Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cumartesi, Ocak 31, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Bülent ESİNOĞLU

Negatif Faiz; Neoliberal Hegemonyanın İflası

Bülent ESİNOĞLU Yazar Bülent ESİNOĞLU
03 Şubat 2016
Bülent ESİNOĞLU
0
400
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Siyasetle ilgilenenlerin bir kısmı ekonomi ile de ilgilenir. Ancak ülkeyi yöneten bazı önemli siyasetçilerle konuştuğunuzda, yaşanan finans sisteminden haberdar olmadığını görürsünüz.

Piyasa sözcüğünü bilir. Ancak piyasa sözcüğü ve onun altında yürüyen dolapları yok sayar. Piyasayı Allah mertebesine çıkarır. Piyasa kavramı bir dereceden sonra tabulaşır. Ve tartışılmaz olur.

Bu durum ekran yobazlarında daha üst seviyededir.
Piyasa bizi yönetir. Ancak biz piyasanın ne olduğu konusunda cahilizdir. İşin siyasi tarafını konuşur, işin finansal boyutlarını konuşmayız.
Arada sırada, tekeller, monopol, oligopol gibi sözcüklerden söz edilir. Ancak bunların piyasa ile ilişkileri bir türlü belirginleşmez.
Hem serbest piyasadan bahsedilir. Hem de tekellerden. Tekellerin yapıp ettiklerinden sanki piyasa ortada yokmuş gibi anlatılır. Bazen de deriz ki; “piyasayı şu tekel belirliyor.”
Bu kadar uzun lafın kısası; piyasanın kararlarını, bir araya gelmiş ve tekelleşmiş bir avuç zengin(%1’den) belirler.
Piyasanın kuralları Bütçeleri Türkiye’nin GSMH’dan daha büyük tekeller tarafından belirlenir.
Piyasa dediğiniz şey; bu tekellerin kendi çıkarlarına göre belirledikleri esasa göre işler.
Piyasanın kurallarını girişimciler değil, tekeller belirler. Kedini girişimci sananlar da, onların bayiliğini yapar.
Ticaretin kurallarını, devletin sosyal harcama yapıp yapmayacağını, emek piyasasının esnekleştirilmesini veya katılaştırılmasını, emek piyasasının ucuzlatılması için işçi ithalatı yapılıp yapılmayacağını, dolaşımda olan para cinsi ve miktarını(Basel Kurallarını) gibi çok önemli kararları, bahsettiğimiz tekellerin aldığı kararlar belirler.
Neoliberal hegemonyanın (tekellerin hegemonyası=emperyalizm) sarsılmaya yüz tuttuğu bir sürece girdik.
Üretim ve dolayısıyla teknolojinin Asya’ya kayması; üreten yerin Çin olmasına karşın, üretilen ürünlerin değişim parasının dolar/yen/Euro olması; Batı tekellerinin koyduğu kurallar sonucudur.
Sen üret, ben senin üretimine karşılık gelecek değişim aracı Dolar’ı basarım sistemi olağanüstü zorlanıyor.
Batı tekelleri bu durumu aşmak için paralarının değerini düşürüyor. Buna kur savaşları deniyor. Çin Reninbi’nin değerini düşürdükçe, Batı Çin ile rekabet edemez konuma düşüyor.
Neoliberalizme göre, kur savaşları neoliberalizmin gereğidir. Ancak kur savaşlarından kimse karlı çıkmıyor. Bilhassa da Batı zararlı çıkıyor. Çin’in üretim gücü ağır basıyor.
Siz bakmayın Batı basınının Çin batıyor yaygarasına. Batan Çin değil Batı pazarları…
Japonya neoliberal köktenciliği daha da abarttı. Para matbaalarını daha çok çalıştırarak, YEN bastı. Bankaların Japon Merkez Bankasına park ettiği paralara negatif faiz verdi.
Neoliberalizmin hegemonyası sayesinde, kapitalizmin en önemli birikim aracı faiz, anlamsız kaldı.
Bankaya 100 TL götüreceksin, banka bu parayı size geri verirken 99 TL olarak verecek.
Yani neoliberal köktencilik, yeni birikim modeli yaratamadığı gibi, mevcut birikim modelini de sonlandırdı.
Bizde enflasyon yüksek olduğundan, bastığımız paraları başka ülkelere satamadığımızdan, bizde negatif faiz uygulaması geçerli değil.
ABD, AB(Almanya), İngiltere, Japonya gibi ülkelerde neden enflasyon olmuyor? Hem fazla fazla para basıyorlar, hem de enflasyon yok.
İşte neoliberal tekellerin işlevi burada ortaya çıkıyor. Ulus-devlet ekonomileri üzerindeki baskıları ve manipülasyonları sayesinde, para basan ülkenin enflasyonu, gelişmekte olan ülkelere ihraç ediliyor.
Dövizden kaynaklanan enflasyon ifadesi de buradan neşet ediyor.
Çin’de ortaya çıkan büyük üretim; neoliberal hegemonyayı tehdit etmeye devam ediyor.

Bülent Esinoğlu
bulentesinoglu@gmail.com

Siyasetle ilgilenenlerin bir kısmı ekonomi ile de ilgilenir. Ancak ülkeyi yöneten bazı önemli siyasetçilerle konuştuğunuzda, yaşanan finans sisteminden haberdar olmadığını görürsünüz.

Piyasa sözcüğünü bilir. Ancak piyasa sözcüğü ve onun altında yürüyen dolapları yok sayar. Piyasayı Allah mertebesine çıkarır. Piyasa kavramı bir dereceden sonra tabulaşır. Ve tartışılmaz olur.

Bu durum ekran yobazlarında daha üst seviyededir.
Piyasa bizi yönetir. Ancak biz piyasanın ne olduğu konusunda cahilizdir. İşin siyasi tarafını konuşur, işin finansal boyutlarını konuşmayız.
Arada sırada, tekeller, monopol, oligopol gibi sözcüklerden söz edilir. Ancak bunların piyasa ile ilişkileri bir türlü belirginleşmez.
Hem serbest piyasadan bahsedilir. Hem de tekellerden. Tekellerin yapıp ettiklerinden sanki piyasa ortada yokmuş gibi anlatılır. Bazen de deriz ki; “piyasayı şu tekel belirliyor.”
Bu kadar uzun lafın kısası; piyasanın kararlarını, bir araya gelmiş ve tekelleşmiş bir avuç zengin(%1’den) belirler.
Piyasanın kuralları Bütçeleri Türkiye’nin GSMH’dan daha büyük tekeller tarafından belirlenir.
Piyasa dediğiniz şey; bu tekellerin kendi çıkarlarına göre belirledikleri esasa göre işler.
Piyasanın kurallarını girişimciler değil, tekeller belirler. Kedini girişimci sananlar da, onların bayiliğini yapar.
Ticaretin kurallarını, devletin sosyal harcama yapıp yapmayacağını, emek piyasasının esnekleştirilmesini veya katılaştırılmasını, emek piyasasının ucuzlatılması için işçi ithalatı yapılıp yapılmayacağını, dolaşımda olan para cinsi ve miktarını(Basel Kurallarını) gibi çok önemli kararları, bahsettiğimiz tekellerin aldığı kararlar belirler.
Neoliberal hegemonyanın (tekellerin hegemonyası=emperyalizm) sarsılmaya yüz tuttuğu bir sürece girdik.
Üretim ve dolayısıyla teknolojinin Asya’ya kayması; üreten yerin Çin olmasına karşın, üretilen ürünlerin değişim parasının dolar/yen/Euro olması; Batı tekellerinin koyduğu kurallar sonucudur.
Sen üret, ben senin üretimine karşılık gelecek değişim aracı Dolar’ı basarım sistemi olağanüstü zorlanıyor.
Batı tekelleri bu durumu aşmak için paralarının değerini düşürüyor. Buna kur savaşları deniyor. Çin Reninbi’nin değerini düşürdükçe, Batı Çin ile rekabet edemez konuma düşüyor.
Neoliberalizme göre, kur savaşları neoliberalizmin gereğidir. Ancak kur savaşlarından kimse karlı çıkmıyor. Bilhassa da Batı zararlı çıkıyor. Çin’in üretim gücü ağır basıyor.
Siz bakmayın Batı basınının Çin batıyor yaygarasına. Batan Çin değil Batı pazarları…
Japonya neoliberal köktenciliği daha da abarttı. Para matbaalarını daha çok çalıştırarak, YEN bastı. Bankaların Japon Merkez Bankasına park ettiği paralara negatif faiz verdi.
Neoliberalizmin hegemonyası sayesinde, kapitalizmin en önemli birikim aracı faiz, anlamsız kaldı.
Bankaya 100 TL götüreceksin, banka bu parayı size geri verirken 99 TL olarak verecek.
Yani neoliberal köktencilik, yeni birikim modeli yaratamadığı gibi, mevcut birikim modelini de sonlandırdı.
Bizde enflasyon yüksek olduğundan, bastığımız paraları başka ülkelere satamadığımızdan, bizde negatif faiz uygulaması geçerli değil.
ABD, AB(Almanya), İngiltere, Japonya gibi ülkelerde neden enflasyon olmuyor? Hem fazla fazla para basıyorlar, hem de enflasyon yok.
İşte neoliberal tekellerin işlevi burada ortaya çıkıyor. Ulus-devlet ekonomileri üzerindeki baskıları ve manipülasyonları sayesinde, para basan ülkenin enflasyonu, gelişmekte olan ülkelere ihraç ediliyor.
Dövizden kaynaklanan enflasyon ifadesi de buradan neşet ediyor.
Çin’de ortaya çıkan büyük üretim; neoliberal hegemonyayı tehdit etmeye devam ediyor.

Bülent Esinoğlu
bulentesinoglu@gmail.com

Siyasetle ilgilenenlerin bir kısmı ekonomi ile de ilgilenir. Ancak ülkeyi yöneten bazı önemli siyasetçilerle konuştuğunuzda, yaşanan finans sisteminden haberdar olmadığını görürsünüz.

Piyasa sözcüğünü bilir. Ancak piyasa sözcüğü ve onun altında yürüyen dolapları yok sayar. Piyasayı Allah mertebesine çıkarır. Piyasa kavramı bir dereceden sonra tabulaşır. Ve tartışılmaz olur.

Bu durum ekran yobazlarında daha üst seviyededir.
Piyasa bizi yönetir. Ancak biz piyasanın ne olduğu konusunda cahilizdir. İşin siyasi tarafını konuşur, işin finansal boyutlarını konuşmayız.
Arada sırada, tekeller, monopol, oligopol gibi sözcüklerden söz edilir. Ancak bunların piyasa ile ilişkileri bir türlü belirginleşmez.
Hem serbest piyasadan bahsedilir. Hem de tekellerden. Tekellerin yapıp ettiklerinden sanki piyasa ortada yokmuş gibi anlatılır. Bazen de deriz ki; “piyasayı şu tekel belirliyor.”
Bu kadar uzun lafın kısası; piyasanın kararlarını, bir araya gelmiş ve tekelleşmiş bir avuç zengin(%1’den) belirler.
Piyasanın kuralları Bütçeleri Türkiye’nin GSMH’dan daha büyük tekeller tarafından belirlenir.
Piyasa dediğiniz şey; bu tekellerin kendi çıkarlarına göre belirledikleri esasa göre işler.
Piyasanın kurallarını girişimciler değil, tekeller belirler. Kedini girişimci sananlar da, onların bayiliğini yapar.
Ticaretin kurallarını, devletin sosyal harcama yapıp yapmayacağını, emek piyasasının esnekleştirilmesini veya katılaştırılmasını, emek piyasasının ucuzlatılması için işçi ithalatı yapılıp yapılmayacağını, dolaşımda olan para cinsi ve miktarını(Basel Kurallarını) gibi çok önemli kararları, bahsettiğimiz tekellerin aldığı kararlar belirler.
Neoliberal hegemonyanın (tekellerin hegemonyası=emperyalizm) sarsılmaya yüz tuttuğu bir sürece girdik.
Üretim ve dolayısıyla teknolojinin Asya’ya kayması; üreten yerin Çin olmasına karşın, üretilen ürünlerin değişim parasının dolar/yen/Euro olması; Batı tekellerinin koyduğu kurallar sonucudur.
Sen üret, ben senin üretimine karşılık gelecek değişim aracı Dolar’ı basarım sistemi olağanüstü zorlanıyor.
Batı tekelleri bu durumu aşmak için paralarının değerini düşürüyor. Buna kur savaşları deniyor. Çin Reninbi’nin değerini düşürdükçe, Batı Çin ile rekabet edemez konuma düşüyor.
Neoliberalizme göre, kur savaşları neoliberalizmin gereğidir. Ancak kur savaşlarından kimse karlı çıkmıyor. Bilhassa da Batı zararlı çıkıyor. Çin’in üretim gücü ağır basıyor.
Siz bakmayın Batı basınının Çin batıyor yaygarasına. Batan Çin değil Batı pazarları…
Japonya neoliberal köktenciliği daha da abarttı. Para matbaalarını daha çok çalıştırarak, YEN bastı. Bankaların Japon Merkez Bankasına park ettiği paralara negatif faiz verdi.
Neoliberalizmin hegemonyası sayesinde, kapitalizmin en önemli birikim aracı faiz, anlamsız kaldı.
Bankaya 100 TL götüreceksin, banka bu parayı size geri verirken 99 TL olarak verecek.
Yani neoliberal köktencilik, yeni birikim modeli yaratamadığı gibi, mevcut birikim modelini de sonlandırdı.
Bizde enflasyon yüksek olduğundan, bastığımız paraları başka ülkelere satamadığımızdan, bizde negatif faiz uygulaması geçerli değil.
ABD, AB(Almanya), İngiltere, Japonya gibi ülkelerde neden enflasyon olmuyor? Hem fazla fazla para basıyorlar, hem de enflasyon yok.
İşte neoliberal tekellerin işlevi burada ortaya çıkıyor. Ulus-devlet ekonomileri üzerindeki baskıları ve manipülasyonları sayesinde, para basan ülkenin enflasyonu, gelişmekte olan ülkelere ihraç ediliyor.
Dövizden kaynaklanan enflasyon ifadesi de buradan neşet ediyor.
Çin’de ortaya çıkan büyük üretim; neoliberal hegemonyayı tehdit etmeye devam ediyor.

Bülent Esinoğlu
bulentesinoglu@gmail.com

Siyasetle ilgilenenlerin bir kısmı ekonomi ile de ilgilenir. Ancak ülkeyi yöneten bazı önemli siyasetçilerle konuştuğunuzda, yaşanan finans sisteminden haberdar olmadığını görürsünüz.

Piyasa sözcüğünü bilir. Ancak piyasa sözcüğü ve onun altında yürüyen dolapları yok sayar. Piyasayı Allah mertebesine çıkarır. Piyasa kavramı bir dereceden sonra tabulaşır. Ve tartışılmaz olur.

Bu durum ekran yobazlarında daha üst seviyededir.
Piyasa bizi yönetir. Ancak biz piyasanın ne olduğu konusunda cahilizdir. İşin siyasi tarafını konuşur, işin finansal boyutlarını konuşmayız.
Arada sırada, tekeller, monopol, oligopol gibi sözcüklerden söz edilir. Ancak bunların piyasa ile ilişkileri bir türlü belirginleşmez.
Hem serbest piyasadan bahsedilir. Hem de tekellerden. Tekellerin yapıp ettiklerinden sanki piyasa ortada yokmuş gibi anlatılır. Bazen de deriz ki; “piyasayı şu tekel belirliyor.”
Bu kadar uzun lafın kısası; piyasanın kararlarını, bir araya gelmiş ve tekelleşmiş bir avuç zengin(%1’den) belirler.
Piyasanın kuralları Bütçeleri Türkiye’nin GSMH’dan daha büyük tekeller tarafından belirlenir.
Piyasa dediğiniz şey; bu tekellerin kendi çıkarlarına göre belirledikleri esasa göre işler.
Piyasanın kurallarını girişimciler değil, tekeller belirler. Kedini girişimci sananlar da, onların bayiliğini yapar.
Ticaretin kurallarını, devletin sosyal harcama yapıp yapmayacağını, emek piyasasının esnekleştirilmesini veya katılaştırılmasını, emek piyasasının ucuzlatılması için işçi ithalatı yapılıp yapılmayacağını, dolaşımda olan para cinsi ve miktarını(Basel Kurallarını) gibi çok önemli kararları, bahsettiğimiz tekellerin aldığı kararlar belirler.
Neoliberal hegemonyanın (tekellerin hegemonyası=emperyalizm) sarsılmaya yüz tuttuğu bir sürece girdik.
Üretim ve dolayısıyla teknolojinin Asya’ya kayması; üreten yerin Çin olmasına karşın, üretilen ürünlerin değişim parasının dolar/yen/Euro olması; Batı tekellerinin koyduğu kurallar sonucudur.
Sen üret, ben senin üretimine karşılık gelecek değişim aracı Dolar’ı basarım sistemi olağanüstü zorlanıyor.
Batı tekelleri bu durumu aşmak için paralarının değerini düşürüyor. Buna kur savaşları deniyor. Çin Reninbi’nin değerini düşürdükçe, Batı Çin ile rekabet edemez konuma düşüyor.
Neoliberalizme göre, kur savaşları neoliberalizmin gereğidir. Ancak kur savaşlarından kimse karlı çıkmıyor. Bilhassa da Batı zararlı çıkıyor. Çin’in üretim gücü ağır basıyor.
Siz bakmayın Batı basınının Çin batıyor yaygarasına. Batan Çin değil Batı pazarları…
Japonya neoliberal köktenciliği daha da abarttı. Para matbaalarını daha çok çalıştırarak, YEN bastı. Bankaların Japon Merkez Bankasına park ettiği paralara negatif faiz verdi.
Neoliberalizmin hegemonyası sayesinde, kapitalizmin en önemli birikim aracı faiz, anlamsız kaldı.
Bankaya 100 TL götüreceksin, banka bu parayı size geri verirken 99 TL olarak verecek.
Yani neoliberal köktencilik, yeni birikim modeli yaratamadığı gibi, mevcut birikim modelini de sonlandırdı.
Bizde enflasyon yüksek olduğundan, bastığımız paraları başka ülkelere satamadığımızdan, bizde negatif faiz uygulaması geçerli değil.
ABD, AB(Almanya), İngiltere, Japonya gibi ülkelerde neden enflasyon olmuyor? Hem fazla fazla para basıyorlar, hem de enflasyon yok.
İşte neoliberal tekellerin işlevi burada ortaya çıkıyor. Ulus-devlet ekonomileri üzerindeki baskıları ve manipülasyonları sayesinde, para basan ülkenin enflasyonu, gelişmekte olan ülkelere ihraç ediliyor.
Dövizden kaynaklanan enflasyon ifadesi de buradan neşet ediyor.
Çin’de ortaya çıkan büyük üretim; neoliberal hegemonyayı tehdit etmeye devam ediyor.

Bülent Esinoğlu
bulentesinoglu@gmail.com
Paylaş
Etiketler: AllahilgilenenleriNegatif FaizpiyasayıSiyasetle
Önceki Yazı

Gebelik Şeker Yükleme Testi Otizm Riskini Artıyor Olabilir mi?

Sonraki Yazı

Sakallı Erkeklerde Enfeksiyon Riski Daha Az

Bülent ESİNOĞLU

Bülent ESİNOĞLU

İlişkili Yazılar

Bülent ESİNOĞLU

Siyasette “Aptal Sözcüğü”

17 Eylül 2023
5k
Bülent ESİNOĞLU

Değişim ve Dönüşümün Güç Merkezi

02 Eylül 2023
5k
Devlet Erkanı Kimin İçin Para Arıyor
Bülent ESİNOĞLU

Devlet Erkanı Kimin İçin Para Arıyor

15 Temmuz 2023
5k
Bülent ESİNOĞLU

Aptal Gibi Göründüğümüze İnanmayın

10 Temmuz 2023
5k
Sonraki Yazı

Sakallı Erkeklerde Enfeksiyon Riski Daha Az

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Tərcümeyi – Hal

Tərcümeyi – Hal

31 Ocak 2026
Ünye Döner Çeşme Meydanı

Ünye Döner Çeşme Meydanı

31 Ocak 2026
Herkese ‘Kelle’ Gerek

Günce

31 Ocak 2026
Müzisyen Kardeşler

Müzisyen Kardeşler

31 Ocak 2026
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap