Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Nefsi Köreltmek


07 Eylül 2020 00:00

Yorum Yapılmamış

Oruç elle, belle, dille tutulur (ozan Ezeli)

– Muharrem ayı matemi, “batini” manada bir anmadır.

Muharrem orucunun amacı; Kerbela katliamı’nı ve 12 imamları, onlara yapılan haksızlıkları ve eziyetleri anmak, bunlardan dersler çıkarmak ve unutmamaktır.


12 günlük Muharrem mateminde geleneğe uygun ve isteğe bağlı olarak “oruç” tutulmaktadır. Oruçlar gece saat 12’den sonra başlar ve Güneş dağların ardından kayboluncaya dek sürer.


Aleviler gelenek olarak Muharremi anmak için tuttukları matem orucu esnasında; eğlenceden uzak, kendileriyle ve çevreleriyle barışık olarak, hiç bir canlıya eziyet etmemeye, bu nedenle de kesici alet dahi kullanmamaya çalışırlar. Aleviler; kendileri için ve kendi olanakları ve sağlıkları oranında oruç tutarlar. Alevi’nin Muharrem matemi; ne tamamen içine kapanarak, kendini yiyip bitirmesini ne de sokaklara çıkarak kendini satırlarla yaralamasını, kendine ve çevresine eziyet etmesini gerektirir. Kerbela katliamını anmak, onun anlamını genç nesillere aktarmak, Hz. Hüseyin’in duruşunu ve genelde Alevi öğretisini, olduğunca daha anlaşılır kılmak uygun düşer.



Alevi inancı manaya önem verir. Manaya varmak için kurallar ve ayrıntılar önemli değildir. Alevi ibadetinde yer alan Muharrem orucu için; “sakız çiğnemek ya da diş fırçalamak” gibi ayrıntılar kişinin kendisinin takdirine kalmış ayrıntılardır.


Bu nedenle Alevi kültür merkezleri Muharrem matemi boyunca; Muharrem muhabbetleri (sohbetleri) düzenlerler, saz ve semah kurslarına ve deyişlerde ki manaları anlamaya daha çok yer verirler.
Aleviler; başka zamanlarda olduğu gibi Muharrem mateminde de gereksiz “israf ve gösteriş ”ten kaçınırlar. Sade bir sofra ve ihtiyaç kadar yiyecek Muharrem mateminde genel kuraldır. “Sade, manaya yönelik ve unutturmaya karşı” geçmişi yâd etmektir.


Tarikat makamı içinde görebildiğimiz “Muharrem matemi” anma amaçlıdır. Kişinin kendini terbiye etmesi amaçlı değildir. Kısaca Muharrem’de 12 gün 12 İmamlara yönelik katliam ve eziyetleri anmak, anlamak ve hissetmek için “matem” tutulur. Matemleri mazlumlar içindir. “Oruçlu olmak” da buna dâhildir. Ancak, 12 İmamları anmak için oruç tutmak “farz” değildir. Çünkü Alevilikte; “insan nefsini terbiye etmek, yoksulun, mazlumun halinden anlamak” amacıyla oruç ibadeti yoktur. Çünkü Alevi yaşamının tamamı, nefsin (egonun) yok edilmesine ve mazlumun yanında yer almaya yöneliktir. Bunun kuralı da “eline, diline beline hâkim ol!” olarak belirlenmiş olup tüm yaşam boyunca geçerlidir. İnsanı kâmil olma süreci zaten büyük çoğunlukla nefsini köreltmekle geçer.
Bu konuyu Alevi ozan Ezeli bir dörtlüğünde çok güzel özetlemiştir:


“Ezeli can sana aç kalma diyor
Ulu orta yere nefs salma diyor
Elinle oruç tut, dur çalma diyor
Oruç elle, belle, dille tutulur.”


Hz. Muhammet`in kendi toplumuna emanet bıraktığı
Ehl-i beyt son 12. imam Mehdi`ye kadar Bu zülüm karakterli ve despot kesim tarafından ya katledilmişler ya da zehirlenerek şehit edilmişlerdir. Bunun en belirgin örneğini; Kerbela’da görüyoruz. Orada; mazlumla zalimin, ham ile olgunun, Haktan yana olan ile zevkten yana olanın karşılaşmasına tanık oluyoruz.
Haktan yana olanlar; 12 imam Mehdi`nin kayıplara karışması ile Ehl-i beyt`in savunduğu anlayışı terk etmemiştir. Bu tarihten sonra; Haktan yana olmayı savunmak; artık bu anlayışta olan herkesin görevi ve sorumluluğu olmuştur. Kısaca söylersek; imamların bıraktığı görev; öncelikle ocaklara (Dede ve Analara) ve tüm iyilik yandaşı, haklıdan yana olan inananların omzuna yüklenmiştir.


Cemlerde de “hepimiz birimiz, birimiz hepimiz içindir.” ilkesine uygun olarak “rızalık” ve “birlik/ tevhit” ilkelerini uygulayarak ibadet edilir.


Ortak doğrular “Hz. Hüseyin duruşu” olarak algılanması gerekir ve o`nun duruşuna uygun olarak her koşulda ve her zaman bu duruşları temsil ve savunmamız gerekir. Öyle ki; şiddete başvurmadan “sivil itaatsizlik” çerçevesinde her kesimle diyaloga girmek ve ortak duruşları; aklı ve hassasiyet kıvraklığını kullanarak sonuna kadar savunmak mücadele yolu olmalıdır. Ta ki; karşı taraf “ikna olarak özünü dara çekinceye kadar” yani sorumluluğu kabul edinceye kadar ikna yöntemi ilke edilmelidir.
Hakk oruç tutanları, ananları, nefsine yenik düşmeyenleri, mazlumdan yana olanları koruyup kollasın.
“Hayat Hakkın bize hediyesidir. Bu hayatı nasıl değerlendirdiğimiz ise bizim Hakka hediyemizdir.”

Okunma Sayısı: 86

Yazarın Diğer Yazıları

Düşük Karbonhidratlı Diyet Beyin Yaşlanmasını Önlüyor

Beyinde yaşlanmayla ilgili biyolojik değişikliklerin 40’ lı yaşların sonlarına doğru görülmeye başladığı ve bu olayın...

Selaya Karşı Çıkan Çıkma…

Selaya karşı çıkan çıkma. Esmaya uyumlu ol esmaya uyumlu mantığa sahip ol. Kıymetli varsa en...

Ekonomide Bilimsel Çözüm; Verimlilik Artışı

Dostlar; Gerçek ekonomi insan vücudu gibidir. Beden hastalandığında ya ateş çıkar, ya nabız artar, tansiyon...

Şiddet, Şehvet, “Kurbanlık” ve “Sadizm”

Dostlar merhaba. Sadizm nedir? Başkalarına acı çektirmekten zevk almak. Peki, bu kavramın isim babası kim?...

Dumansız Piknik, Rahat Nefes !

Avcılar’da Mangal Bölümleri kalktı Piknik Masaları konduAvcılar Belediyesinin kentin en büyük park alanı olan Paşaeli...