Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Kara Tren Karalı

UNUTULAN GERÇEKLER
Ülkü TAŞLIOVA

03 Haziran 2017 00:02

Yorum Yapılmamış

Takvimin yaprakları hızlıca tükenmekte…

Dışarıda yağmur yağıyor. Hem de karakışın tam orta yerine. Hava yumuşacık ve sakin… Suratı asık Ankara, ılık bir damlayla dokunuyor saçlarıma. Buğusu tüten bir bardak çayın keyfindeyken, bin bir hatıra geçiyor aklımdan. Bir fotoğraf beliriyor aynımda. Dalıyorum geçmişin derinliklerine. Yer gök bembeyaz. Nefesim dudaklarımdan süzüldüğü anda buz tutuyor havada. Sonra kara trenin raylar üstünde kıvrım kıvrım süzülüşünü görüyorum. Ne zaman yolcu treni görsem içime garip bir hüzün çöker. Yaz ortasında da olsa tren bana hep gariban kışları hatırlatır. Kömür vagonlarına ellerinde çuvallarla tırmanan fakir çocukları düşünürüm. Başlarında eskimiş bereleri, paçaları yırtık pantolonları, kömür karası olmuş elleri ve ayazda titreyen küçücük bedenleri ile koşuşmaları düşer yâdıma. Kaç tanesi o vagonun altında kalarak can verdi. Kaç tanesi bacaklarını kaybetti, kaç tanesinin kolu koptu bilmiyorum.

Mahalleli toplanır trenin altında kalarak hayatını kaybeden çocukların karlar arasında mezarını kazardı. Kimi zaman da kolu, bacağı kopan çocukların ailelerine “Geçmiş olsun” bahanesiyle yardıma gidilirdi. İşte o zaman Donkişot’ un değirmenleri düşman ilan etmesi gibi ben de treni düşman ilan ederdim. Kin beslerdim kibirli tıkırtısına. An olurdu karları yara yara koşarak ardından kartopu atardım. İntikam alırdım çocuk aklımla. Bir de isabet ettirdim mi kalbim huzura ererdi.

Çocukluğumda düşman bellediğim trene, büyüyünce keyifle bakar oldum. Her yerin beyaza büründüğü mevsimde trenle uzun yolculuklara çıkardım. Bazen dört beş gün süren bu yolculukta, dışarıyı trenin içinden seyretmek apayrı bir duygu olurdu. Gözümün önünden camları buz tutmuş şehirler, bacaları tüten kasabalar, köpekleri havlayan köyler, her bir yeri karlı mağrur dağlar, kuru dallarına kuşlar tünemiş ağaçlar, bir baştan bir başa dizili elektrik ve telefon direkleri, yeşil yaprakları beyazda gizlenmiş çam ağaçları geçerdi. Uzanıp dokunacak kadar yaklaşır, sonra da şımarmış gibi bir anda kaçıp yok olurlardı.

Nice duygulu şiirlerin, nice hüzünlü hikâyelerin sırları saklıydı o gizemli güzellikler içinde. Pencere kenarından onları seyrederek hızlıca geçip gidiyordum önlerinden. Emanet ediyordum efsunu beyaz yalnızlığın kollarına. Ardımda kalan onca beyaza inat, kara treninin kara dumanını salıyordum orta yere. Yavaşça yayılıyordu her yere gri tül gibi ince, zarif ve sessiz. Kuşların göç ettiği viran gökyüzü, bir anda cümbüşün kollarına düşüyordu sanki.

Başımı cama yaslayarak seyre koyulduğumda, heyecana kapılmış kalp atışına benzetirdim raylar üstündeki tık tıklayan sesini. Hayaller âleminden seyre koyulurdum. Karlar arasından kırmızı gül gülümserdi gamzeli yüzüyle, mor menekşe göz kırpardı çapkınca. Doru bir at çıka gelirdi tipinin orta yerinden. Üstünde Yiğit Köroğlu, İsyankâr Dadaloğlu, Cihan Şahı Yavuz, Kaçak Nebi, Gence Hanı, Elçibey olurdu, sonra Nuşirevan gelir adalet dağıtırdı kâinata.

Derinliklere dalıp, müphem boşluğa öylesine bakarken, gar bekçisinin vakitsiz düdük sesi telaşlandırırdı herkesi “yine tehir yapacak.” Sözleri uğuldardı vagonların içinde. Sonra bir gürültü, bir takırtı… Ardından bir düdük sesiyle neşelenirdi bütün yolcular. Anlardım ki çoğu kavuşmanın derdinde. Ve uzayan raylar üstünde yeniden umuda doğru başlardı takırtılar.

İnsan ömrünün uzunluğu yaşadığı güzellikleri ve acıları kadar değil mi? Zihnimizde Resmolunmuş hatıralar değil mi bizim bildiklerimiz.

Geriye kalan zamanımda güzel hatıralar doldurmak istiyorum gönül heybeme. Bahar nefesli günlere yol alan ömür treni, yıldızlı lacivert gecelere, tan yerini bezeyen huzurlu şafaklara, gül kokan sabahlara, bereketli gün ortasına, kehribar rengi ikindilere, mutlu akşamlara yol alacak. Ve ben o trenin vagonları güllerle, gülüşlerle dolu olsun istiyorum. Bütün çocuklar çuvallarına vagonlardan kömür yerine gülüşler doldursun. Kahkahaları yeri göğü inletsin.

14.12.2016

Okunma Sayısı: 211

Yazarın Diğer Yazıları

Üç Sıralı İnci Kolye

Övünmeden gururlanmadan edemeyeceğim.  Eminim siz de “Hakkındır.” diyeceksiniz.  Türk edebiyatı ve dahi birçok alanda Görkemli...

Üç Arkadaş Bir Çocuk

Ankara’ nın eskiden lüks olan semtinin dar ve yokuş sokağında kamyonu park edecek yer arıyorlardı....

Yirmi Sekiz Karanfil

Sokağa çıkmak üzereyken birden kapı açıldı, avluya babam girdi. Bu saatte geleceğini beklemiyordum. Çok erken...

Bir Ananın Bin Balası

Şehitlerimiz gök kubbemizin sönmeyen yıldızları, cennetin kapılarıdır.  Huzurlarına vardığımda bambaşka duygularla selamlıyorum onları. Bazen Sakarya’...

Elmas’ın Hikâyesi

  Gecekondu mahallesinin harap sokaklarında hayaller kurarak yürüyordu. Çıplak ayaklı çocuklara çorap, yıkılmaya yüz tutmuş...