Kokuyla iz sürdüğünü söylediğinde, “olabilir,” demiştim. Çünkü koku duyusu hassastır. Yalnız duyu organı, kısa sürede, yorulduğu için kokuya çabuk alışkanlık sağlanır.
Doğada koku, ılıman iklimlerde daha çok hissedilir. Kokunun oluştuğu biyokimyasal olay, çürümedir. Çürümeyi gerçekleştiren, bir hücreliler, sudan yararlanır. Çünkü su olayı hızlandırır.
Bir hücreliler, enzimleri sayesinde su ve ısıyı kullanır. Onun için olayın gerçekleşmesini istemiyorsak: hücresel enzimlerin, ortamından da su ve ısıyı yok ederseniz, olay gerçekleşmez.
Ortamdan suyu yok etmek için, su moleküllerini tutan madensel tuzu ortama katmak gerekir. Raflarda içecek ve yiyeceklerin ömrü bu şekilde uzatılır. Ortamın ısısı ise hücresel enzimleri, aktifleştirir. Isıyı eksiye düşürürsek, enzimler çalışmayacağı için çürüme olmayacaktır.
Buzdolabı ve dondurucu bunun için kullanılır.
Nemli ve ılıman iklimde, yapraklar, kırılan dallar canlılığını kaybedenlerin hepsi çürüme olayına uğrar. Bu olayın yaydığı koku da onun izinin sürülmesine, neden olur. Aynı biyokimyasal tepkime aynı kokuyu yayar. Böylece kokuyu takip ederek, iz sürmek doğaldır.
Çürüme olayının dışında, ağaçların da çok özel salgılarının kokusu da vardır. Bu koku ise ağacın kendine hastır. Çiçeklerinde güzel kokular özel salgılarıdır. Salgıların kokuları yöreye göre değişmez. Örnek, defne yaprağının kokusu, her yerde aynıdır. Yalnız salgının derişimine göre kokunun yoğunluğu farklı olabilir.
Bataklığın kenarında duran bir insan bataklık kokusunu alır. Koku nettir. Çünkü bataklıkta su vardır. Ormanda ise ağaç kabuklarının altında, nemlilik varsa koku da olacaktır. Aynen canlı vücudu gibi. İnsan terlerse su bulan bakteri çürümeden dolayı koku olayına neden olacaktır.
Koku duyusu organı, çabuk yorulduğu için aynı koku sürekli alınmaz. Bunun için kokuya alışkanlık sağlanır. Yalnız bu olay da geçicidir.
Koku organı aynı kokuyu sürekli algılamaz.






















