bu eylemleri üstlendi. Ve aynı şekilde daha fazla eylem yapacaklarını açıkladı.
Daha önce Taksim’de olduğu gibi kimi eylemleri de TAK üstlenmişti.
PKK, sivil hedeflere yönelik yaptığı eylemleri üstlenmiyor.
Bunları TAK adlı yan kuruluşu üstlenerek, kendini kamuoyu nezdinde sıyırdığını düşünüyor.
Ancak öyle olmuyor; Kamuoyu, terörün kaynağını biliyor!
PKK, şiddetin sarmalında fütursuzlaşıyor.

Son iki aydır genel olarak medyada şöyle bir görüş hâkim: Hükümet bu işi çözme iradesine sahipti. Hatta görüşmelerde taraf olan Abdullah Öcalan, anlaşmak üzereyiz dedi. Ancak Kandil’deki PKK’lılar, bir çözüm sonrasında kendilerinin ne olacağı derdine düştüler. Onun için Öcalan’ı diskalifiye etmek ve barış sürecini baltalamak için Silvan eylemiyle çatışmacı ortamı yarattılar. Ve Kandil, AKP Hükümetinin ta baştan beri Kürt hareketini tasfiye etmeyi amaçladığını ve bunun için de Öcalan ile yapılan görüşmeleri bir bahane olarak kullandığı propagandasını işledi. Onlar kendilerinin hükümranlığında bir bölge istiyorlar. Devlet buna izin veremez. O halde PKK’ya karşı topyekün bir askeri harekât başlatılmalı vs.

Medyada oluşmuş bu genel fikrin doğru olduğunu varsayalım.
Ancak şu sorular açıkta kalıyor, yani bu fikirle örtüşmüyor.
1) Madem Abdullah Öcalan’la barış görüşmelerinde ilerleme kaydediliyor. Bu durum, Kandil’in işine gelmiyor ise, neden Silvan olayından bu yana, nerdeyse iki aydır Abdullah Öcalan’la avukatları görüştürülmüyor? Görüştürmemek için yok koster arızalı, yok bilmem ne diye bahane yaratılmak yerine, Abdullah Öcalan ile avukatları görüşse ve Öcalan’ın ağzından PKK terörünü durdurmaya, Kürt hareketine yön vermeye yarayan sözler çıkmayacak mı? Hatta Ahmet Türk ve bazı BDP’liler, Öcalan ile görüşmek istediler. Neden görüştürülmüyor? Madem Kandil Öcalan’ı aradan çıkarmaya, onu etkisizleştirmeye çalışıyorsa, neden hükümet Öcalan’ı öne çıkarmaya ve Kürt hareketindeki mevcut önderliğinden yaralanmıyor? Neden Öcalan yoluyla Kürt siyasi hareketinin daha güçlü ses vermesini sağlamaya çalışmıyor?
2) Madem hükümetin bu sorunu demokratikleşme yoluyla çözme iradesi varsa, neden hala KCK operasyonlarını yapıyor? Bunlar yasal olabilir (yasa, faşizan da olsa yasadır) ama meşru mudur? KCK operasyonları yaparak Kürt halkında bir çözümsüzlük düşüncesi yaratılmıyor mu? Bu tür düşünceler, güvensizlikler PKK’nın işine gelmez mi?
3) Hükümet, Kürt sorununda daha çok barışçıl ve demokratik adımlar atacağına, topyekün askeri harekâtları gündemine alıyor. Mademki PKK, kendisi için bir beylik istiyor; tam da sırası değil mi, demokratikleşme adımlarıyla Kürtleri kazanarak PKK’yı yalnızlaştırmak?

Tekrar ediyorum, eğer PKK salt kendi hükümranlığı için savaşıyorsa, barış görüşmelerini bunun için bozmuşsa, PKK’yı yalnızlaştırmanın tam zamanı değil mi?
PKK’nın alt yapısı ve onun militan kaynağı kim?
Kürtler!
PKK hangi gerekçeyle savaşıyor?
Kürtlerin hakları için!
O halde…
O halde yapılması gereken, Kürtleri kazanmak ve onlara güven vermek değil mi?
Kazanmak ve güven vermek için, Kürtlerin en temel haklarının tanınması gerekmiyor mu?
Öcalan ile avukatlarını görüştürmek ve tekrar barış görüşmelerine başlamak, Öcalan’ı etkisizleştirmeye çalışan Kandil’i sıkıştırmaya yaramaz mı?
Ne gereği var Kürtlerde kaygı uyandıran KCK operasyonlarının?
Bu operasyonlar, PKK’nın ve dolayısıyla BDP’nin, “AKP Hükümetinin bütün derdi bizi tasfiye etmektir” görüşünü haklı çıkarmaz mı?
Kandil’i barışa zorlamanın veya Kürtler üzerindeki otoritesini sarsmanın yolu, savaşmaktan mı geçiyor, demokratikleşmekten mi?
Birincisi 30 yıldır denendi ve geride korkunç acılar bıraktı!
Peki, demokratikleşme ne kadar, nereye kadar denendi?
Demokratikleşmeden değil, savaşmadan zarar gelir!
Peki, Hükümet bunu ne kadar denedi, ne yaptı?
Evet, bir de böyle sorular sorularak bakılmalı meseleye diye düşünüyorum.

PKK terörünü kınıyorum, lanetliyorum.
Ölenlerin geride bıraktığı o müthiş acıları, milyonlarca insan gibi anlamaya çalışıyor ve vicdanım kanıyor.
Tamam da, bu neyi ne kadar değiştirir?
İddia ediyorum: Top devlette!
Tarihte böylesi hareketler vardır ve top, hep devletlerde olmuştur!
Hükümet, çözüm üreten organdır!
Çözüm savaşta diyorsanız, buyurun savaşın!
Zaten 30 yıldır bu yapılıyor!
Elbette PKK terör ve şiddetine karşı devletin güvenlik güçleri bir yerde oturup durmayacak.
Ancak Kürt sorununda asıl strateji, siyaset olmalı ve bunun üzerinden çözümler üretilmelidir.
Sorun siyasidir!
PKK, siyaset üzerinden savaşıyor!
O halde onunu savaşını boşa çıkarmanın yolu, siyaset üzerinden gidilerek yapılır.

NOT: “Anlayan Varsa Beri Gelsin” yazımda MİT-PKK görüşmeleri üzerine Başbakan Erdoğan’ın, “devlet görüşüyor, hükümet değil” şeklindeki ayrımının yanlış olduğunu ve muhalefetin konuya ilişkin görüşlerinin de fasaryadan ibaret olduğunu yazmıştım. Ali Tarakçı’nın “Devlet ve Hükümet Ayrı Şeyler mi?” yazısı, bu konuyu çok daha derin işliyor; okunmasını öneririm.

Okunma Sayısı: 86

Yazarın Diğer Yazıları

Bugün Dünde Yarın Bugündedir

Bu yazı başlığı, tarihi ardışık evrelere indirgeyen bir tarihçi tekerlemesi gibi görülebilir. Dün, bugün, yarın...

Yedi Düvel Teraneleri

Eskiden yedi düvel olarak İngiltere, Fransa, Avusturya-Macaristan, İtalya, Almanya, Rusya devletleri kastedilirken, sonraları bütün dünya...

Anlamak mı Kutsamak mı?

Siyasetin, kültürün ve hatta toplumsal yaşamın Kemalizm ve İslam referanslı siyasetin arasına sıkışmışlığının yarattığı paradoks...

Şanslı kuşağız!

Çok farklı toplumsal yaşam biçimlerini bir arada yaşayan 78 kuşağı, diğer kuşakların ‘tek tipliliğine’ karşın,...

Telafisi Mümkün Olmayan İşler

Bir toplum sisteminde (veya devlet idaresinde) telafisi mümkün olmayan işlerin başında hangi idari birim gelir?...