Çocuklarının ona baskısı, “gecenin ne getireceği belli olmaz,” karşılığıydı. İşten çıkar kahveye gitmese, canım yerine gelmiyor, diyordu. Her gece geç kalmasını, kaldıramayan çocuklar, babalarına birtakım oyunlar düzenliyorlardı. Böylece babayı pes ettirmeyi düşünüyorlardı.
Babanın davranışı, ailevi probleme neden olmaya başlamıştı. Çünkü kızı lise son ve oğlu da lise birinci sınıfta okuyordu. Çocuklar annelerine sahip çıkıyorlardı.
Oğlu, arkadaşına arılarından bir kovanı, evin yolu üzerine koymasını söyledi. Arı özel seçilmiş hırçındı. Baba, gece yalpalayarak geldi. Bu nedir? dedi ve kovana tekme attı. Arılar sen misin? Bizi rahatsız eden diye, babaya çullandılar. Baba ne yapacağını bilemedi ama arılarda sokmaya devam etti. Baba çaresiz bağırıyordu. Fakat duyan da olmuyordu.
Kapıyı tokatlayan baba, içeri kendini atıyor ama çocuklar, Baba “gecenin ne getireceği belli olmaz,” diyorlar. Çünkü baba da çocuklarına, “gecenin ne getireceği belli olmaz,” dermiş.
Baba yüzüne gözüne, çamur ve yoğurt sürüyor. Yandığı halde yatıyor.
Sabah erkenden, kovanı yerinde göremiyor.
Babanın her tarafı şişiyor ve doktora götürüyorlar. Doktor, olayı biliyor ve babaya bir daha, arılar çarparsa gidersin, diyor. Fakat ilaçları kullanmazsan durumun kritikleşir diye ekliyor. Yemekte yakan biberi yemeğine koyuyorlar ve yanıp tutuşuyor. Baba, arı konusu zannedip gidiyorum, diye ağlıyor. İlaçlarda babayı güçsüz yapıyor. Bu durumda babanın başına gelmedik kalmıyor.
Baba, iki gün yatıyor. Yüzü gözü biraz yerine geliyor. Üçüncü gün aldığı ilaçlar ateş yapıyor. Baba, tekrar doktora gidiyor, doktor evden çıkmayacaksın, bir arı sokarsa sonun olur, diyor.
Baba, on gün sonra, geç gelmelere yeniden başlıyor.
Bu defa kızı arkadaşından oyuncak ayıyı alıyor ve evin yanında babasına aklına gelmeyecek bir oyun düzenliyor. Oyuncak ayı Almanya’dan gelmiş, uzaktan kumandalı ve çeşitli numaralar yapıyor.
Gece yalpalayarak gelen babanın üzerine, ayıyı salıyorlar. Fakat bir taraftan da değneği kafasına indiriyorlar. Baba çamurun içine düşüyor. Bu defa çamuru her tarafına dolduruyorlar. Çamurdan gözlerini açamıyor.
Elbiselerini yırtıyorlar, ayakkabılarını alıp kesip atıyorlar. Ayı hırlıyor ve elbiselerini yırtıyor.
Ayıyı alıyorlar ve evde hiçbir şey bilmiyorlarmış gibi bekliyorlar. Gelmeyince yatıyorlar. Sabaha karşı kapı çalınıyor ve baba perişan halde kapıdan bakıyor. Hepsi birden “gecenin ne getireceği belli olmaz,” diyorlar. Anne ilk defa devreye giriyor ve bu vaziyette seni içeriye alamayız. Çamur içerisindesin, diyor.
Babayı sabahın ayazında, yıkıyorlar. Baba buz kesiyor sonra içeriye alıyorlar. Baba titriyor ve bir daha yaparsam öldürün, diye bağırıyor.
“Gecenin ne getireceği belli olmaz,” bir dahaki sefere zaten seni öldürürler, diyorlar.
Hasan TANRIVERDİ















