Bugün Türkiye’de milyonlarca insanın ortak derdi kiradır.
Emekli maaşı daha hesaba yatmadan kiraya gidiyor, asgari ücretli ay sonunu getirebilmenin hesabını yapıyor, memur ise görev yaptığı şehirde uygun fiyatlı bir ev bulabilmek için aylarca uğraşıyor.
Barınma hakkı, hiçbir vatandaş için lüks hâline gelmemelidir.
Güçlü bir devlet, vatandaşının sadece güvenliğini değil, barınma hakkını da koruyabilen devlettir.
Yıllardır kira artışlarını konuşuyoruz.
Tavan fiyat uygulamaları, geçici düzenlemeler ve kısa vadeli tedbirler gündeme geliyor.
Ancak bunlar sorunu çözmek yerine çoğu zaman erteliyor. Türkiye’nin ihtiyacı günü kurtaran kararlar değil, uzun yıllar uygulanabilecek kalıcı, adil ve sürdürülebilir bir konut politikasıdır.
Bana göre artık kira sistemi yeniden ele alınmalıdır. Çünkü Türkiye’nin her şehri, her ilçesi ve her mahallesi aynı ekonomik şartlara sahip değildir. Lüks semtlerle dar gelirli vatandaşların yaşadığı mahallelerin aynı kira anlayışıyla değerlendirilmesi sosyal adalet açısından doğru değildir.
Bu nedenle dar gelirli bölgelerde uygulanacak sosyal kira modeli yeniden planlanabilir. Gelir düzeyi esas alınarak oluşturulacak sistemde, dar gelirli vatandaşların kira bedellerinin asgari ücretin dörtte birini geçmeyecek şekilde düzenlenmesi önemli bir politika önerisi olarak değerlendirilebilir.
Böylece vatandaş maaşının büyük bölümünü kiraya vermek zorunda kalmaz, temel ihtiyaçlarını da karşılayabilir.
Bunun yanında, en düşük emekli aylığının en az asgari ücret seviyesine yükseltilmesi de sosyal devlet anlayışını güçlendirecek önemli bir reform olacaktır. Yıllarca çalışıp prim ödeyen emeklilerin insanca yaşayabilecek bir gelire sahip olması sosyal adaletin gereğidir.
Elbette bu öneriler özel mülkiyet hakkını ortadan kaldırmayı amaçlamamaktadır. Tam tersine, devlet makul kira uygulayan ev sahiplerine vergi indirimi, düşük faizli kredi ve çeşitli teşvikler sağlayarak hem kiracıyı hem de ev sahibini koruyacak dengeli bir sistem oluşturabilir.
Bir başka önemli konu ise sosyal kiralık konutlardır.
TOKİ bugüne kadar önemli projeler gerçekleştirmiştir.
Ancak artık sadece konut satışı değil, uzun yıllar uygun bedellerle kiralanabilecek sosyal konut projeleri de artırılmalıdır.
Emekliler, yeni evli çiftler, engelliler, kamu çalışanları ve dar gelirli aileler bu projelerden öncelikli olarak yararlanmalıdır.
Kamuya ait kullanılmayan araziler ve atıl durumdaki binalar sosyal konut projelerine dönüştürülmelidir.
Böylece hem konut arzı artırılabilir hem de kira fiyatları üzerindeki baskı azaltılabilir.
Bir diğer önemli konu ise yıllardır boş bekletilen konutlardır.
Yalnızca yatırım amacıyla satın alınıp kullanılmayan binlerce konut ekonomiye kazandırılmalıdır.
Boş konutların kiraya verilmesini teşvik edecek düzenlemeler yapılabilir. Amaç cezalandırmak değil, kullanılmayan konutları yeniden vatandaşın hizmetine sunmaktır.
Büyükşehirlerde görev yapan öğretmenlerimizin, polislerimizin, hemşirelerimizin, doktorlarımızın ve diğer kamu çalışanlarının kira yükü de ayrıca değerlendirilmelidir. Modern kamu lojmanlarının yeniden yaygınlaştırılması hem çalışanları rahatlatacak hem de kiralık konut piyasası üzerindeki baskıyı azaltacaktır.
Devlet ayrıca il, ilçe ve mahalle bazında düzenli olarak güncellenen şeffaf bir kira endeksi oluşturmalıdır.
Vatandaş oturacağı evin ortalama kira değerini önceden görebilmeli, ev sahibi de makul kira aralıklarını bilmelidir. Şeffaflık hem haksız fiyat artışlarını azaltacak hem de kiracı ile ev sahibi arasındaki anlaşmazlıkların önüne geçecektir.
Barınma hakkı yalnızca ekonomik bir konu değildir; aynı zamanda sosyal huzurun ve toplumsal güvenin temelidir. Kirasını ödeyemeyen, geleceğinden endişe duyan bir ailenin umutla yarınlara bakmasını beklemek gerçekçi değildir. Bu nedenle kira politikaları hazırlanırken sadece piyasa şartları değil, insan onuruna yakışır yaşam hakkı da esas alınmalıdır.
İnanıyorum ki doğru planlama, güçlü sosyal devlet anlayışı ve uzun vadeli politikalarla kira krizi önemli ölçüde hafifletilebilir.
Sosyal konut üretiminin artırılması, dar gelirlinin korunması, kira sisteminin gelir odaklı yeniden yapılandırılması, emekli maaşlarının güçlendirilmesi ve şeffaf bir kira modelinin oluşturulması bu sürecin temel taşları olacaktır.
Türkiye’nin sosyal devlet anlayışını daha da güçlendirecek bu ve benzeri öneriler, geniş katılımlı çalışmalarla değerlendirilebilir.
Çünkü güçlü devlet; vatandaşını yüksek kira yükü altında ezdirmeyen, emeklisini ve çalışanını koruyan, barınma hakkını güvence altına alan devlettir. Bugünü değil, gelecek nesilleri düşünen kalıcı çözümler üretmenin zamanı gelmiştir.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
📧 yazarismailyaman@gmail.com
📞 WhatsApp: 0541 850 78 84
















