Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Medeniyetler İttifakı – III


12 Nisan 2009 00:01

Yorum Yapılmamış

Filistin Sorunu üzerinden Batı tarafından İslam Coğrafyasının liderliğine itilen Türkiye, bu noktadan itibaren olacak gelişmelere göre daha etkin bir görünüm sergilerken, Obama’nın ABD’si ile daha uyumlu bir yapıya bürünecek ve ABD, Türkiye’de daha da içselleşecektir. Bu da Amerikan politikalarının Türkiye’deki etkinliğinin artmasına yol açacaktır.

Türkiye; zaman içinde bir yandan Müslüman kimliği baskınlaşan bir ülke görünümü kazanırken bir yandan da ABD ile Müslüman düşmanlara bomba yağdıran ülke konumuna düşme ihtimaliyle karşı karşıya kalabilecektir. Özellikle bu bir senaryo gibi görünse de Türkiye ilerleyen zaman içinde Bush’un dediği türden bir “ya ben ya o” açmazına sokulacaktır. Muhtemeldir ki İslam Âleminde sempatisi artan Türkiye bir medeniyetler çatışmasının istemese de öteki tarafında kalacaktır.

Bu arada yakın günlerde MF ile bol harçlıklı bir anlaşma yapılarak hükümetin de eli uluslar arası sermaye tarafından güçlendirilecektir. Muhalefetin söyleminin seçim sonrası dönemde güçleneceği mutlaktır. Bu dönemde hükümetin dostlarınca yalnız bırakılması düşünülemez. Çünkü inkar edilse de mevcut hükümetin toplumsal zemini önemli bir erozyon yaşamıştır. Her ne kadar hükümet % 40 gibi önemli bir oy oranına sahip olsa da bu oyun temelinde şu an yaşanandan daha derin bir krizin gelme korkusunun olduğu unutulmamalıdır. Geçtiğimiz seçimlerde vatandaş, derinleşecek bir krizde IMF ile polemiğe girecek merkezlerle değil onunla uyumlu çalışabilecek hükümetle karşılaşmak istediğini ortaya koydu. Yani muhalefet daha da güçlense zayıflayan hükümetin krizi yönetme imkânı kalmayacaktı bu da vatandaşta önemli bir endişeye neden olmuştur. Eğer ki bu içinde bulunduğumuz kriz olmasaydı hükümetin yaşayacağı erozyon daha şiddetli olacaktı. Fakat halk sahipsiz kalmayı göze alamadığı için tercihini önceki tercihlerinden farklı kullanmadı.

Sonuçta IMF ile yapılacak anlaşma ile iç piyasalarda göreli bir rahatlama olacak ve ekonomik gidişat dünyadaki genel gidişattan kötü olmayacaktır. Eğer ki dünya ekonomisi için henüz öngörülmemiş bir felaket yaşanmazsa Türkiye’de de önemli bir çöküş yaşanmayacaktır. Ayrıca bu yıl tarımsal ürünlerde yaşanacak bolluk da hükümete içerde ciddi bir politik silah kazandıracaktır.


Böylesi rahat bir iç politika ortamı ise hükümete iç politikada söylem geliştirme konusunda önemli bir rahatlık verecek sonuç olarak Türkiye, küresel güçlerce kendisi için tanımlanacak rolleri içerdeki muhalefetin de etkisizliği dolayısıyla rahatlıkla yerine getirecektir.

İç politikanın önümüzdeki günlerdeki ilk malzemesi yapılacak IMF Anlaşması olurken arkasından eli güçlendirilecek hükümet ardından hem anayasa üzerinden hem de AB Reformları ve Ermenistan konusunda tartışmalı gündemlere imza atacaktır.
Dış politikanın en önemli malzemesi ise ilk olarak Afganistan Operasyonu’nun hazırlığı, gönderilecek asker miktarı ile ABD’nin Irak’tan nasıl ve ne zaman çekileceği ve Türkiye’nin bu noktada nerede duracağıdır.

Obama mı?

Sizi bilmem ama ben sevdim. En azından Clinton kadar sevimli biri. Henüz kucağına verecek bir Erkan Bebek bulamadıysak da Allah’ı var yumurta gibi çocuk. Zaman var, biz daha bunun burnunu çok sıkarız evvel Allah…

Okunma Sayısı: 79
Kategori: Halil DAĞ

Yazarın Diğer Yazıları

Türk Rus İlişkilerinde Enerji Jeopolitiği

1986’da başlayan doğalgaz işbirliği ile Türkiye Rusya ilişkisi, 20. Yüzyılın sonlarından itibaren farklı şekiller almaya...

Bahçeli’nin Mübarek Elleri

Herkes neden bahsettiğimi hemen anlamıştır. Kurban Bayramı’nın bana göre iki temel klasiği var. Birincisini televizyonlar...

Gezi Sendromu ve Siyasette Ufuk Çizgisi Sorunu

Siyasetçiler çoğu zaman kendi varoluşlarını, kendi varlıklarına dayandırarak gerçekleştirme kapasitesinden yoksun oldukları için kendilerini kabul...

Gezi’nin Gençlerini Anlamak…

Gezi Eylemlerinin ilk başladığı günlere ait bir kaç, tekrar hatırlatmak için…Gezi Parkı, dünyada yeni bir...

Avrupa’da Sol’un Gerilemesi

İddialı ve heyecanlı “Tarihin Sonu” tezine sonradan demarş yaparak bizatihi kendisi son veren Fukuyama, yakın...