Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Pazar, Şubat 15, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Emin ORHAN

Ön Asya’da Kürt Kimliği

Emin ORHAN Yazar Emin ORHAN
15 Şubat 2026
Emin ORHAN, Kültür, Siyaset & Politika, Tarih
0
Bugünün Sorunları Geleceğin Ülküleri
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Ön Asya’da Kürt Kimliği, 

Devletleşme Talepleri ve Stratejik Gelecek

Ön Asya, tarih boyunca etnik, dini ve kültürel çeşitliliğin en yoğun olduğu bölgelerden biridir. Osmanlı İmparatorluğu’nun çözülüşü ve emperyal güçlerin müdahaleleri, bölgenin siyasi ve toplumsal yapısını derinden etkilemiştir.

19. yüzyıldan itibaren kurulan yaklaşık elli yeni devlet, yalnızca coğrafi sınırları değil, kimlikleri, aidiyetleri ve siyasal beklentileri de yeniden tanımlamıştır. Bu dönüşümün etkileri günümüzde hâlâ bölgedeki istikrarsızlık ve toplumsal kırılganlıkların temelini oluşturmaktadır.

Kürt kimliği, tarihsel süreç içinde giderek belirginleşmiş ve çeşitli devletlerin yeniden tanımlama çabalarının odağı hâline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla birlikte, Osmanlı’dan devralınan çok kültürlü mirasın aksine, üniter devlet yapısı ve laik-demokratik sistem ilkeleri merkeze alınmıştır. Bu model, vatandaşlık temelinde eşitliği savunarak farklı etnik ve dini kimlikleri kapsayan ortak bir ulus-ötesi siyasal kimlik oluşturmayı hedeflemiştir. Ancak 1920’ler ve 1930’larda yaşanan yerel isyanlar, bölgesel talepler ve uluslararası güç dengeleri bu hedefi sınamıştır.

Soğuk Savaş dönemi (1947–1991), Kürt hareketlerinin stratejilerini yeniden şekillendirmiştir. Sovyetler Birliği ve Batı bloğunun bölgesel nüfuz mücadelesi, Kürt örgütleri için hem silahlı mücadele araçlarını hem de dış aktörlerle ilişkiler geliştirmeyi gündeme getirmiştir. 1970’lerden itibaren Irak Kürdistanı’nda Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (PUK) ile Türkiye’deki PKK’nın faaliyetleri, farklı ideolojik yönelimlere rağmen benzer örgütsel dinamikler ve talepler göstermiştir. Bu hareketlerin ortak özellikleri şunlardır: silahlı yapılar, merkezi devletlerin güvenlik refleksleri ve toplumların iç dengelerinin zorlanması. Bu etkileşimler, ulusal güvenlik gündemlerini ve bölgesel siyasi çözümlerin sınırlarını belirlemiştir.

Bölünme Riski ve Temel Kriterler

Bir devletin bölünme riski, birkaç temel değişkenle değerlendirilebilir:

Etnik veya mezhepsel homojen olmayan yapı

Silahlı ayrılıkçı hareketlerin varlığı

Merkezi devlet kapasitesinin zayıflığı

Dış müdahale veya dış destek

Ekonomik eşitsizlik ve bölgesel gelir farkı

Daha önce referandum veya fiili ayrışma girişimleri

Bu kriterler, ülkelerin farklı risk seviyelerine ayrılmasını sağlar. Ancak tarihsel gerçekler ve bölgesel dinamikler, bu ölçütlerden bağımsız olarak etkili olamaz. Ön Asya uzun yıllardır biriken sorunlar ve çözülmemiş gerilimler nedeniyle kırılgandır; Kürt kimliği ve devletleşme talepleri hem sembolik hem de fiili düzeyde stratejik bir önem taşımaktadır.

Türkiye’nin Devlet Kapasitesi ve Toplumsal Yapısı

Türkiye, yaklaşık yüz yıllık Cumhuriyet geleneği ve Selçuklu-Osmanlı mirası ile güçlü bir merkezi devlete sahiptir. Devletin kapasitesini anlamak için şu unsurlar öne çıkar:

Güçlü Merkezi İdari Yapı: Kamu yönetimi ve bürokrasi ülke genelinde etkili biçimde işler.

Güvenlik ve Askeri Kapasite: Silahlı kuvvetler ve güvenlik aygıtı, silahlı hareketleri kontrol edebilir.

Demografik Entegrasyon: Batıya göç etmiş milyonlarca Kürt, karışık demografik yapılar oluşturarak homojen bir kopuş coğrafyasını zorlaştırır.

Uluslararası İttifaklar: NATO üyeliği ve bölgesel işbirlikleri sınır güvenliğine katkı sağlar.

Kürt nüfusun heterojen yapısı ve farklı siyasal talepleri, maximalist haritalar ile fiili gerçeklik arasındaki farkı ortaya koyar. Türkiye’nin güçlü güvenlik refleksi ve hukuki mekanizmaları, silahlı ayrılıkçı hareketlerin kısa ve orta vadede ciddi bir etki alanı bulmasını engeller. Ancak siyasal kutuplaşma, ekonomik kırılganlık ve dış müdahale olasılıkları dolaylı riskler yaratabilir.

İran ve Kürt Kimliği: Saha, Siyaset ve Hareketler

Türkiye’nin güçlü merkezi kapasitesi ve demografik entegrasyonu, Kürt ayrılıkçı hareketlerin etkisini sınırlasa da, İran’da durum farklı bir tarihsel ve coğrafi bağlamda şekillenmektedir. İran, batı eyaletlerinde yoğunlaşan Kürt nüfusuna sahiptir. Kürtler, Fars çoğunluğuna karşı Sünni mezhep ve kendi lehçelerini konuşan gruplar olarak demografik çeşitlilik sergiler. Bu durum, birleşik bir siyasi kimlik üretimini zorlaştırmaktadır.

İran’daki Kürt siyasi hareketleri hem silahlı hem de pasif örgütlenmelerle şekillenir:

PJAK (Kürdistan Free Life Party): 2004’te kurulan PJAK, PKK ile ideolojik bağlara sahiptir ve İran’a karşı silahlı mücadele yürütmektedir. Örgüt, demokratik özyönetim ve silahlı direniş stratejilerini eş zamanlı kullanır.

Siyasi ve pasifist örgütler: KUF gibi hareketler anayasa çerçevesinde Kürt haklarını savunur ve şiddet kullanmaz.

İran devleti, Kürt siyasal örgütlenmelerini hem güvenlik hem de ideolojik açıdan tehdit olarak görmüştür. PJAK ve diğer silahlı gruplar sert şekilde bastırılmış, güvenlik politikaları kapsamlı bir şekilde uygulanmıştır. Bununla birlikte, PJAK ve PKK bağlantıları, İran’daki Kürt hareketlerinin sadece iç mesele olmadığını, bölgesel bir aktörler ağı içinde faaliyet gösterdiğini ortaya koyar.

İran’daki Kürt hareketleri, demografik heterojenlik ve devletin güçlü merkezi yapısı nedeniyle fiilen sınırlı etkiye sahiptir. Ancak bölgesel etkileşimler ve tarihsel referanslar, Kürt kimliğinin ve siyasi taleplerin önemini artırır ve Ön Asya’daki dinamiklerin ayrılmaz bir parçası hâline getirir.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi: Sınırlar ve Gerçeklik

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (KBY), bağımsızlık ve özerklik deneyiminin somut örneğidir. 2017’de yapılan bağımsızlık referandumuna merkezi Irak hükümeti ve uluslararası toplum sert şekilde karşı çıkmıştır:

Merkezi hükümet askeri ve siyasi mekanizmaları devreye sokmuştur.

ABD ve diğer büyük güçler, referandumun uluslararası tanınmasını sınırlamıştır.

Ekonomik bağımsızlık özellikle petrol gelirleri üzerinden sürdürülmekle birlikte mali paylaşım anlaşmazlıkları özerkliğin sınırlarını belirlemiştir.

KBY örneği, sembolik talepler ile fiili güç arasındaki farkı net biçimde göstermektedir; haritalar siyasi mesaj içerir, ancak uygulama devlet kapasitesi ve uluslararası aktörlerin tutumuna bağlıdır.

Suriye’de Kürt Örgütlenmeleri: Daralan Kontrol Alanları

Suriye iç savaşında ortaya çıkan güvenlik boşluğu, PYD ve YPG’nin özerklik alanları kurmasına olanak sağlamıştır. 2011–2020 arasında SDG’nin kontrolündeki kuzeydoğu Suriye, “Rojava” vizyonunu sembolize etmiştir. Ancak 2026 itibarıyla saha gerçekliği dramatik biçimde değişmiştir:

Şam yönetimi, kuzeydoğudaki egemenliğini yeniden tesis etmektedir.

SDG unsurları devlet kurumlarına entegre edilmekte, savaşçılar hatlardan geri çekilmektedir.

Kobani ve Kamışlı gibi merkezler artık geniş bir kontrol alanı sunmamaktadır.

Uluslararası aktörlerin desteğinin azalması, dış desteğe bağımlı özerklik projelerinin kırılganlığını açıkça göstermektedir.

Demografi ve Sosyal Gerçekler

Kürt bölgeleri son derece heterojen bir yapıya sahiptir; Arap,Türk, Süryani ve diğer etnik gruplarla iç içedir. Bu durum, merkezi devletlerin yeniden egemenlik kurmasını kolaylaştırır. Türkiye’de batıya göç etmiş Kürtler, ekonomik entegrasyon ve kültürel asimilasyon süreçleriyle homojen bir ulus-devlet senaryosunu imkânsız hâle getirmiştir. Diaspora etkisi, maximalist taleplerin fiili karşılığını zayıflatır.

Aktivist Haritalar ve Saha Gerçekliği

Kürt örgütlerinin yayınladığı haritalar ideolojik talepleri temsil eder. Ancak modern devletler sınır bütünlüğü konusunda pasif değildir. Haritalar kimlik inşası ve toplumsal mobilizasyon açısından önemlidir, fakat fiili sınır değişimi devlet kapasitesi, demografi, toplumsal entegrasyon ve uluslararası tanınmaya bağlıdır. Türkiye, İran, Irak ve Suriye örnekleri, sembolik talepler ile fiili güç arasındaki farkı somut biçimde göstermektedir.

Gelecek Öngörüleri ve Stratejik Perspektif

Türkiye: Kısa ve orta vadede etnik kopuş olasılığı düşüktür. Siyasal kutuplaşma ve ekonomik kırılganlıklar dolaylı riskler yaratır. Strateji kapsayıcı siyaset ve ekonomik eşitliği önceliklendirmelidir.

İran: PJAK ve diğer Kürt hareketleri sınırlı fiili etkiye sahiptir. Ancak bölgesel PKK bağlantıları ve demografik heterojenlik nedeniyle uzun vadede gözetilmesi gereken bir stratejik risk alanıdır.

Suriye: SDG’nin daralan kontrol alanları, Şam ile entegrasyon süreci ve uluslararası aktörlerin çekilmesi, Kürt özerklik hayallerini sınırlandırmaktadır. Strateji çatışma yönetimi ve siyasi müzakereye dayanmalıdır.

Irak: KBY örneği, sembolik taleplerin merkezi devlet ve uluslararası tanınma karşısında ne kadar kırılgan olduğunu göstermektedir. Bölgesel istikrar, merkezi hükümetle uyum ve diplomasiye bağlıdır.

Sembol ve Gerçek Arasındaki Denge: 

Ön Asya Perspektifi Kürt ayrılıkçı hareketler, sembolik haritalar ve ideolojik vizyonları aracılığıyla taleplerini görünür kılar. Ancak bu taleplerin fiilen uygulanabilirliği, sahadaki güç dengeleri ve devlet kapasitesi ile sınırlıdır. Modern devletler, sınır bütünlüğünü koruma konusunda pasif değildir; güçlü merkezi kapasite, maksimalist haritaların sahada gerçekleşmesini engeller. Aktivistlerin yüksek sesle dile getirdiği talepler gündemi şekillendirse de, gerçeklik sahada bu taleplerin ötesine geçemez.

Uzun vadeli istikrar ve güvenlik, yalnızca askeri kapasiteye dayanamaz. Kapsayıcı siyaset, ekonomik eşitlik, toplumsal entegrasyon ve hukukun üstünlüğü, sürdürülebilir barışın temel taşlarıdır. Silahlı mücadele veya etnik temelli siyasal projeler, kısa vadede dikkat çekici olsa da, uzun vadede bölge halklarına istikrar yerine kırılmalar ve acılar getirir. Kimlik taleplerini göz ardı etmek veya eşitliği ihmal etmek, ortak yaşam iradesini zayıflatır; bu nedenle kalıcı çözüm, güvenlik, demokrasi, ekonomik kalkınma ve hukuku birlikte ele alan kapsayıcı bir siyasal akılla mümkündür.

Özerk yapılar, örneğin KDP ve PUK gibi oluşumlar, petrol ve mali bağımlılık, aile merkezli siyaset ve bölgesel baskılar nedeniyle kırılgan bir denge üzerindedir. Bu yapıların sürdürülebilirliği, yalnızca iç reformlar ve bölgesel istikrarla mümkündür. Dolayısıyla, bölgenin ihtiyacı yeni sınırlar değil; karşılıklı güveni güçlendiren, adalet ve eşitliğe dayalı bir gelecek tasavvurudur.

Gelecek, çatışmadan ziyade işbirliği ve kapsayıcı çözümler üzerinden inşa edilmelidir. Bu geleceğin barış mı yoksa çatışma mı üreteceği, bugün atılacak akılcı, sorumlu ve kapsayıcı adımlara bağlıdır. Bu sorumluluk, yalnızca devletlerin değil, tüm toplumların omuzlarındadır. Ön Asya’da sürdürülebilir istikrarın yolu, güvenlik refleksleriyle sınırlı değil, kapsayıcı siyaset, ekonomik kalkınma ve toplumsal entegrasyonla desteklenmiş bir vizyondan geçmektedir.

Paylaş
Etiketler: kdpKürt kimliğiKürt nüfusuön asyapuksoğuk savaşTarihsel süreç
Önceki Yazı

Köprü Altı

Sonraki Yazı

Emekli Promosyonu: 3 Yıl Değil, 1 Yılda Verilmeli

Emin ORHAN

Emin ORHAN

İlişkili Yazılar

Kimse Türkiye’yi Test Etmesin
Ekonomi

Emekli Promosyonu: 3 Yıl Değil, 1 Yılda Verilmeli

15 Şubat 2026
5k
Onlar Avrupa’daki Türklerin Sesi
Ahmet SARGIN

İnsanımızı Bölük Bölük Böldünüz!…

15 Şubat 2026
5k
Kimse Türkiye’yi Test Etmesin
Ekonomi

Zor Zamanlar, Güçlü Türkiye

14 Şubat 2026
5k
Şalvar Gündemi
Gündelik Yaşam

Şalvar Gündemi

13 Şubat 2026
5k
Sonraki Yazı
Kimse Türkiye’yi Test Etmesin

Emekli Promosyonu: 3 Yıl Değil, 1 Yılda Verilmeli

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Biz Ne Güne Duruyoruz Burada

Benimde Suçum Var, Bende Kabahatliyim!

15 Şubat 2026
Vatandaşın Alım Gücü Azaldı

Adalet Üzerine

15 Şubat 2026
Kimse Türkiye’yi Test Etmesin

Emekli Promosyonu: 3 Yıl Değil, 1 Yılda Verilmeli

15 Şubat 2026
Bugünün Sorunları Geleceğin Ülküleri

Ön Asya’da Kürt Kimliği

15 Şubat 2026
Köprü Altı

Köprü Altı

15 Şubat 2026
Onlar Avrupa’daki Türklerin Sesi

İnsanımızı Bölük Bölük Böldünüz!…

15 Şubat 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap