Ağabeyi, havuz başına gidelim, kardeşi ise evde çalışalım diye bakıyordu.
Ağabeyi normal boylu, hafif şişmandı. Uzun saçları, sarı çehresini kapatıyordu. Çok iyi derecede gitar çalıyordu. Kardeşi ise uzun boyluydu. Daha sarışın ve kısa saçlıydı. Parçaları çalalım, hazırlığı evde yapalım, diye tekrar etti. Ağabeyi rahatsız olsa da bir şey söylemedi ve gideriz deyip geçiştirdi.
Anlaşmazlık büyüyünce, kardeşine, o zaman göle gidelim. Hafta içi müzisyen yoktur. Biz çalar söyleriz, iyi para kazanırız, diyerek onu ikna etti.
Kalkıp göle gittiler. Merdiven başına yerleştiler. Kalplerindeki, müzik aşkıyla, gitarı seslendirmeye başladılar. Gitarın nağmeli sesi, eğlenmeye gelenleri başına toplamayı başardı. Müzisyenlerin arkadaşları da oradaydı.
Müziğe eşlik eden guruplar, sözlerin nağmesiyle, gölü doğal bir ortam haline gelmesine neden oldu. Müzisyen kardeşlere bahşişler verildi. Yeni gelenlerin istekleri de kabul gördü ve gitarın nağmesiyle, ruhları fethetti.
Bu arada balık kızartması ziyafetini de kaçırmadılar. Geç zamana kadar guruplar eğlendi. Gidenlerin yerine yeni guruplar ve düğün alayı geldi. Özellikle düğün alayının hediyeleri büyüktü. İki kardeş mutluydular. Böyle bir durum ile karşılaşacaklarını tahmin bile etmiyorlardı.
İki müzisyeninde kıyafeti tarihi motiflerle işlenmişti. Kıyafetler herkesin, ilgisini çekiyor, hatta gülen bile oluyordu. Özellikle başlarındaki şapkaları tipikti. Müzisyenler profesyonel çalıp söylüyorlardı. Özellikle ağabeyi yılların sanatçısıydı. Gölün yanı müzik salonuna döndü. Birlikte halay çektiler.
İki kardeş, sağlıklarına dikkat ediyorlardı. Beslenme ve uyku onlar için önemliydi. Balık ziyafeti ve halay esnasında, gitarlarının yerinde olmadığını gördüler. Telaşlandılar ve balık ziyafetini veren genç, bir dakika bekleyin, garsonları görmüyorum, onların işidir, dedi. Yola koştu ve ileride gitarın tıngırdadığını fark etti. Yanlarına vardı. Garsonlar ağabeyi, öğrenmek istiyoruz. Onlara söz, size ders aldıracağım, dedi.
Kardeşler, gitarları gelince rahat soluk aldılar. Garsonları da afettiler ve onlara kurs vereceklerini söylediler.
Zaman bir hayli ilerlemişti. Fakat gelenlerin durumları, müziği gerektiriyordu. Sabaha kadar müzik susmadı. Fakat düşündüklerinin belki on katı para kazanmışlardı. Evde kardeşler, toparlanalım ve göl kenarına müzik için bir yer yapalım düşüncesini uygulamaya soktular.
“Kardeşler müzik çadırı,” diye bir mekân açtılar.
Bundan sonra her akşam, göl yanında “müzik severlerin yeri” haline geldiler.
Hasan TANRIVERDİ






















