Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Peygamberin Özel Yaşamı

SERAP
Ali ÖZALP

16 Nisan 2017 00:02

Yorum Yapılmamış

Bu makale, Hz. Muhammed’in özel yaşamında tuhaf karşılanan konular üzerine hazırlanmıştır.

1.) Birçok insan bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmayı tercih eder ve böylece bakıyorsunuz önemli konularda bile iftira ve kuşku yaratacak savlara araç olurlar, nitekim ‘’İnsanlardan bazısı, bir bilgiye, bir kanıta ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın, Allah hakkında tartışırlar.’’ (Hac Suresi, 8) İftira ve dedikoduların kaynağı akıllı kimselere dayanır, bunu kötü niyetliler taşır ve aptallar da inanır. Hz. Muhammed’in başarısına gölge düşürmek ve Ortadoğu, Doğu Coğrafyasında yaşayan Müslüman Halkları ezik duruma sokmak adına Batılı Araştırmacıların bir kısmının Hz. Muhammed’in yaşam hikâyesine gölge düşürmelerini ve çarpıtmalarını anlıyoruz. İnsanlar tarihin koca dehlizlerinden dersler çıkarıp yollarına devam edeceklerine, ceviz kabuğunu doldurmayan dedikodularla uğraşıyorlar. Ve Müslüman Coğrafyada insanlar, Avrupa ve ABD’nin ileri teknolojisi, bilimi, yönetim biçimlerini tartışacaklarına bu tür tartışmalarla vakit öldürüyorlar; suçlu her zaman içtedir, dışta değildir. Roma’nın Diktatörleri, Batı’nın Tiranları, Sadist ve Mazoşist birçok katilin yaşam hikâyesinden habersiz olan, II. Abdulhamid’in Casurlarıyla, Selahhadin-i Eyyubi’nin yaşlı eşiyle, Fatih’in üç beş cariyesiyle kafa buluyor.

2.) Dinler Tarihi Uzmanı Mircea Eliade, ‘’Tüm evrensel din kurucuları içinde, yaşam öyküsü ana hatlarıyla bilinen tek kişi Muhammed’dir.’’ (Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi, c.3, s.79) Gerçekten de hiçbir Peygamberin yaşamı detaylarıyla elimizde değildir, hatta hiçbir kralın hayatı bile bu derece ayrıntılı bir biçimde bugüne ulaşmamıştır; buda Hz. Muhammed’in yaşam öyküsünün devlet sırrı olarak saklanmadığını ve her şeyin açıkça rivayetlere ve kitaba yansıdığını gösterir. Emevi, Abbasi, Eyyubi ve Osmanlı gibi büyük devletlerin resmi dini niteliğinde olan İslam ve dolayısıyla onun orjini olan Hz. Muhammed’in yaşam hikâyesinde çarpıklıklar olsaydı, zamanında müdahaleye uğrardı; oysa iyisiyle, kötüsüyle tüm rivayetler toplanmıştır. İslam’ın hiçbir zaman resmi tarihi olmamıştır, Batılı Araştırmacılar bunun farkındadır; bakıyorsunuz muhalefet edenlerin rivayetleri bile bilgi amaçlı aktarılmıştır ve eğer biraz incelersiniz Hadis Tarihinde ‘’Uydurma Hadisler’’ başlığı altında bu tür yakışık olmayan rivayetler tanıtılmıştır. Hıristiyanlık Tarihinde Kilise’nin kabul ettiği İnciller vardı, kabul etmedikleri vardı; kabul edilmeyenler yasaklanırdı, oysa İslam Tarihinde kabul edilmeyen hadis ve rivayetlerin yasaklanması yoktur, tersine uydurma hadisler için özel kitaplar yazılmıştır.

3.) Bir şeyin tuhaf karşılanması için sıra dışı, kural dışı olması gerekir; yine bir eylemi iyi veya kötü olarak adlandırmak için mantıklı bir açıklama bekleriz. Mantık kuralları dışında bir dayanağımız yoksa mantık kurallarının her zaman bize doğruyu gösterip göstermediğini sorgulayabiliriz. Doğruya ulaşmak için yâda bir şeye iyi veya kötü diyebilmenin yolu akıl ve mantıktır tüm insanlar için. İnsanlığın ortak aklı vardır ve bu akıl tecrübî bilgiye dayanır. Buna rağmen insanlığın ortak aklı ile Tanrının gönderdiği vahiy arasında çelişkiler görülürse, tercihimiz Tanrı olmalıdır. Çünkü Tanrı, her şeyin Yaratıcısı ve kaynağıdır. İnsanlığın aklı, çağlara ve koşullara göre değişebilir. Oysa Yaratıcı her zaman tektir ve doğru karar verendir. ‘’Allah, yaptığından sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir.’’ (Enbiya Suresi, 8) İnanmayanlar için gelişigüzel görünenler inançlı insan için İlahi Takdire dayanır. Yanı sıra, Allah’ın yaratmış olduğu akıl ile gönderdiği vahiy, prensip olarak çelişmezler. Çeliştikleri yerde, ya Vahiy anlaşılmamıştır, yâda akli ilkelerde sorun mevcuttur; insan Peygamberliği kavramadan, Allah varlığının kapsayıcılığını anlamadan ve hikmetlerini bilmeden aklını nasıl çalıştıracak, zira aklın ve bilimsel yasaların tümü Allah varlığının bir tecellisidir sadece.  Hz. Muhammed’in üstün ahlakını, hassasiyet ve vahiy ile uyumlu giden davranışlarını sorgulayabilmek için ondan bir üst aşamada olmak gerekir. Oysa en üst mertebede o vardır ve ondan üstünü Allah’dır; zaten Allah, kendi büyüklüğünü Kuran’da göstermiş, yeri gelince ona uyarılarda bulunmuştur. Bu uyarılar da Peygamberin Allah ile özel ilişkisi olup bizleri alakadar etmiyor. Bir inanırın yapabileceği, Peygamber yaşamının parıltılarına mazhar olmak ve eğer bir çelişki görüyorsa bunu bir bilgiye dayanarak kavramaya çalışmaktır. Geri ayette belirtildiği gibidir; ‘’Eğer içinizden bir gurup benimle gönderilene inanır, bir gurup da inanmazsa, Allah aranızda hükmedinceye kadar bekleyin.’’ (Ar’af Suresi, 87) Zaten imtihanın esprisi gizemli olmasındadır, gizemler aralandıkça sonu gelmeyen gizemlere gider bu. İnanmak, bu ihtişam ve gizem dolu yaşamın Yaratıcısı ile onun Elçilerini takdir edip saygıda bulunmaktır.

4.) Allah Elçisi Hz. Muhammed kadınlara değer verirdi. Sadece kadınlara değil, tüm insanlara karşı şefkatli ve merhametliydi. ‘’Sizin sıkıntıya uğramanız Peygambere çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.’’ (Tevbe Suresi, 128) Onu bir krala benzetmek haksızlıktır, Arap kralı değildir; amacı insanları kullanıp haremini kadınlarla doldurmak ile güzel vakit geçirmek değildir. Hz. Muhammed’in amacı güzel kadın avı, şehvet veya iktidar tutkusu da değildi. Onun tek bir kadını zorla hareminde tuttuğunu göremezsiniz, tersinedir durum; bu evliliklerinin hikmeti için Esma Binti Numan’ın babası Numan’ın ricasına bakın anlarsınız. Numan dul kalan kızını Hz. Muhammed’e vermek istemiştir, Hicretin 9.  Yılında Numan Peygambere gelerek: “Ya Resulullah! Kızım Esma, amcasının oğlu ile evli iken eşi vefat etti ve o da dul kaldı. Büyük bir istek ve arzu ile sizinle evlenmek istiyor. Eğer bu evliliği kabul ederseniz, tüm Kinde halkını memnun eder, onlarında İslam’a girmelerine vesile olursunuz.” der ve orada mihri belirlenip nikâhları kıyılır. Şimdi istek ve arzuyla Peygamberle evlenmek isteyen bir kadın vardır, burada suçlanacak kişi Hz. Peygamber midir? Babası da ısrarla kendi kabilesinin İslam’a alışmalarını ve yönelmeleri adına bu evliliği onaylamaktadır, evliliğin olması için de Peygambere bu teklifi götürülüyor. Evliliklerin büyük bir kısmı usul yönünde dönemin adetlerine ters değildi. Peygamberin ilk eşi Hatice vefat ettiğinde Peygamberin yaşı 50’yi aşmıştı. Gerek dönemin koşulları, gerekse mantık kuralları göz önüne alınacaksa, kötü niyetli olan Peygamber değil, tersine bu konuyu magazin malzemesi yapanlardır. Hz. Hatice’nin ölümü üzerine yapılan evliliklerin Politik anlamlar taşıdığını her okuryazar, aklı başında insan bilir. Çünkü Hz. Muhammed ilk eşine ömrünün sonuna kadar sadakatli davranmıştır; nitekim sonraki evliliklerinde bile sürekli Hz. Hatice’yi anardı. Hz. Hatice’nin onun yanındaki değerini anlamak isteyenlere de cevabı açıktır. Nitekim Hz. Ayşe’ye verdiği cevap rivayetlerde geçer; ‘’Elbette unutmam onu ey Ayşe. Çünkü herkesin bana karşı geldiği günde o benim yanımda oldu. Herkesin beni reddettiği devrede o beni tasdik etti. Herkesin bana ‘Vazgeç, başarılı olamazsın’ dediği günlerde o bana ‘Devam et, başaracaksın’ dedi. Malıyla da canıyla da yanımda oldu, destek verdi. Bunun için onu unutamam.’’ Buradan bile Hz. Muhammed’in evliliklerinin hikmetini anlayabiliyoruz. Kadınları cinsel obje görseydi, Hz. Hatice’yi bu derece düzgün ve kibar sözlerle anlatmazdı.

5.) Hz. Hatice’nin ölümü üzerine 55 yaşında iken dul ve yaşlı olan Sevde ile ilk evliliğini yapmıştır. Sevde’den sonra Hz. Ebubekir’in kızı Ayşe ile evlenmiştir. Ayşe, Hz. Muhammed’in hayatına giren tek bakiredir, diğer eşlerinin daha önce evlilikleri vardır. Hz. Aişe’nin evlilik yaşı Buhari’nin metninde 6-9 olarak gösterilse de diğer kaynaklardan karşılaştırmalı incelemeyle bunun 18-20 yaşlarında olduğu kolaylıkla çıkarılabilir. Genel olarak bu evlilikler 9, 10, 11 veya 11’in üzeridir.

6.) Kuran’da Müslüman erkeklere dört eşe kadar şartlı izin verilir. ‘’Uygun gördüğünüz kadınlarla ikişer, üçer, dörder evlenebilirsiniz. Onlara eşit davranamamaktan korkuyorsanız bir taneyle yetinin.’’ (Nisa Suresi, 3) Kadınlar için çok erkekle evlilik konusunda böyle bir vurgu yoktur, aynı zamanda evlenmemeleri için bir hüküm de belirtilmemiş. Buna rağmen İslam Tarihinde çok eşli kadın rastlanılmaz. Peygamberin dörtten fazla kadınla evlenmesi bütün Peygamberler için salınmış bir hak olarak görülür. Yanı sıra, bir ayette Peygamberin evliliklerine kısıtlama getirildiğini görüyoruz; ‘’Bunların ötesinde kadınlar sana helal değildir ve eşlerinden her hangi birisini de onlarla değişemezsin. Güzellikleri senin ilgini çekse bile. Ancak elinin altındakiler ile yetin.’’ (Ahzap Suresi, 52) Gördüğünüz gibi devam eden Arap geleneklerine ters giden bir durum olmamasına rağmen, Yüce Allah Peygamberini sınırlayınca sınırlıyor.

 

Saygılar, sevgiler

Web: www.metyus.co

M.Salih Özalp

Okunma Sayısı: 173

Yazarın Diğer Yazıları

Gereksiz Makamlar ve Ünvanlar!

Gereksiz makamlar ve ünvanlar! 1. Valilik 2. Şeflik 3. Muhtarlık 4. Fazla Din Adamları ve...

Devlet Kademelerinde Yeni Kuşak

Bilindiği şekliyle devlet tümüyle yenilendi. 15 Temmuz bu açıdan yeni bir başlangıç sayılır. FETÖ elemanları...

Yeni Parti (Partiya Nû) – Öneriler

Yeni Parti (Partiya Nû) Girişim Projesi İçin Öneriler *** Siyasette Oluşan Boşluk Doldurulmalıdır! 15 yıllık...

Bizden Aldığını Bize Satanlar!

Halk arasında “Benden aldığını bana satan” diye bir tabir vardır. Günümüzde bazı fikir hırsızları da...

Eloğlu Bizi Çekiştirmesin

“Da xelq nebêjitin ku “Ekrad Bê me’rîfet in, bi esl û bunyad.” “Bunu, eloğlu Kürtler;...