Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Kaos Asrında Kurtarıcı Tek Reçete: Dinin Direği, Müminin Mirâcı Namaz

DİBÂCE
İlhan YARDIMCI

18 Şubat 2017 00:02

Yorum Yapılmamış

Sapla/Samanın, at izi ile it izinin birbirine karıştığı, buğday pazarında samanın satıldığı kaos asrında, insanlık bocalım içerisinde, feryat etmekte, kurtarıcıyı beklemektedir.
Teknoloji ve bütün imkânların var olduğu, kapitalin bizi esir aldığı bir zaman diliminde, çeşitli kurtarıcı reçeteler verilmekte, dertlere çareler aranmaktadır.
Dışa sürülen kalay, alev isi ile kaybolur, bir fayda temin etmez. Önemli olan içe sürülen kalaydır.
Kalplerin ve ruhların ihtiyacı en başta iman ve ikiz kardeşi namaz gelir. Kıyametin eşiğinde, asrın hüsranında biz kurtaracak tek reçete, dinin direği, mümimin Miracı namaz ibadetidir.
Gelin bir namaz seferberliği başlatalım, nramaz kılmaya başlayalım.Başlar secdeye eğilsin, imanlar Şeytanı defetsin, âmeller ve ihlas bizi kurtarsın.
Ceset olarak Hak’ka gitmeyelim. Kabrimiz Cennet köşelerinden biri olsun, Cehennem çukuru olmasın.
“Yüce Rabbimiz, Meryem Suresi’nde Hz. İdris, Nûh, İbrahim, İsmail, İshak, Yakup, Musa, Harun, Zekeriyya, Yahya ve İsa Peygamberlerin tevhid mücadelesini zikreder. Ardından bu peygamberlerden sonra gelen topluluğun, içine düştüğü kötülüğü Âyet-i Kerimede şöyle haber verir: “O peygamberlerden sonra bir nesil geldi. Ve onlar, namazı kaybettiler. Namazı zayi ettiler ve kötü arzularına uydular.Heva ve heveslerine tabi oldular. Onlar bu tutumlarından ötürü elim bir azaba çarptırılacaklardır.” ( Meryem.19/59)
Bu âyete göre bir müminin yeryüzündeki en büyük kayıplarından biri namazı kaybetmektir; namazı zayi etmektir.
Zira namaz, Rabbimize teslimiyet ve kulluğumuzun en özel ve en güzel tezahürlerinden biridir. Namaz, huzura varmaktır.
Huzura durmaktır. Huzuru bulmaktır. Mümin için özlemle beklenen bir vuslattır namaz.
Günde beş defa Rabbimizle buluşmaktır. Bu buluşmanın başlangıcında Allah’ın büyüklüğünün tasdiki olan “Allahu Ekber” ifadesi, yani iftitah tekbiri vardır.
Ellerin kulak hizasına götürülmesi, Allah’ın rızasına mâni olan, dünyaya ait ne varsa arkaya atıldığının ifadesidir.
Kıyam, sadece Allah’a yönelişin ve istikamet üzere duruşun simgesidir. Kıraat, kendi âyetleriyle Rabbimize gönülden niyazımızdır.Rükû ve secde, Allah’a kulluğun zirvesine çıkmaktır. Selam, hem kendimiz hem de omuz omuza, gönül gönüle verdiğimiz kardeşlerimiz için esenlik ve huzur dilemektir.
Kerim Kitabımızda namazın sevdalısı olan müminler ne kadar övgüye layık görülmekteyse namazı kaybedenler, namazı zayi edenler de o kadar yerilmektedir. Namazlarının hakkını verip yücelenler ne kadar rahmetle müjdelenmekteyse, kendini bu büyük nimetten mahrum bırakanlar da o kadar uyarılmaktadır.
Namazlarıyla övgü, müjde ve rahmete mazhar olanlar, اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ yani namazın müdavimi müminlerdir. اَلَّذ۪ينَ هُمْ ف۪ي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَۙ yani namazın ruhuna, özüne, mesajlarına riayet edenlerdir. Namazlarını Allah’ın bir lütfu görenlerdir. Namazı miraç bilenlerdir. “Namaz, kendisini kılmaya devam eden kimse için kıyamet gününde nur, delil ve kurtuluş beratı olur.” (İbn Hanbel, II, 169) hadisinin şuuruna erenlerdir.
Kur’an-ı Kerim’de bir de namaz kıldığı halde tenkit edilenler vardır. Onlar, اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَۙ اَلَّذ۪ينَ هُمْ يُرَٓاؤُ۫نَۙ yani namazlarında gevşeklik gösterenlerdir. Namazlarının, kendilerini kötülükten alıkoymadığı kimselerdir.
Namazlarını şuurla, samimiyetle kılmayanlardır. Namazlarına riya ve gösteriş karıştıranlardır. وَاِنَّهَا لَكَب۪يرَةٌ اِلَّا عَلَى الْخَاشِع۪ينَۙ Yani huşu içerisinde kılmadıkları için namazın kendilerine zor geldiği kişilerdir.
Namazın bir külfet değil, bir nimet olduğu bilincinden yoksun olanlardır. Kardeşlerim! Yüce Kitabımız, namazın güzelliklerinden kendisini yoksun bırakanları haber verirken münafıklar ve inkarcılardan söz etmektedir. Onlar, فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلّٰىۙ Yani namazdan yüz çevirenlerdir. وَاِذَا قَامُٓوا اِلَى الصَّلٰوةِ قَامُوا كُسَالٰىۙ namaz kılmakta tembellik edenlerdir. Hatta onlar, namazı istismar etmekten çekinmeyenlerdir. نَادَيْتُمْ اِلَى الصَّلٰوةِ اتَّخَذُوهَا هُزُوًا وَلَعِبًاۜ Yani namaza davet edildiklerinde onunla alay edenlerdir.
Dinin sembollerini hafife alanlardır.
Biz namazı muhafaza ettiğimiz sürece namaz da bizi muhafaza eder. Biz namazı koruduğumuz sürece namaz da bizi korur.
Namaz, bizlerden asla cömertliğini esirgemez. Yeter ki bizler kendimizi namazdan esirgemeyelim. Namaz, bizleri yüceltmekten asla geri durmaz. Yeter ki bizler namazımızı samimiyetimizle yüceltelim. Namaz bizlerden asla uzaklaşmaz, bizleri Rabbimize yakınlıktan mahrum bırakmaz. Yeter ki bizler namazdan uzak durmayalım. Bütün bunlara rağmen bugün bizler, hayatın akışına kendimizi öylesine kaptırıyoruz ki; namazlarımızı ya vaktinde eda edemiyoruz ya da terk ediyoruz. Oysa Peygamberimiz (s.a.s), namazın en faziletlisinin vaktinde kılınan namaz olduğunu belirtiyordu. Güzide müezzinine “Kalk Ya Bilal! Bizi namazla ferahlat!” (Ebû Davud, Edeb, 78.) buyurarak hayatın yoğunluğunu namazla hafifletiyordu. Yorgunluğunu namazla gideriyordu. Namazla huzur buluyordu.
Öyleyse geliniz. Hep birlikte kendimize şu soruları soralım: Biz namazlarımıza, namazlarımız da bize sahip çıkıyor mu? Geciktirdiğimiz, geçiştirdiğimiz namazlarımızın nedameti, yüreğimizi sızlatıyor mu? Namazlarımız, bizi Rabbimize bağlayan vuslat ve muhabbet köprüsü mü? Niyetimiz, bizi Rabbimiz ve insanlar nezdinde yücelten ahlakımızın vazgeçilmez bir misakı mı? Kötülüklere karşı bizleri koruyan bir kalkan mı namazlarımız?
Rabbimiz, bizleri namazlarıyla yücelenlerden eylesin. Bizleri namazlarıyla arınan, rızasına ulaşan, ebedi nimetlerine kavuşanlardan kılsın.”
Diyanet İşleri Başkanlığı/Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan bir hutbeden faydalanarak yazdığım bu yazımı, bir şiirimle noktalayayım:

NAMAZ
Arınır ak alınlar, secdelerde,
Yeniden Mî’râc, yeniden buluşur,
Ruhlar Burak, yarışır vecdelerde,
Beklenen doğumda, dünya oluşur,
NAMAZ MÜ’MİMİN MÎRÂCI, BAŞLARIN TACI.

Secde olmasa, eğilir mi başlar?
Seherde secdeye gider ağaçlar,
Atom çekirdeği, zikreder taşlar,
Cehennem’e sütre, dökülür yaşlar,
NAMAZ CENNET’E ARACI, KÂBE’DE HACI.

Nefis putu secdelerde kırılır,
Çile sabır merhemiyle sarılır,
İbadetle ancak O’na varılır,
İman Kuvvetiyle yerler yarılır,
NAMAZ KILMAZSAN ACI, EY ANA, EY BACI.
Eğilir namazda başlar, eğilir,
Sevilir Leylâ’da kaşlar, sevilir,
Verilir gaye savaşlar, verilir,
Serilir tuzaklar, taşlar, serilir,
NAMAZ KEMÂLİ BAŞTACI, RUHUN İLÂCI.

Okunma Sayısı: 85
Kategori: İlhan YARDIMCI

Yazarın Diğer Yazıları

Ermeni Cemaati ve Kürt Bilinen Ermeniler

Çeşitli kaynaklardan aldığımız bilgilere ve Oxford Üniversitesi, Antropoloji Doktora Öğrencisi Hrag Papazian’a göre;bugün Türkiye’deki Hıristiyan...

İbretlik Bir Hikâye

Diyanet İşleri Başkanlığı Kurumsal İletişim Müdürlüğü’nde Koordinatör olarak görev yapan Yüksel Sezgin’in anlattığı ibretlik bir...

Ermeni Cemaati ve Kürt Bilinen Ermeniler

Çeşitli kaynaklardan aldığımız bilgilere ve Oxford Üniversitesi, Antropoloji Doktora Öğrencisi Hrag Papazian’a göre;bugün Türkiye’deki Hristiyan...

Erdoğan ve Ak Parti Giderse Neler Olur?

Biz özellikle Ben ve kalemim Tevhit/Vahdet ideolojisine bağlı, inandığı değerlerden tâviz vermeyen, İmanı ve âmeli...

Bursa Büyükşehir İnegöl Baskını Altında….

İlk önce “Adam” olan, Mayası ve kökü bozuk olmayan, İdeal ve ideolojisinde düşman emeller bulunmayan,...