Okul müdürleri dertli
Okul yöneticileri sahipsiz.
Ve okul müdürleri şamar oğlanı.
Okulda sorun mu var, ver cezayı okul müdürüne, al okul müdürünü görevden, bittiii.
Üst bürokrasinin merkezden yerele dizayn politikasına son vermesi gerekiyor.
Kaynak ve personel vermeyip güvenlik, temizlik sağlayamaz hesap soramazsınız.
‘Bak o okul nasıl yapıyor sen neden yapamıyorsun?’
‘Yapamıyorsan bırak git,
müdür olmak isteyen çok’ zapturapt cümleleriyle rasyonel bir eğitim yönetimi gerçekleştirilemez.
Kendi vizyonlarıyla kaynak yaratan, okullarını özel okul gibi yöneten okul müdürlüklerini merkezi politikalarla vasatta birleştirerek velileri kendi mahallesindeki okula yönlendirme politikası bir daha gözden geçirilmelidir.
İnsanlar evlatları için en iyiyi istiyorlar, en güvenli en temiz okulu istiyorlar .
Bakanlık personel ve kaynak aktarımında bulunamıyorsa bunun çözümü velileri mahallesindeki okullara razı etmek ya da özel okullara yönlendirmek değildir.
Türkiye’nin gururu okulların çoğunluğu Beşiktaş, Kadıköy ,Bakırköy gibi ilçelerdedir .
Velilerin çoğunluğu beyaz yakalıdır .
Özel okulların yüksek ücretlerini veremeyen orta gelir grubunun çocukları , genç nüfusu az olan bu ilçelerde öğrenim görmektedir.
Referansı saha olmayan gerçekçi tespitlere dayanmayan bürokratik tedbirlerle kayıt sorunu asla çözülemez .
Sendikaların bu konuda elini taşın altına koyması gerekirse bir çalıştay yapması ,tavşana kaç taziye tut denilmesine artık son verilmesi ,bakanlık bürokratlarının tahsis etmediği bütçelerin , görevlendirmediği personellerin hesabını sorması uygulamasına son verilmelidir .
Sendikalar sadece üye yaparak ya da kriz anlarında iş bırakarak , mahkeme süreçlerinde hukuki destek vererek eğitimcilerin sorunlarının çözüleceğini düşünemeyiz .
Bu çalıştayın İl, ilçe milli eğitim bürokratları okul müdürlükleri katılımlarıyla yapılmasını öneriyorum .
Bakanlık üst düzey bürokratlarının sağlıklı bilgi alması gerektiğini düşünüyorum .
Dün sahada bizimle birlikte zorluk çekenlerin üst yönetimlere geçtiği zaman masanın diğer tarafını çabucak unuttuğunu gözlemliyorum .
Böyle gelmiş böyle gider diyemeyiz .
Orta Doğu denilen ateş çemberinde biz daha eğitimcilerin güvenliğini sağlayamıyorsak her kayıt döneminde CİMERlerle, politik tehditlerle, yöneticilere verilen cezalarla süreci idame ettiriyorsak bunun adı olsa olsa popülizm ,olsa olsa ajitasyon, olsa olsa sığ siyaset olur .
Bilimsel olarak artık veriler ışığında bu sorunu çözmenin zamanı gelmedi mi?
Okullara kaynak, okullara bütçe, okullara personel vermeden hesap soramayız.
Okullara bütçe aktaramadığı gibi yerel bürokrasi okullardan okul aile birliklerinden aldığı desteklerle etkinliklerini yapmaktadır.
Hiç kimse artık körebe oynamasın, saklambaç oynamasın, şiddetin dijital ortamda yayıldığı mafya dizilerinin ailece izlendiği mafya liderlerinin adeta bir kurtarıcı olarak idealize edildiği Türkiye ortamında çocukların akran zorbalığından vazgeçmesi diye bir şey söz konusu olamaz.
Baba maç izlerken küfreder, haberler izlenirken aile reisi politikacılara sinkaflı sözcükler kullanır.
Evde bir çorbayı içirmek için çocuğa tablet ya da telefondan bir şeyler izleterek ancak naz geçirilir. Anne sözel şiddet uygular, baba annenin diliyle baş edemediği için fiziksel şiddet uygular, çocuk buna maruz kalır, sonra da şiddetin kaynağı şiddetin müsebbibi okullar ya da öğretmenler lanse edilir.
Birbirimizi kandırmayalım kötüye gidiyoruz .
Ebeveyn denilen bir kavram kalmadı, aile hızla dejenere oldu .
Hazır para, kolay para hazır iş, armut piş ağzıma düş motto oldu. Ahlaki değer, etik değer kavramı derdest oldu. Pansuman tedbirlerle bu iş çözülemez.
Vesselam.
Erhan ZIYA SANCAR
TOEG Tokatlı Eğitim Gönüllüleri Dernek Başkanı














