Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Cuma, Ocak 30, 2026
  • Giriş Yap
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi
Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
Anasayfa Yazarlar Kemal ÖZER

Mollalar, İranlıları Neden Kısırlaştırdı?

Kemal ÖZER Yazar Kemal ÖZER
26 Kasım 2010
Kemal ÖZER
0
401
Paylaşma
5k
Görüntülenme
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Doğum kontrolü hareketinin kurumsallaşmasının, Siyonizm’in kurumsallaşması ile aynı döneme denk gelmesi oldukça manidâr! Doğum kontrolü ilk olarak İngiliz iktisatçısı ve papaz Thomas Robert Malthus’un 1798’deki Nüfus İlkesi Üzerine Bir Deneme (An Essay on the Principle of Population) çalışmasıyla başlar.

Malthus, nüfusun geometrik bir şekilde artarken, yiyecek arzının aritmetik bir şekilde artacağı ve bu durumun kitlesel açlığa yol açacağı öngörüsü ile dünya nüfusunun azaltılması fikrinin de sahibi.

Malthus’un fikrinden hareketle ‘Amerikan Soy Arıtım Derneği’ kurulur. Bu sıralarda, yani 12 Haziran 1915’de -halen Rockefeller ailesinin başındaki kişi olan- ‘David Rockefeller’ doğar.

David, daha 1928’de genç bir delikanlı iken, babası ‘John D. Rockefeller’ tarafından ‘Sosyal Hijyen ve Doğum Kontrol Bürosu’nun başına getirilir.

Hitler’in iktidarıyla, -kendileri de birer Almanya asıllı Siyonist aile olmalarına karşın- David, kendini tümüyle ‘soy arıtım projesi’ne adamaya karar verir. 1952’de ise 1,4 milyon dolarlık bir kaynakla, kendisine ait Nüfus Konseyi’ni kurar.

Akıl hocası Malthus, danışmanı ise ‘Demokrasi, sıradanlığı arttırıp, mükemmel insan türlerini azaltmaktadır’ tezinin sahibi Prof Frank Fetter’dir.

Nüfus Konseyi’nin başına, başkan Eisnehower’ın Dışişleri Bakanı ve Rockefeller Vakfı sekreteri John Foster Dulles getirilir.

‘Soy arıtım projesi’, Nüfus Konseyi’nin oluşumuyla geri plana düşürülerek, yerine ‘aile planlaması ve nüfus kontrolü’ terimleri kullanılmaya başlanır. Bu yeni söylem sayesinde, eski ırkçı söylemler, yerini politik terimlere bırakacaktır.

Nüfus Konseyi’nden sonra ise Uluslararası Planlı Aile Federasyonu (IPPF)’nu kurarlar.

Dünyanın artan nüfusu ‘Mobil’ başta olmak üzere, çok sayıda enerji şirketinin de sahibi olan Rocekfeller’i iyice endişelendirir.

Çünkü, ‘nüfus artması’ ‘nüfuzun azalmasına’ yani kaynakların bölüşülmesine neden olacaktır.

Amaçlarını gerçekleştirmek için, ABD istihbarat birimleri dâhil her türlü imkânı kullanmaktan geri durmazlar. ‘Barış için gıda’ (P.L.480 programı) yani ABD yardımları için yeni bir ön koşul getirilir. Bu ön koşul; Rockefeller’in nüfus kontrol programına dâhil olmak ve Amerikan yatırımcılarına ülkelerin kapılarını açmak…

Rockefeller Vakfı gelirlerinin bir kısmını, ‘gebelik engelleyici çözümleri’ne ayırır. Hedef ülkelerden, proje ortakları bulunur. Türkiye’den, Koç gibi bir ortak bularak, yapılanları birer sosyal sorumluluk projesi gibi lanse ederler.

Rockefeller’in çalışanı Hermann Muller, amaçlarını “bir gün uygun hammaddeler kullanarak, tamamen yeni bir insan yaratmak” olarak tarif eder.

Nüfus Konseyi Başkanı Ostoborn ise; bir sperm bankası kurarak, kendi belirledikleri kimselerden elde edecekleri spermler ile gen devrimi ve kendi tasarladıkları bir insan tipi  yapmayı hedeflediklerini belirtiyor.

Rockefeller’in Nüfus Konseyi, her fırsatta dünya nüfusunun fazlalığından ve siyah nüfusun korkutucu boyutlarda arttığından dem vurarak, uluslararası bir doğum kontrol programı baskısı uygular.

İlk dönemlerde bu fikir, bir gün devletlerin de resmi politikası olabileceğini tahmin edemeyenlerce gülünç bulunup, küçümsense de, proje başta ABD’nin himayesi ile başarıdan başarıya koşar.

Konsey, sitesinde amacını; ‘insanların yaşam kalitesini artırmak ve bireylerin her yerde kendi potansiyellerini geliştirmek için yardımcı olmak’ olarak açıklıyor.

‘Aile planlaması’ adıyla yürüttükleri derin ve kapsamlı proje de ‘üreme sağlığı’ kavramı en büyük maskeleri.

– Sezaryen (Halen Türkiye’de, her iki çocuktan biri sezaryenle doğuyor. Sezaryenle doğum yapan kadınlar, yeniden gebe kalmaları durumunda hayati riskleri olduğu iddia edilerek korkutuluyorlar. Oysa bütün bunlar, kirli planın palavraları)

– Kürtaj (Beklenmeyen veya arzulanmayan gebeliklerde ise anne adayının hayati riskleri pahasına, acımasızca uygulanıyor)– Doğum kontrol hapları (Uzun süre halka ücretsiz dağıtıldı.)

– Katkı maddeleri (60 binden fazla katkı maddesinin ezici çoğunluğunun yan etkileri bilinmediği gibi, bu yöndeki bağımsız çalışma sayısı da son derece yetersiz)

– Aşılar (Domuz gribi açısı başta olmak üzere, pek çok aşı maalesef bu amaçla kullanıldı)

– İlaçlar (Epicyte şirketi, Eylül 2001’de yaptığı basın toplantısında; “Gebeliği engelleyen Mısır ürettik. Sperm öldürücülü antikorlar üreten mısırlarla dolu bir seramız var!” Bazı ünlü ilaç üreticileri, bu firma ile işbirliğine gidip, bu ürünleri ilaçlarında kullanmak için, gebelik engelleyici proje ortaklığı kurarlar. Hangi ilaçların kısırlaştırıcı etkisi var, kimse bilmiyor.)

– Bazı kadın pedleri (Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, önceki gün yaptığı açıklamada; ‘genital bölgeye deodorant sıkılmasında ve kokulu pedler kullanılmasında, en büyük tehlikelerden birinin kısırlık’ olduğunu, ayrıca bu ürünleri kullanan kadınlardan, erkeklere bulaşan vajinal enfeksiyonların, sperm canlılığını etkileyerek kısırlığa yol açabildiğini söylüyor.)

– Prezervatif (Türkiye’de, -batıdaki her helâda ücretsiz dağıtıldığı gibi- yaygınlaştırılması için bir süre büyük kampanyalar düzenlendi ve ücretsiz dağıtıldı)

Bunların iki amacı vardı. Birincisi ‘kısırlaştırmak’, ikincisi ise Mevdudi merhumun ‘İslam Nazarında Doğum Kontrolü’ adlı eserinde belirttiğine göre ‘fuhşu artırmak.’ Korunma yöntemlerinin gelişmesi, fuhuş faaliyetlerinde onlarca kat artış meydana getirir.

İster meşru, isterse gayri meşru ilişkilerde gebelik engelleyici ilaç, alet ve malzemeler, özellikle batıda ilköğretim okullarına varana dek, çok sayıda ortamda açık ve gizli olarak ücretsiz dağıtılır.

Projenin hedef ülkelerinden biri de, hiç kuşkusuz Türkiye’dir. Türkiye’de ‘Marshall yardımları’ kapsamında ilk olarak ücretsiz süt tozu, un, yağ dağıtılır, halen olduğu üzere aşılar yapılır.

1975 yılında Türkiye’de yaklaşık yüzde 2 olan kısırlık;
2004’de yüzde 10,
2005’de yüzde 15
2009’da yüzde 25’ler civarına çıkar.

Yine, 1970’li yıllarda 125 milyon dolayında olan sperm sayıları, 2010’lara gelindiğinde 5 kat azalarak 20-25 milyona geriler.

Başbakan Erdoğan, birkaç yıldır gençlerden sürekli ‘3 çocuk’ istiyor. Çünkü iki nesil önce 7-10 çocuğu olan insanların çocuklarının 3-5 çocuğu, torunlarının ise 1-2 çocuğu olmuş. Böyle devam etmesi durumunda, bir sonraki nesilde çocuk sayısı 1 düzeylerine gerileyecek.

Oysa ölümleri de dâhil ettiğimizde, ortalama 2,2 çocuktan az doğum demek, genç nüfusu kaybettiğimiz gibi nüfuzumuz hızla azalacak demektir. Ülkelerin nüfuzu, nüfuslarıyla direkt ilişkili. Obama, geçtiğimiz günlerde sadece nüfusunu gerekçe göstererek -önemli nüfuza sahip  olmamasına karşın- Hindistan’ın, BM güvenlik konseyine daimi üye olarak alınabileceğini söyledi.

Bazı Müslümanlar da, dünyanın, bu nüfusu beslemeyeceği yalanına inanmışlar. Hâlbuki bu, Siyonistlerin teori ve iddiasıydı. “Yeryüzünde kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın.” (Hud Suresi 6) “O nankörler, Allah’ı bırakıp, onlar için göklerden ve yerden hiçbir rızka sahip olmayan ve buna güçleri de yetmeyen şeylere tapıyorlar.” (Nahl Suresi 73) “Nice canlı -mahlûk- vardır ki -onlar- rızıklarını taşıyamazlar. Onlara da, size de Allah rızık verir. O, hakkıyla işitendir, bilendir.” (Ankebut Suresi 60) “Allah’ın, rızkı dilediğine yayıp genişletmekte ve -dilediğine- daraltmakta olduğunu görmediler mi? Elbette bunda, inanan bir toplum için ibretler vardır.” (Rum Suresi 37, Ankebut Suresi 62, Sebe Suresi 36)

Hadi çekinmeden söyleyin! Gerçekten rızık endişesi çekiyor musunuz, çekmiyor musunuz? Yoksa sizde mi dünya nüfusu artarsa, insanlar açlıktan ölür diyenlerden misiniz?

Bakın, Başkan Keneddy ne diyor: “Bütün depolarımız ağzına kadar ürünle dolu olduğu halde, her on Amerikalının birinin yetecek kadar gıdası yok. Beslenme gereksinimlerinin üçte ikisine bile sahip değiller.” (16 Mart 1961, Kongre konuşması)

Ya bugün? Aynı Amerika’da zenginlik onlarca kat artmış, buna mukabil yeterli ve sağlıklı gıdaya erişebilen Amerikalıların sayısı, dünya ortalamasının hâlâ çok altında. Dünyanın ağzı açık hayranlıkla izlediği ülkenin insanlarının hâli bu! Oysa bize bu sorunun, Afrika’da olduğunu söylemiyorlar mı? Neden acaba?

Dünyada daha keşfedilmemiş sayısız nimet olduğu halde, Allah’ın vaadini unutup, ‘dünya şu kadar insanı besleyemez’ diye düşünüyorsunuz? Sahi gaybtan haber mi alıyorsunuz ya da ‘Allah’ın bu kadar insanı beslemeye güç yetiremeyeceği’ gibi sapkın bir düşünceye mi sahipsiniz? Bu, Allah’a güvenmemek değilse nedir? “Allah’a karşı nasıl olur da nankörlük yaparsınız?” (Bakara Suresi 28) “Siz ancak, Allah’ı bırakıp birtakım şeylere tapıyorsunuz -ve onlara bağlılık gösterileri yapıyorsunuz-. Bunun için de birtakım yalan -ve bahaneler- uyduruyorsunuz. Şüphesiz, Allah’tan başka taptıklarınızın size rızık vermeye güçleri yetmez. O halde rızkı Allah katında arayın. O’na kulluk edin ve O’na şükredin. Siz ancak O’na döndürüleceksiniz.” (Ankebut Suresi Ayet 17)

Batılıların, bu konuda ayakta alkışladıkları İran’a gelince…

İran ve Tayland, bu nüfus planlamasında dünyanın en başarılı iki örneği olarak gösteriliyor.

Bugün Tayland’ın nüfus artışı yüzde 0,8…

İran ise, nüfus artışını yüzde 4’den 1’lere kadar düşürmüş. Nasıl mı?

Humeyni 1979’da devrimini yaptığında, Şah’ın nüfus kontrol politikası yürürlüktedir. 1980-89 arasında süren İran-Irak Savaşı sürecinde, Şah politikalarından vazgeçilir. Ayrıca, kadınları daha fazla çocuk yapmaya zorlar. Bu süreçte artış, yüzde 4,4’leri geçer.

Aradan 10 yıl geçer ancak politikalar yüzde 100 değişir. Bu kez aileleri küçültme politikası başlatılır. Eğitim ve kültür bakanlıkları ile İran medyasına büyük bir görev yüklenir. Yeterince başarılı olunamayınca ‘din adamları’ devreye girer.

Önce kadınları çocuk yapmaya zorlayan mollalar, bu kez çocuk yapmamaya zorlar. Doğum kontrolü için ne gerekiyorsa, ücretsiz sağlanır. Bununla da yetinmeyen İran, erkeklerini resmen kısırlaştırmayı kabul eden ilk Müslüman ülke olur. (Lester R Brown-Dünyayı nasıl Tükettik? s34)

‘Evlilik cüzdanı alabilmek’, gebelik önleme ve aile planlaması için iki günlük kurs şartına bağlanır.

1994’e gelindiğinde, nüfus artışı Çin’in seviyesine kadar indirilir. İran’a antipati duyanlara müjde(!) Papa, tüm Hıristiyan dünyasına ‘çok çocuk çağrısı yaparken, İran; 2004 itibariyle kısır erkeklerin en çok olduğu ülkeler listesinin en üstünlerinde ve nüfusu en az artan listeler sıralamasında da birinci sıraya çıkmayı başarır.

Neden biliyor musunuz? Çünkü çok nüfus, rejimler için korkucudur. ‘Kontrol edebileceğin kadar nüfus’ İran’a yutturulan lanetlik haplardan biri. Gerçi, İran rejimi de bunda büyük bir çıkar görmekte.

Türkiye’ye dönecek olursak; bir yanda iş, askerlik, kariyer, tam teşekküllü ev ihtiyaçlarının giderilmesi, güzelliklerinin bozulması endişesiyle çocuk yapmayan kadınlar ve erkekler, diğer yanda ise yaşları kırkı geçmiş hâlâ dengini arayan insanlar…

Herkesi ablukaya almış olan stres, nesepsiz gıdalar, lüks tüketimler, obezite, yaygın ve salgın hastalıklar, ulu orta satılan kısırlaştırıcı soya ve mısırlar, aşı kampanyaları, artan kondom kullanımı, pedler, parfümler, tarım kimyasalları, baz istasyonları ve cep telefonları, notebooklar, RF cihazlar, mağaza ve kurum kişilerine konulan kontrol cihazları… Sizin, çocuk ve torun sevmenizi engelleyen, saymakla bitirilemeyecek kadar neden…

Bu ‘kader’ değil, kendi yapıp ettiklerimiz…

Bir düşünsenize Firavun, Musalardan kurtulmak isterken, Musa kendi elinde büyüyordu. Allah c.c. isterse, günümüzün Firavunî güçleri ve Karunî düzenlerinin içinde, Musalar ve İbrahimler yetiştirir. Ancak, bizim bunu hak etmemiz şartıyla…

Paylaş
Etiketler: Başbakan ERDOĞANDoğum kontrolüEvlilik cüzdanıHitler’in iktidarıylaİran isekısırlaştırmanüfus artışını
Önceki Yazı

Ölüm Yadigârlarıyla Noktalanan “Irkçılık” Öyküsü!

Sonraki Yazı

Yabancı Doktora Evet mi Hayır mı?

Kemal ÖZER

Kemal ÖZER

İlişkili Yazılar

Kemal ÖZER

Hoşça kalın, Allah’a Ismarladık

02 Şubat 2021
5k
Kemal ÖZER

Ya Şimdi Yahut Bir Asır Daha Esarete Devam

17 Ağustos 2020
5k
Kemal ÖZER

‘İlaç’ Savaş ve Suç Ürünüdür

14 Mayıs 2020
5k
Kemal ÖZER

Kemalizm: Türkiye’nin Çıkmaz Sokağı

05 Mayıs 2020
5k
Sonraki Yazı

Yabancı Doktora Evet mi Hayır mı?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Trendler
  • Yorumlar
  • En son
Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

Aşık Veysel ve Kara Toprak Türküsü Hikayesi

22 Mart 2019
Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

Ayak Tabanına Veya Göğüse Vicks Sürmenin Faydası Yok

24 Ocak 2016

Yok Saymak

28 Mart 2020

Yıldızname Baktırmak Günah mı…Günah…

09 Haziran 2022

Keltepen’in Taşları /Şu Akkuşun Gürgenleri

18 Nisan 2020

Düz Dara Yâr Düz Dara

23 Mayıs 2020

Tüketicilerin Süt Tozu Dilekçeleri!

97

Fethullah Gülen’e 19 Soru

72

Ayasofya Açılsın Zincirler Kırılsın

70

İslâm Dışı Bir Uygulama: Çocuk Sünneti…

45

Gıda Mühendislerinin Petek Ataman’a Çağrısı

40

Şarkı Sözü Alan Var mı?

39
Suskun Ve Sessiz

Kürsüde Az Ses, Çok Mana

30 Ocak 2026
Toplumsal Cinsel Problem

Toplumsal Cinsel Problem

30 Ocak 2026
Vatandaşın Alım Gücü Azaldı

Türkiye Yüzyılı

30 Ocak 2026
Ailenin Dönüşümü

Ailenin Dönüşümü

30 Ocak 2026
Gece Aforizmaları (l)

İstanbul Üçlemesi Dolmabahçe Sarayında

30 Ocak 2026
Gurbete Arzuhâl

Gurbete Arzuhâl

30 Ocak 2026

Köşe Yazarları

Türkiye Deprem Haritası

 

Ayın Sözü

Lütfen Duyarlı Olalım!

de, da vb. bağlaçlar ayrı yazılır.

Cümle bitişinde noktalama yapılır. Boşluk bırakılır, yeni cümleye büyük harfle başlanır.

Dilimiz kadar, edebiyatımıza da özen gösterelim.

Arşiv

Sosyal Medya’da Biz

  • Facebook
  • İnstagram
  • Twitter

Entelektüel Künyemiz!

Online Bilgi İletişim, Sanat ve Medya Hizmetleri, (ICAM | Information, Communication, Art and Media Network) Bilgiağı Yayın Grubu bileşeni YAZAR PORTAL, her gün yenilenen güncel yayınıyla birbirinden değerli köşe yazarlarının özgün makalelerini Türk ve dünya kültür mirasına sunmaktan gurur duyar.

Yazar Portal, günlük, çevrimiçi (interaktif) Köşe Yazarı Gazetesi, basın meslek ilkelerini ve genel yayın etik ilkelerini kabul eder.

Yayın Kurulu

Kent Akademisi Dergisi

Kent Akademisi | Kent Kültürü ve Yönetimi Dergisi
Urban Academy | Journal of Urban Culture and Management

Ayın Kitabı

Yazarımız, Sedayi ALTUN’dan,

“Bir Eğitim Yolcusu” adlı güzel bir eser. Yazarımızın eseri, yine bir yazarımız ve Karadeniz Şairler ve Yazarlar Derneği yönetim kurulu üyemizin sahibi olduğu Ateş Yayınlarından çıkmıştır. Kendilerini kutluyoruz.

Gazetemiz TİGAD Üyesidir

YAZAR PORTAL

JENAS

Journal of Environmental and Natural Search

Yayın Referans Lisansı

Creative Commons License
This work is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial-NoDerivatives 4.0 International License.

Bilim & Teknoloji

Eğitim & Kültür

Genel Eğitim

Kişisel Gelişim

Çocuk Gelişimi

Anı & Günce

Spor

Kitap İncelemesi

Film & Sinema Eleştirisi

Gezi Yazısı

Öykü Tefrikaları

Roman Tefrikaları

Röportaj

Medya

Edebiyat & Sanat

Sağlık & Beslenme

Ekonomi & Finans

Siyaset & Politika

Genç Kalemler

Magazin

Şiir

Künye

Köşe Yazarları

Yazar Müracatı

Yazar Girişi

Yazar Olma Dilekçesi

Yayın İlkeleri

Yayın Grubumuz

Misyon

Logo

Reklam Tarifesi

Gizlilik Politikası

İletişim

E-Posta

Üye Ol

BİLGİ, İLETİŞİM, SANAT ve MEDYA HİZMETLERİ YAYIN GRUBU

 INFORMATION, COMMUNICATION, ART and MEDIA PUBLISHING GROUP

© ICAM Publishing

Gazetemiz www.yazarportal.com, (Yazarportal) basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Yazıların tüm hukuksal hakları yazarlarına aittir. Yazarlarımızın izni olmaksızın, yazılar, hiç bir yerde kaynak gösterilmeksizin kısmen veya tamamen alıntı yapılamaz.

Sonuç yok
Tüm sonuçları gör
  • Ana Sayfa
  • Köşe Yazarları
  • Künye
  • Yayın İlkeleri
  • Yazar Müracaatı
  • Kurumsal
    • Misyon
    • Yayın Grubumuz
    • Logo
    • Reklam Tarifesi
  • Yazar Girişi
  • E-Posta

© 2008 - 2021 Yazar Portal | Türkiye Interaktif Köşe Yazarı Gazetesi

Yeniden Hoşgeldin

Aşağıdan hesabınıza giriş yapın

Şifrenimi unuttun?

Parolanızı alın

Şifrenizi sıfırlamak için lütfen kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin.

Giriş yap