Nusaybin–Kamışlı sınır hattında, terör örgütü YPG yandaşlarınca Türk bayrağımıza yapılan hain saldırı, milletimizin huzuruna ve devletimizin egemenliğine yönelen açık bir provokasyondur. Bu alçak girişimi en güçlü şekilde kınıyorum.
Türk bayrağı, bir siyasi görüşün değil, bu topraklarda yaşayan herkesin ortak onurunun ve bağımsızlığının simgesidir. Bayrağa uzanan el, doğrudan millete uzanmıştır. Hukuk düzenimizde bunun karşılığı nettir ve tartışmasızdır.
Güvenlik güçlerinin hızlı müdahalesiyle bayrağı indiren şahsın yakalanarak adli mercilere teslim edilmesi, devletin refleksinin ve hukukun işleyişinin açık göstergesidir. Sorumlular hakkında yasal sürecin titizlikle yürütülmesi, hem kamu düzeni hem de toplumsal vicdan açısından zorunludur.
Ancak altını çizmek gerekir: Suç şahsidir. Bu tür eylemler üzerinden toplumu ayrıştırmaya, provokasyona zemin hazırlamaya çalışmak ikinci bir tuzaktır. Devlet aklı buna izin vermez.
Kimse Türkiye’yi test etmeye kalkmasın. Tarih, dış müdahaleler ve provokasyonlarla ateşe sürüklenen ülkelerin ağır bedeller ödediğini defalarca göstermiştir. Türkiye ise duygularla değil; akılla, hukukla ve devlet ciddiyetiyle hareket eder. Bu çizgiden asla sapmaz.
Provokasyonla sonuç alınmaz. Bu milletin hafızası güçlüdür, iradesi dimdiktir. Bayrağımıza uzanan her el, hukuk önünde mutlaka karşılığını bulur.
Araştırmacı Yazar | İsmail Yaman
























