Yazar Portal | Turkiye Interaktif Kose Yazarı Gazetesi

Kalplerdeki Kuraklığın Yeryüzüne Yansıması?


01 Şubat 2014 00:01

Yorum Yapılmamış

Dua; ibadetin özüdür.  (Ey Muhammed!) “De ki: ‘Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!’ 25/77” Dua; seslenmek, sesleniş, halini arz etmek… Hak etmediğinden kurtulmak veya hak ettiğini elde etmek adına dilenmek, kendini tanıtma ve ifade etme çabası. Dua; bir nevi savunma… Dua; insanın içindeki merhametin, dünyanın inşası için dışa yansıması anlamına gelmektedir. Dua sevgidir, muhabbettir, şefkattir ve aynı zamanda fedakârlık, tamir ve inşadır.

Müminlerin birbirine karşı en önemli vazifelerinden biri de şüphesiz ki duadır. Bedduaya gelince kinin, nefretin ve öfkenin bir mahsulüdür. Dinin tasvip ve tavsiye etmediği, hele hele Müslüman’ın Müslüman’a bedduası yasaklanmış bir fiildir.

Elbette bir insanın ömür boyu ortaya koymuş olduğu ahlakı bir fiil ile silinemez. Ancak yapılan yanlışın acilen düzeltilmesi Müminlerin arasındaki fitnenin söndürülmesine herkesin katkı sağlaması elzemdir. Müslüman Müslüman’a tuzak kuramaz. Kurulan tuzakların bozulmasına yardımcı olmayanın bedduası da zaten anlamsız olacaktır. Meselelerin konuşularak çözülmesi önemlidir. “… Birbirininiz kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın… 49/12” Kardeşlerimizin hatalarını kendilerine izah ederek bu anlamda onlara yardımcı olmak bir erdemdir.

Ama bunu yaparken onurlarını kırmadan ve rencide etmeden ve “Her kim bir Müslüman kardeşinin ayıp ve kusurlarını kimsenin görmediği ve görmesini istemediği şeylerini örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıplarını örter. Her kim Müslüman kardeşinin meydana çıkmasını istemediği bir şeyi ortaya çıkarır ve dile verirse, Allah da onun ayıplarını, kimsenin bilmesini istemediği hallerini meydana çıkarır.

Bu suretle kendi evinin içinde de olsa onu rezil eder.” Hadisinde geçen ilkelere dikkat ederek yapmalıyız. Bu, Müslüman müslümanı ayıbıyla ve günahıyla baş başa bırakır anlamına gelmemelidir. Onu rezil rüsva etmeden uyarır! Gerçeği görmek için yüreğindeki güneşten haberdar olanlar, muma ihtiyaç duymazlar! Ancak hatasında ısrar edenler için yapacak bir şey olmadığını itiraf etmek zorundayız. Yüzyıllarca Müminlere tuzak kuranların bugün Müminlerle hareket eder gözükmesi Müminlerin ferasetinden kaçmamalıdır. Daha kaç kez aynı delikten sokulacağız. Timsah gözyaşı akıtanlar, Mümine dost olamazlar.

Çünkü dostluk menfaatin değil samimiyetin bir gereğidir. Allah’ın sizinle olmasını istiyorsanız içten (Kalpten) Allah deyiniz. Yeryüzünde rahmet edin ki; Gökten size rahmet aksın. Susuz kaldığınızda, lokmanıza dikkat edin ki dualarınız seller akıtsın! Riyakarlık ve yalanla aldatılmaz bir Allah var.

Tembellikle tevekkülü ayırt etti İslam dini, “…herkese çalıştığı kadar var 53/39” hala bunu bilmeyen var. Hırs ile kör olup Kaderi anlamayanlar, günahı da vebali de takdirin boynuna attılar. İç ve dışı bir etmeyip bunu bir hüner saydılar… Günümüzde yaşanan felaketlerde gerçek suçluyu bulmuş ve adını ‘Manevi KURAKLIK’ koymuştum.

Kuraklık endişesine kapılan bu toplum, yağmur duasına çıktığı gibi, bu toplumun ıslahı için neden duaya çıkmazlar. Manevi kuraklığın farkında değiller mi acaba?  Kuraklığı yaşamadan, dünyalıklara gelme ihtimali olan zararı defetmede bu kadar hassas olanlar, niçin gelmesi kesin olan ahiret kuraklığından (azabından) kendilerini korumak için tedbir almazlar? Cahili bir toplumda neden-niçin soruları bitmiyor maalesef. Zira cahili toplumlar, çok çabuk geçen dünya malını çok seviyor.

Amacına ulaşmak için menfaatçi ve çıkarcılar gibi, helal-haram demeden elde etmek için çabalayıp duruyor. Peki, ya helal gayenin sahipleri bu hengâmede ne yapıyor ve yapması gerekenler ne? Peygamberimiz (s.a.s) şöyle demiş: “Ya kemali ciddiyetle iyiliği emreder, kötülüğü nehye dersiniz, ya da Allah en şerlilerinizi tepenize musallat eder de, o zaman en Salihleriniz dua eder de lakin duaları kabul olmaz.” Vaziyet bu. “Hani, Musa (a.s) kavmi için su dilemişti. Biz de, “Asanı kayaya vur” demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı bilmişti. “Allah’ın rızkından yiyin, için. Yalnız, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın” demiştik. 2/60” “Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı, taş gibi; hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır.

Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir. 2/74” Kalplerdeki kuraklık yeryüzüne ve günümüz Müslümanların İslam anlayışına da etki etmiştir. Bu coğrafya çok badirelere şahitlik etmiştir. Birçok hüznü ve destanı barındırmıştır bağrında. Ben haddimi de hakkımı da bilirim.

Fakat Taif’te O’nu taşlayanlara bile beddua yerine dua eden bir Peygamberin (s.a.s) gerçek ümmeti olmak ve inşa ettiği kardeşlik hukuku neyi gerektiriyorsa öyle davranılması gerektiğini hatırlatmak istedim sadece! Ancak şu da unutulmamalıdır ki Müslümanlar dua yerine birbirlerine beddua etmeye başlamışsa; bu, imanımızda veya İslam anlayışımızda ciddi bir sıkıntının varlığını net olarak ortaya koymaktadır.

@/MBHedbi

Okunma Sayısı: 65

Yazarın Diğer Yazıları

Ahlaksızlığın Göstergesi

Ahlak, bir kitabın cildine benzer. Nasıl ki: “Cilt bozulunca sayfalar dağılır”, ahlak da bozulunca: Ne...

İslam’ın En Büyük Hedefi

Günlerden haftalar, haftalardan aylar, aylardan yıllar ve yıllardan da hem tarih hem de insan ömrü...

Vermeyeceğini İlham Etmeyen Bir Rab

Madem beraatı ilham etti, demek ki af edecek… ‘Selam olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti...

Emekçinin Elini Öpen Peygamber!

Allah Resulü (s.a.s), kendisini ve sahabeyi Tebük seferi dönüşünde karşılayan Sa’d bn. Muaz’ın ellerinin nasırlaştığını...

Korku ve Ümit Arasında Yaşamak

Bizler, umarken korkmayı, korkarken de umudu korumayı tavsiye edilen bir ümmetiz. Allah’ın azabından emin olmak...