Bir öğrencinin ilginç hayat hikâyesini kısa olarak anlatacağım.
Babayla görüşmüyor, anneyle de yalnız, duygusal bağ kuruyordu.
Öğrenci keyfine göre okula geliyordu. Okul idaresi durumu babaya bildiriyor ve adı üzerinde, idare ediliyordu. Öğrenci, derslere girmediği halde, izinli sayılıyordu. Fakat derste otursa ve sorduğu sorularla, hiç de boş olmadığı açıkça belli oluyordu.
Az katıldığı dersimin birinde, sorduğu soruyla beni şaşırtmıştı. Soruyu sınıfa sordum. Yorumlarını aldım. Sonuçta cevabını açıkladığım, fakat çoğu öğrenci anlayamamıştı.
Babasıyla konuşmak istedim, okula geldi. Babasına çocuğunun zeki olduğunu ve bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyledim. Özel okul olduğu için yabancı Ülkeden istek yaptırılabilir ve böylece istediği okula gidebilir, dedim. Öğrencinin esasında isteği de böyle bir okulmuş. Komşularının çocuğu bu şekilde okuyormuş.
Bir gün müdür bey ile çocuğun babası öğretmenler odasına geldi. Müdür bey babasının bazı açıklamalarda bulunacağını söyledi. Baba; yabancı Ülkenin okulundan kabul aldık ve gitmeye karar verdik. Sizlerden çok memnunum, teşekkür ediyorum. Çocuğumu bu şartlarında iyilikle daha iyi olması için uğraştınız, hakkınızı ödeyemem, dedi.
Öğrenci uzay teknolojisi ve elektronikle ilgili dahice fikirleri vardı. Zeki bir öğrencinin başaramayacağı bir şey olamazdı. Baba ayrılacağı halde çok memnundu. Böyle bir öğrenciye, istemediği dersleri, okutmayı zorunlu hale getirirsen, olacağı da buydu. Böyle bir zekâyı kaçırırsın. İşte uğraşırsın, söylediğini anlamayanlarla.
Onun için öğretmenlere çok iş düşmektedir. Öğretmenler iyi yetişmiş ve pedagojik eğitimini de başarılı bir şekilde almalıydılar.
Öğretmen yetiştiren kurumlara, okulda başarılı ve yüksek puan alan öğrenciler alınmalıdır. Böylece kabiliyetli öğrenciler öğretmen adayı olarak seçilmelidir. Öğretmen yetiştiren okullar, tarihimizde olduğu gibi en önemli kurum olarak bilinmelidir.
Bu kurumlardan da “süper öğrenciler” çıkacaktır. Bunların önünü öğretmenler açarsa ileride büyük bilim adamları yetişmiş olacaktır.
Yapay zekâ günümüzün konusudur. Bu konuda çok dikkatli olmalıyız. Fabrikalarda yapay zekâyla çalışan robotların varlığını düşünsenize.
Yapay zekânın liselere inmesi gerekir. Yoksa yüzyıllar öncesini tartışırsın. Sonra depremde binalar başına çöker, sende altında kalırsın. Kader bu ya dersin.
Hasan TANRIVERDİ






















